Bilimkurgu Ön Okuma Ön Okuma

Ön Okuma: “Schrödinger’in Papağanı” – Murat K. Beşiroğlu

Schrödinger’in Papağanı

Yazar: Murat K. Beşiroğlu
Sayfa Sayısı : 166
Perseus Yayınevi – Ocak 2020

Ogox, Aşk Algoritması ve Dördüncü Dünya kitaplarıyla tanınan Murat K. Beşiroğlu’nun son kitabı Schrödinger’in Papağanı altı bilimkurgu öyküsünden oluşuyor.

İnsan zekâsına sahip entelektüel kediyle ev arkadaşlığı…
Zamanda yapılan kaçak yolculuklar…
Dört cinsiyetli uzaylıların yoldaşlığı…
Kıyamet gününün provası…

Tek solukta okuyacağınız bilimkurgu maceralarına eşlik etmeye hazır mısınız?
Hadi o zaman.

Ön Okuma

Çoklu Zaman Notları

Yarın akşam gün batmadan önce ölmüş olacağım. Zaman polisleri, evime gelip beni yakalayacak, başıma takacakları başlıkla beyin kimyamı değiştirecek ve beni arındıracaklar. Teknoloji Suçları Mahkemesi bunu ölüm olarak isimlendirmiyor. Ancak zihnimde öylesine köklü değişiklikler olacak ki kimliğim, kişiliğim ve yeteneklerim tümüyle farklılaşacak. Şu anki benliğimin silik bir kopyasına, zararsız bir insana dönüşeceğim.

Zaman polislerinin evime gelip zihnim üzerinde arındırma işlemi yapacağını nereden biliyorum? Çünkü uzunca bir süredir çoklu zamanlarda yaşıyoruz. Zamanın oku yarını ve izleyen dokuz günü kapsıyor. Önümüzdeki on gün yaşanmış olduğundan yolculukların sınırını belirleyen zaman duvarı evime gelmelerine engel değil.

Çoklu zamanlarda bir konuyu anlatmanın kendine has güçlükleri var. Yazdıklarımı pekâlâ yirminci yüzyılda yaşayan ilgisiz biri de okuyabilir. Zaman yolculuğu yapmış olmak bir yana gelecekten geçmişe yayın yapan herhangi bir zaman radyosunu dinlememiş insanlar var. Malum, bu yayını almak için gelecekten gönderilen sinyalleri okuyabilen bir radyo alıcısına sahip olmanız gerekir.

Bugünlerde insanların zamanda durmaksızın seyahat ettiği sonucunu çıkarmış olabilirsiniz anlattıklarımdan. Zaman yolculuğunun bugün ulaştığı nokta yirminci yüzyıldaki uzay çalışmalarına benzetilebilir: Büyük riskler barındıran son derece masraflı bir uğraş. Zaman Bilimleri Denetim Kurulu ile aramızdaki görüş ayrılığı işte bu temel üzerinde yükseliyor. Zaman yolculukları daha ucuz, denetimsiz ve yaygın olsun istiyorum. Halkın bu konudaki bilgisizliğinden yararlanarak meseleyi kendi tekellerinde tutuyorlar. Aramızdaki mücadelenin sadece annemi hayata döndürmek istememle ilgili olduğuna inanmak ve herkesi buna inandırmak istiyorlar.

Annemin hayata döndürülmesinin benim için çok önemli olduğunu yadsımıyorum. Onunla ilgili hissettiklerimi uzun uzadıya açıklamam da gerekmiyor ayrıca. Annesini, babasını, eşini ya da çocuğunu kaybetmiş olanlar beni gayet iyi anlayacaktır. Annem, şu anda çaresi bulunmuş bir kanser türü nedeniyle hayatını kaybetti ve bugün yaşlanmayı yavaşlatan serumlara sahibiz. Demek ki annem hayata dönerse uzun yıllar boyunca mutlu ve sağlıklı bir yaşam sürebilir. Bu durum kazalar, savaşlar ve bugünün teknolojileriyle iyileştirilebilecek diğer hastalıklar sonucu ölmüş olan insanlar için de geçerli.

