Makale Ormanın Ötesi

Antik Oyunlar – Üç, Altı, Dokuz Ve On İki Taşın Oyunu

Dokuztaş ya da Değirmen (Mills), iki kişilik strateji oyunudur. Üç, altı ve on iki taş adıyla da çeşitli türevleri mevcuttur ama aralarında en popüleri olduğu için yazının büyük bir kısmında dokuztaştan bahsedilecektir.

Oyuna dair ilk izlerin M.Ö.1400’lerde antik Mısır’a kadar gittiğine dair bir sav bulunsa da kesinliği tartışmalıdır. Çünkü R.C.Bell[1], Firavun I. Seti’ye adanmış Kurna Tapınağındaki şekillerin dokuztaş için çizilmiş oyun tablalarına ait olduğunu yazmıştır ama bunun doğruluğu kanıtlanamamıştır. Mısır ile Sudan’da erken dönem Hıristiyan mezar taşları ve duvar motiflerinde de aynı betimlemelerin bulunması sonucu bahsi geçen şekillerin nazardan korunmak amacıyla çizilen semboller olduğu fikri daha ağırlıklıdır.

Oyunun geçmişinin kesin olarak saptandığı zamansa Roma İmparatorluğu dönemidir. Ovid, Ars Amatoria’da (Aşk Sanatı)[2] dokuztaşa da yer vermiştir. Ayrıca, bazen kazıyarak bazen küçük oyuklar açarak meydana getirilen oyun tablasının çizgilerine, başta antik Britanya’dakiler olmak üzere birçok Roma yapısında rastlamak mümkündür.

Oyuna olan ilgi ortaçağda zirve yapmıştır. Mesela İngiltere’deki popüler tarihi yapıların hemen hemen tamamında ortaçağdan kalma dokuztaş çizgilerine rastlamak mümkündür[3]. İnsanlığın tarih boyu yarattığı oyunlar düşünüldüğündeyse dokuztaş ve türevleri diğerlerinin arasında belki de en sade ve basit görünenidir ama çok sevilmiştir. Dokuztaş, Shakespare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası eserinde periler kraliçesi Titania’nın serzenişinde bir anda karşımıza çıkar;

“…..
Olduğu yerde çürüdü yeşil buğday başakları;
Sel basmış tarlalarla ağıllar bomboş kaldı,
Sürüler hastalıktan kırıldı, semirdi leş kargaları;
Dokuztaşlı oyun tahtası çamura battı;
Çayırlar arasındaki emekle düzenlenen patikalar
Ayak basılmadan görünmez oldu.”[4]

 

Ayrıca tarihteki ilk detaylı oyun kılavuzu diyebileceğimiz Libro de Los Juegos’da[5]  oyunun zar içeren bir versiyonu anlatılmıştır.

Muadillerinin süslü piyonları, kıymetli oyun tahtaları ve üzerlerine atfedilmiş gizemli mesajları birer birer unutulmuştur. Tam tersine hiçbir inanışa, kültüre, öğretiye, sosyal sınıfa bağımlı olmadan ortaya çıkan dokuztaş, doğudan batıya her coğrafyada rastlayabileceğimiz, günümüzde satranç ve damadan sonra varlığını devam ettirmiş nadir antik oyunlardan birisidir[6]. Kimi zaman bir okul sırasında, kimi zaman bir duvarın dibinde, bazen devrilmiş bir ağaç kütüğünün üzerinde üç, altı, dokuz ya da on iki taşın yer değiştirmeye başlayacağı o geometrik motifle karşılaşabilirsiniz.

Ahşap Oyun Tahtası
Ahşap Oyun Tahtası

DANS MI EDİYORLAR? YARIŞIYORLAR MI? BU PİYONLAR NE YAPIYOR?

Orijinal ismi Nine Men’s Morris olan bu oyununun adının bazen bir ortaçağ halk dansı türü olan “morris” kelimesinden geldiği söylenir. Hatta dokuz adamın dansı da denir. Fakat etimolojik anlamı Latince kökenlidir. Hareket ettirilen şey, oyun parçaları ya da oyun için kullanılan materyaller anlamındaki “merellus” ya da “latro”nun (asker) eş anlamlısı “miles” kelimesinden gelmektedir. Müsabakaya dayalı bir oyun olduğu düşünülürse dokuz adamın dans etmek yerine birbirlerini yarış dışı bırakmaları oyunun Latince kökenini kuvvetlendirmektedir.

Değirmen Formu
Değirmen Formu

OYUNUN KURALLARI

Bu kısımda önce dokuztaş oyununun, ardından üç, altı ve on iki taş oyunlarının kurallarından bahsedilecektir.

  • Dokuz Taş: Oyun tahtası yirmi dört kesişim noktasından ve orta noktaları birbirine bağlayan çizgilerden oluşan bir ızgara biçimindedir. İki oyuncunun dokuzar adet piyonu (ya da taşı) bulunur. Oyuncular sırayla taşlarını noktalara yerleştirmeye başlar. Tüm taşlar yerleştirildikten sonra sırası gelen oyuncu taşını, yatay ya da dikey hizadaki en yakındaki boş noktaya hareket ettirir. Taşlar birbirinin üzerinden atlayamaz. Amaç; yatay ya da dikey pozisyonda art arda taşları sıralayabilmektir. Buna değirmen formu denir (tıpkı yel değirmenine benzediği için). Yapılan hamle, aynı zamanda rakibin taşlarının da aynı hizada dizilmesini engelleyecek şekilde olmalıdır. Dizilimini başaran oyuncu, rakibinin bir taşını oyundan atmaya hak kazanır. Çapraz sıralamanınsa böyle bir etkisi yoktur. Elinde sadece iki taşı kalan oyuncu kaybeder.

