Son Perde Patikadan yukarı çıkmak her zamankinden daha zordu. Birkaç dakikada bir durup dinlenmem gerekiyordu ve güneş altında terliyordum. Burayı biraz önce nasıl koşarak indiğimi bilmiyordum. Ya da daha önceDevamı »

Uzun yıllar “çocuk edebiyatı” ve “macera” “avantür” gibi alt türler arasında temsil edilen, ancak son yıllarda “iyi bilim kurgu iyi edebiyattır” düsturu ile nitelikli yayınevleri tarafından sahiplenilerek iyi örnekleri birbiriDevamı »

İçtiğimin hapın etkisini ne zaman göstereceği konusunda bir fikrim yoktu. Ama diğer haplara biraz benziyorsa, yarım saat ile bir saat arasında başlaması gerekiyordu. Biraz baş dönmesi ve görüntüde bulanıklaşma, baş ağrısı gibi etkiler beklenebilirdi. Tabii bunlar diğer, ‘normal’ haplardaki yan etkilerdi. Bunun ne zaman ve nasıl etki edeceğini bilebil… Menekşe kokusu…Devamı »

3. Perde Yazın gelmesine daha bir kaç ay vardı, ama şimdiden bazı günler gerçekten sıcak olmaya başlamıştı. Beyaz boyalı tek katlı evimizin bahçesinde güneş altında çalışırken, güneşin boynumu ve yüzümüDevamı »

Koordinatlar mı, diye düşündü adam, Tanrı koordinatların belasını versin! Siyaha tutsak ışıltılar geziniyordu başlığının camında. Yıldızlar kavisli cama yansıyor, yer değiştiriyor, parlayıp sönüyordu. Aşağıda bir yerlerde o mavi umutsuzluk dönüp duruyordu…Devamı »

Mitoloji Sözlükleri bölümümüze uzun zamandır beklediğimiz Türk Mitolojileri Sözlüğünü eklemiş bulunuyoruz. Bu özet sözlüğü hazırlayan ve sunan sayın Pınar KARACA‘ya teşekkürlerimizi sunuyoruz. – Kayıp Dünya Alfabetik Sözlük (A-B) (Alahçın Hatun’danDevamı »

2. Perde Denizden gelen tuz kokulu esinti yüzüme çarptığında, evimizden kasabaya inen patikayı yarılamıştık bile. Henüz ilkbaharın başı olduğu için güneş fazla yakmıyordu, ama Funda’yla ellerimiz terlemeye başlamıştı. Elimi silmekDevamı »

Aznamıc’ın kalın dudaklarındaki kıvrımları hatırlatıyor uçurumun kenarındaki eğimli taş yığını. Onun gibi kavisli, keskin, ürkütücü ve ömrün ansızın noktalanabileceğini hatırlatacak kadar acımasız. Ayağın kayıverir ve hop, yüzlerce metre aşağı, sayısız hurda mekiğin üst üste istiflendiği zemine çakılırsın.

Hava kararıyor. Kentin girintili çıkıntılı siluetinin doğurduğu gölgeler uçurumun kenarından yavaşça süzülerek aşağı, paslı hurdaların üzerine akıyor. Ay gölgeli gözlere sahip yuvarlak yüzüyle usulca parıldıyor kızaran gökte. Yıldızlar bir arada görünmelerine karşın yalnızlığı hatırlatıyor.

Nedense bir romanın son sayfalarını çeviriyormuş gibi hissediyorum kendimi. Efsaneler tanrısı Zeus beyaz sakallı yüzünü bulutların arasından çıkarıp, “Hayat kitabının kapağını kapıyorum, ey faniler!” dese şaşırmayacağım.

Ve böyle hissetmemin nedeni Aznamıc. Daha doğrusu onu tanımış olmam.Devamı »

Badahan Canatan, bu hikayeyi T.B.D’nin bilim kurgu hikaye yarışması için yazmış, fakat başvuru tarihi ile ilgili bir sorundan ötürü, hikayenin yarışmaya katılamadığını ifade ediyor. Hikayede göreceğiniz “MKİM3033” ifadesi de buDevamı »

Gözlerini açtı. Kül rengi naylon bir çuvalı paçavralar ve kâğıt parçalarıyla doldurarak oluşturduğu yer yatağından doğruldu ağır hareketlerle. Elini ağzına kapama gereği duymadan uzun uzun esnedi. Dışarı kulak kabarttı sonra:Devamı »

Önce fark etmiyorum ne dükkanı olduğunu, sadece ahşap kakmalı kapının güzelliğine kapılıp istemsizce yaklaşıyorum o tarafa doğru. Sonra tabelayı görüyorum ve üzerindeki açık mavi ve yaldızlı sarıyla yazılmış kelimeleri: EskiDevamı »

Bu hikaye, Korkut ALDEMİR’in “Ankara’da Soğuk Gece” romanındaki öğeleri içeriyor olsa da, romanın (veya olası serinin) dışında, bağımsız bir öyküdür. Kitabı okumuş Kayıp Dünya takipçilerinin daha keyifle okuyacağını düşünüyorum. –Devamı »

Kadir, karanlık olan oturma odasında durmuş, sinirli gözlerle oğlunun yattığı odaya doğru bakıyordu. Üşüyordu ve bunun sebebini ona söylemesi için duvarda asılı olan termometreye bakmasına gerek yoktu, oda aniden soğumuştu.Devamı »

Eski katedralin içerisinde yüzyıllardır nefretten doğan öfke, şiddetle saçılan dehşet, kanla beslenen kaos hâkimdi. Katedral denildiğinde akla gelen şey; yasaklanmış, bilinmez dinlerin kanlı törenleri, kaçırılan insanlar, onlara uygulanan işkencelerdi. TamamenDevamı »

Naron uzun ömürlü olan Rigel ırkındandı ve ailesinin galaksi kayıtlarını tutan dördüncü üyesiydi. Naron’un büyük bir defteri vardı. Buna galaksilerde kafaları gelişen çok sayıdaki ırklar kaydediliyordu.Devamı »

Ahmet bey, rahat yatağındaki uykusundan aniden uyandı. Pencerelerden odaya dolan sabah güneşi, içini yeni bir güne başlamanın huzuru ile doldurdu. Sonra yatakta yalnız olduğunu, eşi Nuran’ın yanında olmadığını görünce huzuruDevamı »

Uygulama salonunun kapısından tir tir titreyerek giriyorum. İkimiz de birbirimizle göz göze gelmekten çekiniyoruz. Bu nasıl büyük bir heyecan Tanrım? Bayılacağım. Bu histen Çınar’ın yumuşacık sesiyle sıyrılıyorum. – Tanışalım mıDevamı »