Kurul üyeleri meselenin insani boyutunu ısrarla gözlerden uzak tutmaya çalışıyor. Ölümümden sonra sizleri muhalefetimin kişisel nedenlerden kaynaklandığına inandırmaya çalışacaklar. Ve zamanda seyahat özgürlüğünün olmadığı bir dünyayı normal kabul etmenizi isteyecekler. Zaman yolculuğu konusunun işlerine gelen kısımlarına değinecek ve işin özünü gizlemeye çalışacaklar.

Zaman Bilimleri Akademisine davet edildiğimde henüz çiçeği burnunda bir robotik mühendisiydim. Lisans eğitimimi göz açıp kapayıncaya kadar tamamlayıp yüksek lisansımı ve doktoramı çoklu zaman ekonomisi üzerine yaptım. Yakın zamana kadar Cenevre’de akademisyen olarak çalışmış olsam da zaman yolculuğu konusundaki önemli projelerde danışman olarak yer aldım. İlk zaman tünelinin inşasında projeyi yürüten ekibin üyelerinden biriydim. Bu sayede bugünden 1899 yılının Londra’sına oldukça düşük maliyetlerle çok sayıda uzmanı taşıyabilecek duruma geldik. Projenin amacı, dünya savaşlarını önleyecek düzenlemeleri hayata geçirmekti. Ancak politik anlaşmazlıklar nedeniyle bu hedef halen gerçekleştirilebilmiş değil.

Zaman yolculuğunun yaygınlaşması söz konusu olduğunda muhafazakârlar hemen zaman paradoksu argümanına sarılırlar. Şu meşhur büyükbabasını ziyaret edip öldüren torun hikayesi. Bugün kuantum fiziğinin olasılık dağılımlarının çoklu zaman problemlerine uygulanabildiğini biliyoruz. Geçmişe gönderilip dedelerini öldüren fareler basitçe yok oldular, kıyamet falan da kopmadı.

Zaman yolculuğu denetimine dair bir diğer argüman ise bunun çok masraflı olduğudur. Zaman yolculuğunun, bugün uzay yolculuğundan bile pahalı olduğu gerçeğini yadsımıyorum. Parasını ödediğiniz takdirde güneş sistemindeki herhangi bir gök cismini ziyaret edebiliyorsunuz ancak zamanda geri gitmek sadece kerameti kendinden menkul bir avuç insanın ayrıcalığı.

Teknoloji Suçları Mahkemesi’nin gıyabımda aldığı karar uyarınca zaman polislerinin yarın evime gelip beni öldüreceklerini bile bile neden oturup bunları yazıyorum? Çünkü henüz ölmedim ve mücadeleye son dakikaya kadar devam edeceğim.

Zaman teknolojileri alanında çalışırken robotik alanında öğrendiklerimin çok faydasını gördüm. Robot, karşılaştığı verilerden öğrenen bir varlıktır, tıpkı bizler gibi. Verileri birbirleriyle karşılaştırarak örüntüler bulur ve bunları bilgiye dönüştürür. Matematiksel açıdan ele alındığında verinin hangi türde olduğunun özel bir önemi yoktur. Zaman da bir boyuttur; diğer veriler gibi. Zamanın diğerlerinden farklı, özel bir boyut olduğu söylenegelmiştir. Zamana, evrensel düzeni ayakta tutan kutsal sütun gözüyle bakılır, çünkü müdahale edilmediğinde tek yönde ilerler ve neden-sonuç ilişkilerini belirler. Zaman makinesi bulunmadan önce dahi zamanın tek yönlü akışını bozabilir durumdaydık. Filmlerde, romanlarda, bilgisayar oyunlarında ve belleğimizde olaylar kronolojik sıraya bağlı kalmaksızın gerçekleşebilir. Sanal ortamda ya da belleğimizde geçmişe gidebilirken, gerçek yaşamda zamanın çelik prangasına bağlı kalmamız ne kadar üzücü, değil mi?

