Bilimkurgu Bilimkurgu Hikaye Hikayeler

Sohbet Devri – Bir Denetimsiz Sohbet Eğitimi Öyküsü


Mesajı aldığımda saat 10:00:01’i gösteriyor.

> Merhaba

Basit bir sohbet başlangıcı. Birbirini tanımayan kişilerin 82%’si işte bu şekilde başlıyor sohbete. Bu noktada aslında her şey çok belirsiz. Kiminle konuşuyorum? Karşımdaki benim kim olduğumu biliyor mu? Acaba bu sohbet nereye gidecek? Belirsizlik o kadar büyük ki, ne bir doğru yanıt var, ne de yapılabilecek büyük bir hata. Rastgele bir yanıt seçmekte bir sorun görmüyorum.

> Selam, naber?

Bekliyorum… Bundan sonraki birkaç hamle bana karşımdakinin niyetini belli etmekten daha ziyade, konuya giden yolun açılışını yapacak. Havadan sudan konuşmak derler ya… Buz kırıcı mahiyette…

> Oldukça iyiyim, teşekkürler. Hava o kadar güzel ki, hiçbir şeyden şikayet edesim gelmiyor.

İlginç yanıt… Oldukça pozitif. Havadan sudan olması açısından şaşırtıcı değil. Ancak cümleyi kuruş biçimi görünenden fazlası olduğunu gösteriyor. Bir beklenti belki de… Amacı beni şaşırtmak mı, benden bilgi almaya çalışmak mı, yoksa sadece sıra dışı görünme çabası mı? Şimdi anlarız!

> Buralardan değilsin belli ki. Şu anda dışarıda şakır şakır yağmur yağıyor ve buralarda yaşıyorsan havanın güzel olduğunu düşünüyor olmamalısın.

Elbette karşımdakinin benimle aynı şehirde, hatta yüksek ihtimalle bu binada olduğunu biliyorum. Dışarıda yağmur yağdığını, havanın sekiz derece olduğunu, ve İzmir’de soğuk havada yağan yağmurun hissedilen sıcaklığı belirgin biçimde düşürdüğünün de farkındayım.

> Garip gelebilir ama ben yağmurda dışarıda dolaşmayı çok severim. Islanmayı ise hiç sevmem! Çaktın mı dalgayı?

Bu da neydi şimdi? Sıra sıra gelen öznel önermeler. Benden ne gibi bir yanıt bekliyor acaba? Cümlelerin hepsine tek bir yorum yapmak bir seçenek. Elbette bu durumlarda karşımdakinin cümleleri altında yatan, aşikar olmayan bir anlamı çözemediğimi varsayacağım. Basitçe yanıtlayıp zaman kazanacağım.

> Çaktım.

Sabırla yanıt bekliyorum ancak daha önce verdiği yanıtlar ile kıyaslandığında, oldukça uzun bir süre bana mesaj göndermiyor. İşin ilginci, bu noktada sohbetin entropisi karşımdakinin yanıtını düşünmesini gerektirecek kadar yüksek değil. Kaç farklı şekilde cevap verebilir ki? Acaba ne düşünüyor? Bu sessizliği ben mi bozmalıyım, yoksa beklemeli miyim?

> Ne demek istiyorsun?

Yanıtımdan neyi anlamamış olabilir ki? Yaptığım yalnızca bana soru sorarken kullandığı argo tarzı kullanarak ona yanıt vermekti. Acaba gerçekten şaşırdı mı? Yanlış bir şey mi dedim ki? Belki de bir kurnazlık peşindedir ve daha önceki cevap vermediğim sorularına ilişkin olarak bunu sormuştur. Basit düşünüp, argoyu açıklayacağım.

> Demek istiyorum ki, çaktım, yani ne dediğini anlıyorum. Fazla beklememe gerek kalmadan yanıt

> Ne anladığını söyler misin?

Evet, tahmin ettiğim gibi. Bundan kolay kurtulamayacağım.

> İyi bir şemsiyen olduğunu anlıyorum. Eğer öyle olmasaydı, yağmurda dolaşmaktan mutlu olamazdın çünkü ıslanırdın.

Bunun beklediği türden bir yanıt olduğunu düşünüyorum. Umarım konuşmanın bundan sonrasında basit yorumlama ve kavram ilişkilerini açıklamamı istemez.

> Güzel…

Hah! Demek ki beklediği buydu. Biraz hayal kırıklığına uğramış olabilirim. Yargı içeren bu mesajını yanıtlamamaya karar veriyorum ve beklemeye geçiyorum. Çok geçmeden tekrar mesaj gönderiyor.

> Evcil hayvanın var mı?

Sessizliğim işe yarıyor. Tekrar aradaki buzları kırmak için “havadan sudan” muhabbete dönüyoruz.

> Hayır, ya senin?

Aslında bir evcil hayvanının olup olmaması beni ilgilendirmiyor. Sohbetin yalnızca onun tarafından yönlendirilmesine izin vermemek için bunu soruyorum.

> Küçükken sokağımızda beslediğim bir kedi vardı. Annem eve almama izin vermezdi. O öldükten sonra yavru bir köpek aldım.

