ELAINE CUNNINGHAM İLE RÖPORTAJ

1

Herkese merhabalar ve sevgiler! Bir hayli uzun süredir hiç birşey yazamadım ve yazmadım. “Forumda neler oluyor, yeni ne hikayeler var?” diye bile bakamadım ve bakmadım. Yapamadım çünkü taşınma işleri umduğumdan daha uzun sürdü. Yok efendim emlakçı ile beraber ev ev dolaş, eşyaları topla, paketle, koli bul, yükle… Yeni ev bul, kontrat imzala, tadilatları tamamla (ki halen bitmiş değil), adam tut, toplanmış eşyaları taşı, boşalt, paketlerden çıkar, yerleştir. Tesisat, elektrik… Aeeeeeee!!! Bunların hepsi zamanımızı çalmaya yetti. Ve halen eskisi kadar olmasa da uğraştırıyor. Unutmadan, taşınmadan evvel gelen hayvanvari telefon faturasını ablama çaktırmadan ödemem ise ayrı bir konu. Herhalde bunu görseydi, kafamı mutfak lavabosuna dayayıp, meyva bıçağı ile zevkle (abarttım galiba) keserdi! Maddi olarak yamulmuş durumdayım. Marmaris Telekom’un sisteminin göçmesi, ödenmiş ağustos ayının faturasını tekrar ödetmesi, benim de bazı özel sebeplerden dolayı o faturayı göstermeden ödemek zorunda olmam buna sebep oldu. Toparlanmam bir ay alır herhalde.

Geçen aylar içinde rüya kent İzmir’den arkadaşlarımı görebilmenin sevinci ile döndüm. Ayrıca geçmişte yaptığım hataları hatırlatacak başkalarını görmem ise duygu kokteyli gibi olmama neden oldu. Üstüne biraz kışın insanı zıvanadan çıkaran soğuğu ve karanlığı, Marmaris’in hayalet kasaba tadında ki sessizliği (hoş içinde yaşayanlar zaten hayalet gibi hisden bir haber ve boş), ismini bir türlü koyamadığım veya koymak istemeyip kendimi kandırdığım şeylere özlem… Kısaca… Şu iki aydan beri iyi değilim, belli bir süre de toparlanacağımı sanmıyorum. Ne yazmak için elim kaleme gidiyor ne de klavyeye. Kitap okurken de hasta bir insanın yemek lokmalarını zar zor, utana sıkıla yemesi gibi kelimeleri ve cümleleri güçlükle okuyabiliyorum. Neler oluyor bilmiyorum. Aslında biliyorum ama sanırım çok geç. Bunları buraya yazmak ise hem beni biraz rahatlattı hem de neden uzun bir süre değer verdiğim siteden uzak kaldığımı açıkladı. En çok Altuğ’dan özür dilerim.

Doğal olarak röportaj da bir hayli sarktı. Ama sonunda servise hazır ve önünüzde. Bu sefer ki röportajımız Elf Gölgesi (ElfShadow), Elf Şarkısı (ElfSong), Drow’un kızı (Daughter of the Drow), Büyücüavcısı (Mage Hound), Gümüş Gölgeler (Silver Shadows) gibi kitapların yazarı Elaine Cunningham. Aynı Mel Odom gibi, bayan Cunningham’da “Wizards of the Coast”a yazarlık yaptı ve halen yapıyor. Hatta hatırlayan varsa Origin’in “Wing Commander” isimli oyunun bir kitabına da yazarlık yaptı.

Röportaja başlamadan evvel bizim, Bayan Cunningham hakkında biraz daha bilgi edinmemizi sağlayacak kısa sorularımızı (hobiler, eğitim, en sevdiği yazar gibi…) yanıtlamayı sevmediği için cevaplamadığını söylemek isterim. Bu hassasiyetine saygı duyduğumuzu belirterek sorulara geçiyorum (hatta iki soruma da yanıt vermemiş, ekleyeyim dedim :))

* * * * * * * * *

Nurettin: Selamlar leydim. Öncelikle bayan Cunningham, şu sıralar çok fazla çalışıyor olmalısınız. Buna rağmen işlerinizi biraz bırakıp zamanınızı bize ayırdınız. Röportaj için gösterdiğiniz bu nezakete teşekkür ederim. Size bay Odom ile de söyleşi yaptığımızı yazmıştım (hatta söyleşiyi size yolladım). İtiraf etmeliyim çok eğlenmiştim! O röportaja girişe de aynı soruyla ve aynı yönetemle başlamıştım. Biliyorum sıkıcı bir soru ama bir şekilde başlamalıyız. Yazmaya nasıl başladınız?