Konuyu dağıttım değil mi? Sizin yerinizde olsam konuyu toparlamak adına şu soruları sorardım: Ölüm cezasına çarptırılma nedenin nedir? Zamanda geriye giderek annenin hastalığına çare bulabildin mi?

Soruların yanıtları birbiriyle bağlantılı aslında. Ölüm cezasına çarptırıldım çünkü kurul tarafından uyarıldığım halde geçmişe ikinci bir izinsiz seyahat gerçekleştirdim. Herhangi bir görevlendirme olmaksızın yaptığım ilk yolculukta annemin doktoruna hastalığının çaresi olan ilacı götürdüm. Doktor ilacı annem üzerinde kullanmayı reddetti. Bunun üzerine onunla ilaçla ilgili yapılmış test çalışmalarının sonuçlarını ve insanlar üzerinde kullanıma dair izin belgesini paylaştım.

Annem ilacı kullandı ve iki haftaya kalmadan tümüyle iyileşti. İlacın nasıl üretileceğine dair dokümantasyonu ise seçtiğim birkaç ilaç şirketine gönderdim. Eve döndüğümde annemi karşımda görmeyi umuyordum, ancak işler hiç de beklediğim gibi gitmedi. Konuyu araştırdığımda annemin önceki yıl, sürücüsüz iki otomobilin çarpıştığı bir kazada hayatını kaybettiğini öğrendim. Bu arada ne yazık ki zaman polisleri beni yakalayıp hapse attılar.

Tüm zaman yolculukları denetim komitesinin gözetiminde gerçekleştirilir. Yaptığım izinsiz zaman yolculuğu nedeniyle üç ay hapiste kaldıktan sonra siyasi görüşlerime sempatiyle bakan komite üyeleri şartlı olarak salıverilmemi sağladılar. Burnumun sürttüğünü ve artık akıllanmış olduğumu umuyorlardı. Ancak ikinci denememde komite izni olmadan yaptığım yolculuğa ek olarak, zaman makinesini yetkisiz olarak kullanma suçunu da işlemiş bulunuyordum. Bu sefer zaman polisleri beni başka bir zaman makinesiyle takip ettiler ve annemin geçirdiği kazayı önleyemeden yakalayıp standart zamana getirdiler.

Beni hapishaneye koyduklarında, kapatıldığım hücreden kaçabileceğime herhalde ihtimal vermemişlerdir. Hapishaneye götürdüğüm diş macunu tüpünün içinde zamanı kullanan kişi açısından yavaşlatan deneysel bir ilaç bulunuyordu. Gardiyanın hücreme girmesinden birkaç saniye sonra ilacı yuttum ve zamanı başkalarından seksen kat daha yavaş deneyimlemeye başladım. Zamanın benim için yavaş işlemesi nedeniyle hapishane görevlileri bana kıyasla oldukları yerde donup kalmış gibiydiler. Hapishaneden kolaylıkla çıkıp izimi kaybettirdim ve yerini kimsenin bilmediği bu gizli eve geldim.

Zaman yolculuğunun halka açılmasına dair girişimi tek başıma başarabileceğim gibi bir yanılgıya hiçbir zaman düşmedim. Gücümü, sınırlarımı bildiğimi düşünüyorum. Burada önceliğim annemi kurtarmak ve bu yolla belki insanlara ilham vermek. Henüz yaygın olarak bilinmese de yüzlerce kanser hastasının hayatını kurtarmış durumdayım ve bunun önemli bir başlangıç olduğunu düşünüyorum.

