Gecikeceğini bilmesine rağmen yarım saat sonra gelecek olan banliyö trenini bekleyecek, işe onunla gidecekti. Yavaş akan trafikten, tıklım tıklım otobüslerden ve kaba, ağzı bozuk otobüs şoförlerinden sıkılmıştı. Ama tek nedenDevamı »

Giriş, Limendar, Taht Odası “Gel, oğlum Khatul” dedi Limendar’ın sultanı. Vakit çoktan gece yarısını geçmiş, imparatorluğun kuytu köşelerindeki birçok hırsız dahi en derin uykusuna dalmıştı. Fakat imparatorluğun sultanı ve deDevamı »

Güzel bir masa başı oyunda yapılması ve yapılmaması gerekenler vardır. Zaten bir kaçış olan bu “kurallar, kalıplar” gibi olgulara fazla yer verilmemesi gerektiğini düşünsem de birazdan bahsedeceklerimin önceden kararlaştırılmasının oyununDevamı »

Her şey evreni diğerlerinden farklı gördüğünü anlamasıyla başlamıştı. Kendini ifade etmeye yeni yeni başladığı zamanlardı. Annesi önüne kağıtları sermiş ona öğretmeye çabalıyordu. “Bak kızım, bu kırmızı, bu mavi, bu daDevamı »

“İster ölümden kork, istersen onunla her an yüzleşebilecek cesarete sahip ol. O istediği anda seni bulacaktır. Ölümden korkmazsın ama ondan kaçarsın. Çok güçlü bir rakibe meydan okursun, ondan korkmazsın. FakatDevamı »

Kendisinden nefret ediyordu. Özellikle de, ne olduğunu düşünmeye kalktığı sıralarda. O anlarda, içinden gelen bir yılgın heparin dalgasıyla, bütün kasları geriliyor, bütün hücreleri huysuzca kıpırdıyor ve vücudundaki tüyler iğrenç birDevamı »

1980’lerin başıydı, çiçek çocuklar protesto ettikleri sistemin iş adamları haline gelmiş, dünya tüketimi keşfetmiş, demir yumruk kadife eldiven içinde değil, en pahalı kaşmir içerisine girmişti. Yeni bir nesil doğmuş, büyüdükçeDevamı »

Daha kimsenin hakkında birşey bilmediği, kimilerinin Arz, kimilerinin Necrim dediği muazzam gezegenin tepelerin gelişigüzel dağıldığı çok küçük bir bölümünde, küçük bir figür tepelerin birinden aşağıya düşe kalka koşuyordu. Sırtındaki herDevamı »

Develer handa kalanları bu erken saatte fazlasıyla rahatsız ediyordu. Ancak bu kervan liderinin pek de umrunda değildi. Çünkü erken saatte yola çıkmak kervancıların âdetiydi. “Erken çıkılan yol erken akçe getirir.”Devamı »

Elinde bir çıkın, dudağında ıslık, şen şakrak yürüyorsun. Uzaklardan gelmişsin, uzun da bir yol var önünde. Fakat ne mesafeler, ne de havanın giderek soğuması kaçırır keyfini; bu öyle belli ki.Devamı »

Mamoru Oshii deyince kaçımızın gözünde bir kıvılcım parlıyor? Peki Ghost in Shell? Şimdi biraz daha çoğaldık sanırım. GIS’in yapımından tam 5 yıl sonra anime kralı Mamoru Oshii yeni filmi ileDevamı »

“Yokluk nedir?” diye sordu efendi cüce. Bu karanlık dehlizin içinde kaybolduğumuzu düşünüyordum. “Burada aç ve ışıksız kalmak yokluğun ta kendisi olabilir” dedim pek düşünmeden. Güldü ve yürümeye devam etti. BirazDevamı »

Koşuyordu. Kendini bildi bileli koşuyordu. Bir amacı olmalıydı. Ama o amacını düşünmüyordu. Koşmak istiyordu sadece, koşuyordu. Onun için önemli olan sadece koşmaktı. Bunu neden yaptığını bilmiyordu. Bunu hiç düşünmemişti. OnaDevamı »

Hüsnü Çoruk Geçen sayımızdaki yazımızın sonlarında kısaca bahsettiğimiz Les Pionniers de L’Esperance/Umut Öncüleri, İkinci Dünya Savaşının bitiş yılında ortaya çıkan ve Fransız bilimkurgu okurlarını otuz sene boyunca heyecanlandırmayı başarabilen mükemmel birDevamı »

Aşağıda okuyacağınız yazı iki sanat dalının ortak gelişim sürecinde karşılaştıkları ve aşmak zorunda oldukları zorlukları size sunacak. Bilimkurgu ve çizgiromanın ilk dönemlerindeki ortak ürünlerinin neler olduğu konusunda sizi bilgilendirirken minikDevamı »