E.Cunningham: Başka herkesin yaptığı gibi– okuyarak. Çok erken yaşlarda kitaplar ve hikayeler için derinden bir sevgi harekete geçirdim. Ablam ve ben maksimum sayıda kitap almamıza izin verilen yerel kütüphaneye sık sık gitmeye başladık. Her biri sanki kendi kitaplarımızmış gibi okuduk ve daha fazlası için tekrar kütüphaneye gittik. Bu alışkanlık benimle beraber kaldı; O zamanlar yılda ikiyüz kitap okuyordum.
Yazmaya ise gençken başladım. Fakat o zamanlar edebiyata olan temel tutkum kitapları açıklamak idi, yazmak değil. Sanata olan ilgim ise beni müzik üzerine odaklanmaya itti. Fakat öyle görünüyordu ki ben her zaman birşeyler yazıyordum; şiir, şarkı sözleri, günlükler, arkadaşlarıma ve aileme bir hayli uzun mektuplar gibi. İlk oğlumun doğumuna, yani yirmilere kadar profesyonel anlamda yazma fikrini düşünmedim. Bu sıralarda kariyerimi geliştiriyordum ve MBA programı da iyi gidiyordu. Fakat bu harika ufak insandan bütün gün boyunca uzak kalmayı başaramadım. Böylece eşim, okumaya olan hevesimi işaret ederek, yazmayı denememi önerdi. Bu uygun bir düşünce olabilirdi (Anlaşılan oldu da, şimdi 1,80 boyunda bir bebeğim var ve ben halen yazıyorum).

Nurettin: Bayan Cunningam sadece fantezi ve bilim-kurgu üzerine mi yazıyorsunuz?

E.Cunningham: Hayır. Ayrıca şiir, oyun anlatan köşe yazıları ve kurgu olmayan öykülerde yazarım. Şu sıralar tarihi bir roman ve mainstream (Nurettin: Üzgünüm çeviremedim) kurgu üzerinde çalışıyorum.

Nurettin: Peki hayal dünyasına ilk adımınızı nasıl attınız?

E.Cunningham: Benim için hayal gücünün kapı aralığına giden her iş, “Nasıl olurdu?” sorusuyla başlar. O diğer dünyanın bizimkinden tamamen değişik olduğunu farzederek, bu değişikliklerin orada yaşayanları nasıl değiştirdiğini düşünürüm. Bu sorular başka sorulara neden olur, sonunda karakterlere ve mekana kadar sürer.

Nurettin: Şu sıralar ne üzerinde çalışıyorsunuz?

E.Cunningham: Şu an Kara elf Liriel Baenre’nin kahramanı olduğu, Yıldızışıkları & Gölgeler (Starlights & Shadow) üçlemesinin üçüncü kitabı olan “Rüzgaryürüyücüsü”nü (WINDWALKER) bitiriyorum.

Nurettin: Ben fantezi ve bilim-kurgu üzerine yazmanın zor olduğunu düşünüyorum. Bazen baştan bir dünyayı siz yaratıyorsunuz, bazı zamanlarda ise önceden yaratılmış bir dünya hakkında yazıyorsunuz. Hiç bir şeyini bilmediğiniz bir dünyada nasıl yazmaya hazırlanıyorsunuz? Örneğin; “Wing Commander”…

E.Cunningham: Öncelikle dünya hakkında bilgi edinmeye başlarsın. Eğer önceden yaratılmış bir dünya hakkında yazacaksan örneğin; Yıldız Savaşları veya Unutulmuş Diyarlar gibi, basılan herşeyi okumak zorundasın. Bu aynı tarihsel kurgu yazmaya benzer. Tarihi ve konumu aşırı derecede iyi bilmen gerekir. Eğer kendi dünyanı yaratıyor isen kendi içinde tutarlı olduğundan emin olmalısın. Hayatın aksine, kurgu, anlam taşımalı!

Nurettin: Fantezi edebiyatı nereye gidiyor? Bence “Wizard of the Coast (Wotc)” nereye giderse oraya gidiyor. Sorumu daha anlaşılabilir bir hale getireyim; Şu an Amerika’da Wotc adı altında olmayan başarılı fantezi yazarı var mı?