Kurul üyeleri ve onları atayan kişiler insanlığın hayrına olacağı apaçık olan gelişmeleri neden engelliyorlar? Bu konuda kamuoyunun göz önünde bulundurduğu birkaç eğilimden söz etmek mümkün. Ne yazık ki çoğu kez kamu yararı ile gücü elinde bulunduranların çıkarları örtüşmüyor. Ölmüş yakınlarına kavuşmak isteyen pek çok insan var elbette, onlar da benim gibi zaman yolculuğunun nimetlerinden bir an önce yararlanmak istiyorlar. Ne var ki bu konuda toplum nezdinde yaygın bir farkındalık olduğunu söylemek güç. İnsanların çoğunluğu bugünkü duruma bakarak zaman yolculuğu gibi olağanüstü masraflı bir işin altından kalkılamayacağını düşünüyorlar. Ayrıca geniş kitleler, kader inancı nedeniyle, geçmişte olmuş şeylerin değiştirilmesine sıcak bakmıyor.

Gezegenin elitleri ise kabaca iki grup halinde ele alınabilir. Geçmişe gerçekleştirilen seferlerden ticari fayda sağlayan sponsorlar zaman teknolojileri konusundaki ayrıcalıklı konumlarını kaybetmek istemiyorlar. Bu işle ilgisi olmayan diğer egemenler ise geçmişin kurcalanmasının bugünkü konumlarına zarar verebileceği kaygısını taşıyorlar.

Zaman duvarının, yani dünyada işleyen bildiğimiz zamanın on gün gerisinde olduğuma göre geçmişe bir kez daha yolculuk etmiş olmam gerekir, değil mi?

Hapishaneden kaçtıktan iki saat sonra sığındığım evin taraçasına zaman polislerine ait bir hava aracı indi. Kaçmaya çalışmak anlamlı olmayacaktı, dolayısıyla önümdeki ekrandan Metin Altıok şiirlerini okumaya devam ettim. Evimin taraçaya açılan kapısına polis olamayacak kadar yaşlı bir adam yaklaştı ve beni alarak yeraltında bulunan bir hangara götürdü.

İhtiyar önce paltosunun cebinden minyatür bir zaman radyosu çıkarıp bana uzattı ve ardından “Geçmişe gidersen seni daha zor bulurlar” diyerek karşımda duran cihazın içine girmemi istedi. Zaman radyosunu alıp cebime koydum ve deneysel bir zaman makinesi olduğunu tahmin ettiğim cihaza girdim. Niyetim aslında ne pahasına olursa olsun yeniden annenim kaza yaptığı güne gitmekti, cihazı bir süre daha inceledikten sonra onun bir zaman tüneli kabini olduğunu anladım. Kumanda ekranındaki tek butona basarak cihazı çalıştırdım. Zaman tünelinden geçip karşı tarafa ulaşmam bir dakika bile sürmedi. Taşıyıcı kabinden çıktıktan sonra saatime baktım; zamanda on gün geriye gitmiştim.

Zaman radyosunun yayını geçmişe yerleştirilmiş benim gibi muhaliflere örtülü mesajlar iletmek için kullanılıyor. Bu mesajlar ağırlıklı olarak zaman görüntüleyicileri aracıyla elde edilen bilgileri içeriyordu. Standart zamandan geriye doğru bakarak başımıza gelecekleri tespit ediyor ve zaman radyosunu kullanarak bu bilgileri bize iletiyorlardı.

Başıma gelecekleri bildiğim halde neden harekete geçmek yerine bu satırları yazıyorum? Dün gece zaman radyosunun yayını kesilmemiş olsaydı zaman tünelinin bizim tarafımızdaki çıkışına gidip diğer muhaliflerle temasa geçmeyi deneyebilirdim. Yayın kesildiğine göre böylesi bir eylem işe yaramayacaktır.

Bu aşamada yeniden zaman bilimi teknolojilerinin yaygın kullanımı konusuna dönebilirim. Gelecekten gelen bir bilgiye ulaşmak nasıl bir sakınca yaratabilir? Gelecekte olabilecekleri kesin olarak bilmesek de pek çok şeyi tahmin edebiliyoruz. Örneğin, bir gün öleceğimizi biliyoruz, daha önemli ne olabilir?