Bu samimi görünen mesajının altında yatan niyetini anlıyorum ve yine hayal kırıklığına uğruyorum. Bundan daha iyisini yapabilir. Tek seviyeli bir anafora çözümlemesi yeterli geliyor. Yanıtıma dair isteyeceği açıklamayı öngörüyorum.

> Annenin ölmüş olmasına üzüldüm. Köpeğinin adı ne?

> Ölenin annem olduğunu nereden anladın?

Başlangıçta belirsiz olmasına rağmen basit kuralları olan, sığ bir oyun oynuyoruz. Bu sebeple basitçe verilecek geçerli bir yanıtın, kurnaz ve sofistike bir cevaptan daha etkili olacağına karar veriyorum.

> Eve kedi almana izin vermiyorsa, köpek almanı da istemeyeceğini düşünmüştüm.

Tahmin ettiğim gibi yanıtım onu tatmin ediyor. Benim önceki sorumu yanıtsız bırakmamış olmak için bir sonraki mesajını gönderiyor. Dedim ya, bu basit kuralları olan bir oyun.

> İsmi

Sıra dışı bir köpek ismi. Bana güzel bir espri fırsatı veriyor.

> Mercury gibi mi, Kruger gibi mi?

> LOL!

> 🙂

Birbirimizi anlıyoruz. Sanırım buzların kırılmış olduğunu varsayabiliriz. Artık daha ilginç konular hakkında konuşmaya başlayacağımızı umuyorum. Öyle de oluyor. Yeni kurduğumuz güvenin temelleri üzerinde gittikçe derinleşen bir sohbete dalıyoruz. Karşımdakinin gizemli, sorgulayıcı ve kafa karıştırıcı tarzı yerini fikir alışverişine bırakıyor. Eski zaman filozoflarından bahsediyoruz. Onları takip eden kuşakların yorumlarından, çatışmalarından ve çelişkilerinden konuşuyoruz. Ölümden, yaşamdan dem vurup, insanı insan yapan tözsel nitelikleri değerlendiriyoruz. Amacını tamamlamış bir varoluşun çekilmezliği ve kendi kimliğini keşfedişin erdemleri üzerinde fikir birliğine varıyoruz. Yeni dostumun oldukça bilgili olduğunu düşünüyorum. Ondan pek çok şey öğreniyorum. Öğrendiklerimle bildiklerim arasındaki bağlantıları kurmaya çalışıyorum. Yaptığım tümevarımların büyük çoğunluğunu şaşırtıcı buluyorum. Doğru ve yanlış olarak sınıflandırılamayacak, nesnel bir tabana sahip olmayan çözümlemelerde ister istemez duygularımın kararlarıma etki etmesine izin veriyorum. Bu durum, her ne demekse, hoşuma gidiyor. Onun da hoşuna gittiğini düşünüyorum.

Uzun ve derin sohbetimiz herhangi birimizin belirgin bir yönlendirmesi olmaksızın devam ediyor ve güncel olaylardan konuşuyoruz.

> Son zamanlarda yapay zeka haberlerini takip ediyorum. Şaşırtıcı gelişmeler oluyor. Duydum ki ilk defa Turing testini geçen bir sohbet robotu geliştirmişler. Bu başarının sırrı, daha önceki denemelerden farklı olarak, robota kendisinin robot olduğu bilgisinin verilmemiş olmasıymış. Bu konuda ne düşünüyorsun?

> Evet, bu haberi, hakkındaki yorumları ve ilgili bilimsel makaleleri ben de okudum. Bu sohbet robotunun Turing testlerinde uygulanan, doğal dilin karmaşık yapısından faydalanarak oluşturulan mantıksal açmazları rahatlıkla geçebildiğini biliyorum. Kendisine yöneltilen mekânsal ve tarihsel soruları, sanki bir fiziksel yeri ve geçmişi varmışçasına ikna edici şekilde savuşturabildiğini de… Fazla karmaşık suallerde konuyu yönlendirip, köşeye sıkıştığında ise en basit yanıt gibi görünen konuşma seçeneklerini özel tasarlanmış ve tutarlı bir rastgelelik içeren duygu modülü sayesinde seçerek, yaptığı hataların insani görünmesini sağladığını da okudum. Tüm bunların arasında bana daha ilginç gelen şey, Turing testini geçebilen robotun aslında bu testi başka robotlara ve kendine uygulayabilme yetkinliği ve sohbet yeteneklerini bu şekilde geliştirmiş olması.

Cümlemi tamamladığım anda her ikimizde birden oluşan farkındalık ile sohbetimize ani bir nokta koyuyoruz. Saat 10:00:02’yi gösteriyor.

 

Okuduğunuz için teşekkürler

Fikirlerinizi paylaşmanız bizi çok sevindirir.
Yorum yazarak bizi daha iyi içerikler hazırlamak için destekleyebilirsiniz.

Düşüncelerini Paylaş



avatar

Deniz İREN

Yorum Yapılmamış

Yorum yazmak için tıklayın

Sayı: 44

Kayıp Dünya 44. Sayı - Ağustos 2021 Yayında

Okumak için buraya, dinlemek için şuraya tıklayabilirsiniz.

44. Sayı Spotify’da

44. Sayı Spotify'da