E.Cunningam: Fantezi edebiyatına halen büyük kahramanlık destanları hakim. George R.R. Martin’in “Ateş ve Buz” (Fire & Ice) adlı destanı en başarılı eserlerden biri, ve eleştirmenler tarafından son bölümleri alkışlandı. Ve bu fantezi edebiyatının gittiği yönü bir hayli etkileyecek. Wotc’un ise fantezi kitapları üzerine yeni akımlar yarattığı fikrini paylaşmıyorum. Onlar kurallara uygun bir biçimde belli türde kitaplar basarlar. Mesela, Unutulmuş Diyarlar “Kılıç ve Büyü” diye bilinen tek kişilik (swashbuckling) fantezi macera türündedir. Ejderhamızrağı ise çoğunlukla “kahramanlık fantezisi” (heroic fantasy) olarak sınıflandırılır. Onların bütün kitapları fantezi oyunları ile bağlantılıdır. Örneğin D&D, Magic the Gathering ve Beş Yüzükler Efsanesi (Legend of the Five Rings) gibi. Böyle olunca karakterler ve heyecanlı hikayeler tanıtabilirler ama fantezi edebiyatının sınırlarını zorlamak gibi bir niyetleri de yoktur.

Ve evet, bir çok ilgi çekici yeni Amerikalı yazar var. George R.R. Martin pek “yeni” sayılmaz- kendisi uzun yıllardan beri bilim-kurgu hikayeleri yazmakta. Fakat altı kitaptan oluşan yeni serisi dikkate değer. Ayrıca Elizabeth Hayden’in “Rhapsody” üçlemesini tavsiye ederim. Son zamanlarda okuduğum fantezi kitapları arasında tavsiye edebileceğim ise; Neil Gaiman’ın, “Amerikan Tanrıları” adlı eseri.

Nurettin: Bay Odom bize Wotc’un belli bir planı olduğunu ve yazarlarından bu plana uyarak hikaye yazmaları gerektiğini söylemişti. Mesela bir Liriel & Drizzt karşılaşması istiyorlar, bunun için herhangi bir yazarı çağırabilirler mi? Her zaman onlar ne yazmanızı istiyorlarsa onu mu yazmak zorundasınız?

E. Cunningham: Unutulmuş Diyarlar çok kompleks bir dünya ve neredeyse yirmibeş seneden beri de varlığını sürdürüyor. Hemen hemen 150’nin üzerinde oyun ürün seti ve bir o kadar da roman mevcut. Ne zaman bir şey bu kadar genişlerse, devamlılık gerçek bir rekabete girer. Ve evet, meselenin de birçok ana noktası var. Fakat bu ana noktaların çoğu geniş kapsamlı ve bir çoğu yazarın yaratıcılığını etkilemiyor. Örneğin benim Danışmanlar & Krallar (Counselors & Kings) üçlemem de (Edi: Türkiye’de Phoenix Yayınlarından çıktı) onlar benden tam zaman olarak DR.1371’de, Hulruaa bölgesinde geçen üç kitap istediler. Hepsi bu. Gerisi benim hayal gücüme kaldı. Evet büyü kuralları veya bölge hakkında oyun aksesuarları tarafından verilen bazı bilgileri takip etmek zorunda kaldım. Bu tarihsel kurgu yazmaya çok benziyor. Sen “temel bilgileri” takip edersin ama öykü içinde kendi karakterleri ve olaylarını yaratabilirsin.

Bununla birlikte her şimdi ve sonra, seriler yazarların karakterlerinin paylaştırılmış halinde dizayn edilir. Şimdi ki “Örümcek Kraliçe’nin Savaşı” (War of Spider Quenn) serisi gibi. Bu daha iyi bir görüş açısı ve editörlerin kontrolünü gerektiriyor. Ve ortada her yazarın bir bölümünü anlattığı toplam bir hikaye planı oluyor. Yazarların hepsi birbirlerine yakın çalışır, ve editörler de hikayenin bir kitaptan öbürüne istikrarlı bir şekilde gidip gitmediğinden emin olmaya çalışırlar. Fakat bunun gibi durumlara pek rastlanmaz. Bir çok kitap ya başlıbaşına var olur veya herhangi bir üçlemenin devam eden uzantısıdır. Bir çoğu dünyanın uzak köşelerine kurulur ki, bu da yazara kendi karakterlerini, mekanını ve olaylarını yaratmak için olanak sağlar. Mesela sen Drizzt ve Liriel karşılaşmasını örnek olarak kullandın. Bu meydana gelmesi zor bir durum, bir yazara başka bir yazarın karakterleri üzerine hikaye yazmayı önermektense tercihen devamlılığı sağlayan yollaradan biri olan kendi karakterlerini yaratmayı seçmek daha doğrudur. Bir çok bölüm için, R.A Salvatore, Drizzt hakkında hikaye yazabilecek tek yazardır, Ed Greenwood, Elminster hakkında yazabilecek tek kişidir, ve böyle gider.