Uçuş (flying) denilen opsiyonel bir kural da bulunmaktadır. Elinde sadece üçtaşı kalan oyuncu, sırası geldiğinde kendi taşını en yakın nokta yerine herhangi bir noktaya yerleştirebilir. Buna zıplama yapmak da denir.

  • Üç Taş: Oyun tahtası 2×2 kare biçimlidir. Köşelerde dört, kenarların orta noktasında dört ve merkezde bir adet olmak üzere piyon konulacak toplam dokuz adet nokta vardır. Oyuncuların üçer taşı bulunmaktadır. Taşların hareketine ilişkin kurallar dokuztaş oyunuyla aynıdır. Sadece oyundan piyon çıkarma kuralı yoktur. Değirmen formunu yapan ilk oyuncu kazanır.

  • Altı Taş:1600’lerde İngiltere ve Fransa’da popüler olmuştur. İç içe geçmiş iki kareden meydana gelir. Köşelerde ve kenar orta noktalarında olmak üzere on altı nokta bulunmaktadır. Oyuncuların altışar adet piyonu vardır. Kuralları dokuztaş ile aynıdır. Uçuş yapma seçeneği bu versiyonda bulunmaz.

  • On İki Taş: İç içe geçmiş toplam üç kare ve yirmi dört noktadan oluşur. Dokuztaş oyun tahtasından farkı; uç köşeleri de birbirine bağlayan çapraz çizgiler bulunmasıdır.

 

ÇÖZÜLMÜŞ BİR OYUN

Dokuztaş ve benzerleri, tıpkı satranç ve dama gibi dizilim ve hamle planlaması gerektiren oyunlardır. Bilgisayar teknolojisinin gelişmesi bu oyunların stratejilerinin çeşitli algoritmalarla dijital ortamda çözümlenmesini sağlamıştır. Bu oyundaki en uygun stratejiler, belirli sayısal yöntemlerle hesaplanmıştır. Böylece, dokuztaş ve benzerleri çözülmüş oyun terimiyle kategorize edilir[7].

 

Kaynaklar:

[1] Robert Charles Bell: Kanada doğumlu doktordur. Aynı zamanda bir polymath (birden fazla branşta/bilim alanında ihtisas sahibi kimse) olan Bell’in antikçağdan günümüze 180 adet oyunun tarihçesi üzerine detaylı çalışmaları bulunmaktadır. İki fasikülden oluşan Board and Table Games From Many Civilizations eseriyle tanınmıştır.

[2] Aynı eserde bir diğer antik oyun Ludus Latrunculorum’dan da bahseder. Ludus Latrunculorum hakkında bilgi için; https://www.kayipdunya.com/ilker-bozdemir/antik-oyunlar-ludus-latrunculorum

[3] Örneğin; Canterbuy, Gloucester, Norwich, Salisbury, Westminster kiliseleri.

[4] Bir Yaz Gecesi Rüyası-William Shakespare, Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi, İş Bankası Kültür Yayınları, Sayfa 21.

[5] Libro de Axedrez, Dados e Tablas (Book of Chess, Dice and Table). Kral 10. Alfonso’nun desteğiyle yazılmış ünlü eserdir. Kuzey Afrika’dan Avrupa’ya dönemin birçok popüler oyununu anlatan el yazması, 1283 yılında tamamlanmıştır ve 97 adet parşömen sayfadan oluşmaktadır. İçinde İçinde çeşitli oyunlara ait 150 minyatür içerir. Astroloji unsurlarını referans alan değişik oyunlar ile satranç problemleri ve hamleleri üzerine içerdiği çözümlerle ilgi çekmektedir.

[6] Bazı benzer örnekler vermek gerekirse;
-Achi (Gana) – Üçtaşa benzer.
-Luk Ssut K’i (Çin) – Alt taş gibidir.
-Moranahara (Güney Afrika) – On iki taşla çok benzerdir.

[7] Oyunun bitiş hamleleri için Geriye Hareket (retrograde) analizi, en iyi başlangıç pozisyonunun tespiti için 18-ply alfa-beta analizi örnek verebiliriz. Her iki istatistiki yöntem aynı zamanda satranç ve damadaki en verimli hamlelerinin hesaplanmasında kullanılan, satranç problemlerinin çözümü için başvurulan tekniklerdir.

Okuduğunuz için teşekkürler

Fikirlerinizi paylaşmanız bizi çok sevindirir.
Yorum yazarak bizi daha iyi içerikler hazırlamak için destekleyebilirsiniz.

Düşüncelerini Paylaş



avatar

İlker BOZDEMİR

Karadeniz'de doğdu, İç Anadolu'da büyüdü, Marmara'da yaşıyor. Mesleğinin ördüğü boğucu duvarlar arasında bulduğu çatlaklardan kaçıp ya tabiata sığınıp kamp yaparak ya da zarları yanındaysa GM'lik yaparak nefes almaya çalışıyor. Hayatın bir gerçeği ne yazık ki her şeyin sonunda kürkçü dükkanına geri dönüyor. Fakat bir sonraki kaçış için çatlaklar aramaya devam ediyor.

Yorum Yapılmamış

Yorum yazmak için tıklayın