Mandela hakkında bir hikâye yazmalıyım.   Cumartesi sabahın 6’sında Kader’den gelen mesaj ile uyanıyorum. Normalde kimse bana bu saatte ulaşamaz, önceden izin verdiğim az sayıdaki kişi hariç. Kader bunlardan biri.Devamı »

Yaşlı adam gecenin yarısında nefes nefese ilerliyor, peşinden de onun kocaman adımlarına ayak uydurmaya çalışan bir çocuk koşuyordu. Kız arada sırada arkasına bakıyor ama baştan aşağı zırhlı olan adamın karanlıktaDevamı »

1. Bölüm Kendine geldiğinde bir yatakta yatıyordu. Onu her yerinden bağlamışlar vücudu üzerinde bir şeyler yapıyorlardı. Var gücüyle bedenini sıkan kemerlerden kurtulmak için çırpındı. Ama kendisini bağlayan kemerlerden kurtulması imkânsızdı.Devamı »

Erkenden inen karanlığı, soğuk ve nemli havası, bitip tükenmeyen kalabalığı, balık ekmekçisi, tavuk dönercisi, bir milyona çiçek satan çingeneleri, dilencileri, şehir hatları vapurları, sarı dolmuşları, Haydarpaşa’sı, trenleri, sahili ve trafiğiDevamı »

Çoğu insan, sadece yaşamak için vardır. Neden yaşadıklarını bilmezler. Kafalarının içi, çözmeye ömür yetmeyecek düğümlerle dolu olur. Kendilerine ne söylenirse o şekilde yaşamanın en doğru olduğuna inanır. Bu insanlar aslaDevamı »

Tek bir levha, uzayın boşluğunda beliriyor. Dümdüz ve pürüzsüz yüzeyinin üzerinde hiç bir ayırt edici özellik yok. Yaklaşık 30 cm. uzunluğunda ve 9 cm. eninde. Kalınlığı yok; sıfıra yakın birDevamı »

Tuska bugün ağaç yiyecekti. Kayakardeşleri insanların ağaçları çok sevdiğini, yemesine izin vermeyeceklerini, alçak topraklara inerek vaktini boşa harcayacağını söyleyip durmuştu.Devamı »

Adam sıkıntıyla mavi gözlerini açtığında önce parlak beyaz ışık gözlerini aldı. – Bu rüzgâr da ne? diye düşündü önce. Gözleri alıştıkça yukarı ve ileri doğru süzüldüğünü farketti. Yeşil çayırları ve tepeleriDevamı »

Artık korkmuyordum.

Geri dönülemez yola giren bir intihar bombacısı gibi, kaçınılmaz olan ve kendim ile başbaşa kalmıştım artık.

Dönerek, beni seyretmekte olan bütün dünyaya baktım. Devamı »

Gecenin uğursuz karanlığında bedbaht bir adam, şehirde ilk doğanların artık doksanlık kocalar ve kocakarılar olduğu Kostantiniyye’nin kadim sokaklarında koşturmaktaydı. Devamı »

Büyük bir şangırtı sessizliği delip geçmişti adeta. Cam kırıkları havada savruluyor, küçük plastik top yerde sekiyordu. Oturma odasındaki bahçeye bakan büyük pencerenin camı parçalar halindeydi artık. Nasıl olduğunu anlayamamıştı. Topu,Devamı »

Sabah saat dokuza yaklaşırken, laboratuvarın içindeki dönen merdivenden koşarak yukarı çıktım ve bir süredir dışarıdan üzerine vurulan yumruklarla yankılanan kilitli metal kapıyı içeriden açarak Zeynep’in ve güvenlikçi Ahmet’in yüzlerine baktım.Devamı »

Şalteri indirdiğim anda birkaç şey birden oldu ve bunların hiçbirini beklemiyordum.

Önce laboratuvardaki bütün ışıklar söndü ve karanlıkta tek başıma kaldım.

Sonra, elimi şalterden çekmeden ne olduğunu anlamaya çalışırken, yüksek sesli ve tiz bir alarm çalmaya başladı.Devamı »

Dünya ölmek üzere ve ben eskiden nasıl bir yer olduğunu çoktan unuttum. Sadece bazı hayaller, zaman zaman rüyalarda görünen anılar var. Bir de küçük kızım. Daha fazlasını unutamam. Karanlığın ortasındayız.Devamı »

Irkından nefret ediyordu… Sebeplerini bir bilseler, kesin deli damgası yerdi. Bu yüzden kimseye anlatamazdı. Yoksa bir yere kapatırlardı onu. Sözde tedavi adı altında önce deli olduğunu kabul ettirirler ve sonraDevamı »

Laboratuvara yakın bir semtte bana tahsis edilmiş olan lojman evimde saatler sonra zorlukla daldığım uykumdan, kâbuslar görerek uyandım. Uykuyla uyanıklık arasındaki o gri bölgede, karanlık odamın bir köşesinde beni izleyen ve yavaşça hareket eden bir Kabuki varmış gibi hissederek titredim.Devamı »

BİRİNCİ TABLET Gılgamış’ın yapıp ettiklerini yeryüzünün her yanına duyuracağım. O, her şeyi bilen kişiydi. Bize tufandan önceki günleri hikaye eden oydu. Uzun bir yolculuğa çıktı. Döndükten sonra dinlendi ve hikayeninDevamı »