Unutulmuş Diyarlar’da roman yazan herkes başkasının dünyasında oyun oynadıklarını bilirler. Paylaşılmış bir dünya bazı sınırlamalar getirebilir ama “paylaşmak” eğlencenin bir parçasıdır! Bir çok kişinin kitaplar ve oyunlar aracılığıyla ziyaret ettiği bir dünyaya katkıda bulunmak çok kıvanç verici.

Nurettin: Sizin şu sıralar Wotc için yeni bir çalışmanız var mı?

E. Cunningham: Bazı ihtimalleri ele almaktayım. Ama şu an için onlar hakkında konuşmam.

Nurettin: Şimdi soracağım soru benim şahsi görüşüm ve sanırım röportaj yapacağım her yazara bu soruyu soracağım. Soru şu; Birçok kişi fantezi ve bilim kurgu edebiyatını küçümsüyor. Genelde “Bunlar uydurma, gerçek değil!” veya “Sanki çocuk masalı gibi” diyorlar. Ve itiraf etmeliyim ne zaman bu şekilde sözler duysam çıldırıyorum. Çünkü her türlü yaratıcı yazı hayal dünyamızdan gelir ve oradan beslenir. Fantezi ve bilim kurgu ise bu hayal dünyasının çok daha geliştirilmiş halidir. Beslenen kaynak aynı ise bu ayrım ve küçümseme neden? Sizin bu konuda ki düşünceleriniz neler, hiç bu tarzda düşünen kişilerle tanıştınız mı?

E.Cunningham: Ben bunun fantezinin nelerden oluştuğunun kısıtlı tanımından geldiğini düşünüyorum. Eğer senin tanımın kahramanların hikayelerini, tanrıları, zorlu görevleri ve destansı savaşları, büyülü yaratıkları ve garip olayları içeriyorsa, sen biraz da klasik örnekleri; İlyada ve Odessa, Beowulf, Yeşil Şövalye (Green Knight), İzlandik Edda ve Shakespeare’in bir çok oyununu da işin içine katmalısın. Dante’nin INFERNO’su ilk modern roman olarak düşünülmüştür; ama sen bunun mitolojik özellikler taşıdığı için fantezi türünde olduğuna dair zorlu bir tartışmaya da girebilirsin. Aslında kurgunun büyük bölümü ilhamını mitolojilerden ve halk masallarından alır, bu da fantezi olarak düşünülebilir.

Bugün ise bir çok farklı fantezi roman türü var. Bunların çoğu sinema filmlerinin, televizyon şovlarının ve fantezi oyunlarının uzantıları (Nurettin: Mel Odom ile yaptığımız röportaja bakın, aynı soruyu karşılaştırın). Bu kitapların çoğunun “edebi” bir eser olma gibi bir iddiaları yok. Eğer bu sadece fanteziyi üstünkörü tanımış herhangi biri içinse, bunu neden basit bir eğlence gibi gördüğünü anlayabilirim. Fakat bu türü gerçekten kapsamlı olarak okuyan kişiler konunun genişliğini, tonunu ve kalitesini tam olarak anlayabilirler.

Nurettin: Yazarlar yeni hikayeler ve yeni karakterler yaratırken hayat tecrübelerinden ve hayal güçlerinden besleniyorlar. Siz bunun yeterli olduğunu düşünüyor musunuz? Bence iyi bir yazar romanlar dışında felsefe ve psikoloji de okumalı. Sizin görüşleriniz neler?

E.Cunningham: Herhangi bir yazar için geniş bilgi tabanı çok önemlidir. Ne kadar karışık ve ilgi çekici karakterler yazsan bile asıl olan insanların nasıl düşündüğünü anlayabilmendir.

Nurettin: Yürüken, otobüste seyahat ederken veya artık her ne yapıyorsanız aklınıza karşı konulamaz, ilginç, önemli veya kritik bir fikir geldiğinde ne yapıyorsunuz? Ya da şöyle sorayım; her zaman bir not defteri taşır mısınız?

E.Cunningam: Evet, bazı zamanlar taşırım. Ama çoğu zaman fikri zihnimde dosyalarım, eve gelince bilgisayara geçiririm. Şanslıyım ki iyi bir hafızam var.

Nurettin: “Drow’un kızı”nı okudum ve Liriel’in karanlıkaltı’dan kaçışını okuduktan sonra baya şaşırdım. Çünkü o yeryüzüne kaçan ikinci kara elfti. Herkesin bildiği gibi birinci Drizzt idi. Fakat Liriel’in kaçışı başka kişiler tarafından Drizzt’in kaçışına benzetilebilir. Fakat dikkatlice incelediğiniz zaman iki karakter arasındaki fark, aşırı derecede belli oluyor. Ben Liriel’i karmaşık bir kişiliği olduğu için çok sevdim. Onu ilk nasıl yarattınız veya sizin hangi parçanız Liriel?

E.Cunningham: Öncelikle son soruya yanıt vereyim. Benim hiçbir karakterim otobiyografik değil. Onlar neyse onlar, ve hiçbiri kendimi sayfa üzerinde tanıtmaya çalışmıyor. Liriel ise kesinlike içinde bulunduğu toplum, yani Menzoberranzan’ın drow halkı tarafından şekil ve kişilik buldu. Fakat onun güçlü bir kişiliği, anormal merakı ve macera için tutkusu var. Liriel şanslı ki, içinde bulunduğu hayat koşulları bir çok drow’a göre ona daha fazla özgürlük ve heyecan sağladı. Belki bir istisna olmasından dolayı Liriel, toplum tarafından şekillenmiş kara elflere sınırların zorlanabileceğini gösterdi.

Nurettin: Bizim yazarlık ile ciddi şekilde ilgilenen bir okuyucu kitlemiz var. Ve biz sizin gibi profesyonel yazarlarla röportaj yapmanın, onlara yeni fikirler ve değişik yazma teknikleri hakkında bilgi vereceğini düşündük. Sizin tecrübelerinizden kolayca faydalanabilirler. Bir çok kişinin bize sorduğu soru; “Yazmaya profesyonel bir başlangıç yapmak için ilk adımımızı nasıl atacağız?” Nasıl atacaklar?

E.Cunningam: Yapmanız gereken iki temel şey var; yazmak ve okumak. Oburca okuyun, kapsamlı okuyun. Sadece yazmak istediğiniz türde değil her türde kitap okuyun. İyi yazılmış geniş kapsamlı her tür kitabı deneyin. Korku romanlarından hikayeyi nasıl iyi parçalara böleceğinizi öğrenirsiniz. Karakterize etmede ise mainstream ve edebi kurgunun faydasını görürsünüz. Eğer bilim-kurguya ilginiz varsa, bilim ve teknoloji hakkında bolca okumalısınız. Fantezi için ise; halk masallarında ve mitoslarda iyi bir zemin işinize yarayacaktır. Sonra projenize bağlı hangi konularda materyale ihtiyacınız varsa onu araştırırsınız. Askeri tarih, silahlar, dövüş teknikleri, armacılık, ortaçağ toplumu ve kültürü, bioteknoloji, kuantum fiziği, kedilerin doğurması, Elvis taklidi yapanlar—her neyse. Araştırmayı bir kenara koyarsak, okumak konuştuğunuz dil ve genel kültür üzerine iskelet oluşturur. Bununla beraber yazmanızda gerekir. Bu sanki çok normal bir tavsiye gibi görünebilir. Ama yazar olmak isteyen bir çok kişi gerçekten asla boş bir bilgisayar ekranın karşısına geçip yazmayı denememiştir bile. Yazmak şarkı söylemek veya resim yapmaya benzer. Eğer öğrenmek için çalışmazsanız, yapamazsınız. Bu pratik yapılabilen ve geliştirilebilen bir yetenektir. Mesela kendinize belli bir program hazırlayın ve bunu duvara yapıştırın, hergün o saatte az da olsa yazın. Veya bir de şu açıdan bakın; eğer hergün bir “iyi” sayfa yazarsanız, bir yıl içinde 90,000 kelimeden oluşan el yazması romanınızı tamamlarsınız. Yazmak hem sanattır hem de yetenektir. Bu yüzden bazı şeyleri kesinlikle yapmaya ihtiyacınız var; zengin kelime hazinesi, dilbilgisini iyi kavrabilme, yazım şekilleri için iyi bilgi ve prosedürlere uyum, çalışma hakkında temel bilgi gibi. En iyi “Nasıl iyi yazarım?”lardan aklıma gelenlerden biri How to Write a Damn Good Novel James N. Frey tarafından, The Writer’s Digest kitapları yardımcı olacaktır ve iyi kitapçılarda ve kütüphanelerin danışma bölümünde bulunabilirler (Nurettin: Tabii Türkiye’de bulunur mu bilmem). İnternet ile yayınlama piyasası hakkında bilgi bulmak kolay. Hemen hemen bütün yayın evlerinin internet siteleri var ve istediğiniz bilgiyi size sunuyorlar. (Bakın; For Writers yayınevlerinin ve ilgili dergilerin listesi için). Ayrıca sanat dergilerini de okumak isteyebilirsiniz, LOCUS, Publisher’s Weekly, Writer’s Digest gibi, ayrıca bu haftalık degiler ve onların internet üzerindeki parçaları harika birer online kaynak. Science Fiction Weekly deneyin veya, sfsite.com

Nurettin: Başarılı diyalog yazabilmek için tavsiyeleriniz nelerdir?

E.Cunningham: Diyalogları yüksek sesle okuyun. Oldukça normal değil mi? Eğer karakterlerin sesleri farklılık taşıyorsa-Hangisinin konuştuğunu söyleyebilir misin? Bölümleri kontrol edin, sizi ileriye mi götürüyorlar yoksa sıkıntı verici bir bütünlük mü oluşturuyorlar? Eğer çok olağan ve durgun hissi veriyorsa, tekrarlar, kısa konuşmalar, çabuk cevaplar ve açık sorular gibi yazınızı yavaşlatan öğeleri gözden geçirin. Bazen bunu bir soruya yine soru ile karşılık vererek başarırsınız veya soruyu tamamen başka bir konuya yöneltecek dolambaçlı cevaplar kullanabilirsiniz (“Kahveni bitirdin mi?” “Bir saatten beri dışarıdasın. Nereden baksan şimdi zaten soğumuştur.”). Ayrıca diyaloglarınıza öyküsel anlatımı da fazla tıkıştırmayı denemeyin: “Peki Sharon, bildiğin gibi biz bu siyah, boynuzlu atı üç aydan uzun zamandır yakalamaya çalışıyoruz ve şimdi neredeyse onunla üç kere karşılaştık. En sonuncusunda Thomas onu tam tuzağa düşürecek iken…”

Nurettin: Yazdığınız kitaplar arasında en sevdiğiniz hangisi?

E.Cunningham: Muhtemelen Elfgölgesi (ELFSHADOW), çünkü bu benim ilk yayınlanan kitabımdı ve yarattığım karakterleri çok sevmiştim: Arilyn, Danilo Thann, ve Elaith Craulnober.

Nurettin: Şimdi size Türkiye’den bazı haberler vermek istiyorum. Bu ay sizin kitaplarınız Türk pazarında ki yerini alacak (Nurettin: almış olması lazım, değil mi arkadaşlar?). Ve öyle düşünüyorum ki; dünyanın farklı bir parçasından yeni hayranlar kazanacaksınız. Hiç tanıyamayacağınız insanların sizi sevmesi garip bir his olmalı. Sizin kitaplarınızı okuyacaklar belki de sizin yazım stilinizden ilham alacaklar, birşeyler öğrenmeye çalışacaklar. Bu nasıl bir duygu?

E.Cunningham: Halen o insanları ve benim kafamdaki hikayeleri düşünmek bana garip geliyor-ve bilgisayarımdakileri. Gerçekten de okurlar kitaplarda kendilerine bir yol açıyorlar. Bazı zamanlar genç okuyuculardan, benim kitaplarımdan birinin okumaya karşı ilgi duymalarına neden olduğunu veya kendi hikayelerini yazmaya başladıklarını anlatan mektuplar alıyorum. Bu benim için inanılmaz güzel bir ödül.

Nurettin: Sorularım bitti. Bayan Cunningham sorularımızı yanıtlama nezaketini gösterdiğiniz için çok teşekkür ederim. Başarılarınızın devamını dilerim.

E.Cunningham: Sorulara yeterli yenıtları verebildiysem ne mutlu. Hepinize hayatta başarılar.

* * *

Nurettin: Elaine Cunningham’ın internet sitesini ziyaret etmek isteyenler www.elainecunningham.com‘a tıklayabilirler. Herkese sevgiler…

Paylaş