Daha önce sözünü ettiğim zaman duvarı nedeniyle hiç yaşanmamış bir zaman dilimi hakkında zaten kesin bir bilgiye sahip olamayacağız. Böyle bir şeyin olması mümkün değildir çünkü o zaman evrenin varlığının bir anlamı kalmazdı.

Peki geçmişe dönüp bir şeyleri düzeltmek hiç mi sakınca yaratmaz? Bahis ve piyangonun anlamı kalmayacağı için bu sektörler ortadan kalkacaktır. Ayrıca örneğin bir hastalığı yok edelim derken daha ölümcül başka bir hastalığa yol açabiliriz. Karmaşık neden sonuç ilişkileri nedeniyle başımıza beklenmedik belaların açılabileceğini de kabul ediyorum. Diğer taraftan zaman yolculuğunu kısıtlamanın kaza olabilir diye uçakları, otomobilleri, uzay gemilerini yasaklamaya benzediğini düşünüyorum. Eğer siyasetçiler belirsizlikten bu denli nefret ediyorsa karantina altına alınmış küçük bir şehirde pilot uygulama yapılabilir ve nihai karar bu deneyden elde edilen bilgilere göre verilebilir.

Kaleme aldığım satırların bir basın bildirisi mi, manifesto mu, yoksa giriştiği siyasi mücadeleden yenik çıkmış bir adamın iç dökmeleri mi olduğunu merak ediyor olabilirsiniz. Yazdıklarımı sosyal medyada gerçek zamanlı olarak yayınlar durumdayım, ancak bütün bunların kitleler üzerinde büyük bir etki yaratacağını sanmıyorum.

Zaman polisleri tam da beklediğim saatte evimin çevresini sardılar. Demek ki olaylar aynen geçmiş görüntüleyicide görüldüğü ve zaman radyosu aracılığıyla iletildiği gibi gelişiyor.

Ellerinde silahlarla öylesine kalabalık bir ekip halinde buraya gelmeleri komik aslında. Beni ellerinden kaçırmaktan öyle çok korkuyorlar ki koskoca arındırma cihazını yanlarında getirmişler.

Yanlış bir şey yapmadığım için gönlüm rahat, eskilerin deyimiyle müsterihim. Elimden geleni yaptım ancak olmadı, demek ki boyumdan büyük bir işe kalkışmışım. En azından denemiş oldum, bu da bir şeydir.

Medeni insanlar gibi kapıyı çalıp açılmasını beklemek yerine eve ‘gizlice’ girmeleri gelen ekibin epey gergin olduğunu gösteriyor.

Ekibin lideri havalı bir tip; krem rengi pardösü giymiş ve içinde binbir türlü teknolojik ıvır zıvırın gizli olduğu koca bir fötr şapka takmış.

“Teknoloji Suçları Mahkemesi’nin 4.4.2099/12 tarih ve sayılı kararı uyarınca sana arındırma işlemi uygulamaya geldik.”

“İdam cezası yıllar önce kaldırılmamış mıydı?”

“Arındırma işleminin idamla aynı şey olmadığını ikimiz de biliyoruz.”

“Bence idamdan daha ağır bir ceza, ancak bunu sizinle tartışmak niyetinde değilim.”

“Evet, zaten yüce mahkeme kararını vermiş durumda.”

“Hükümlünün kafa derisi altındaki çipi çıkaralım lütfen.”

Doktor olduğunu tahmin ettiğim önlüklü kadın şakağıma lokal uyuşma sağlayan bir merhem sürdü, bir süre bekledikten sonra neşterle kafa derime bir çizik atıp çipi çıkardı. Ve kaleme benzeyen bir cihazla şakağımda açılan yarığın yeniden birleşmesini sağladı.

“Birazdan arındırma işlemini başlatacağız. Söylemek istediğin bir şey var mı?”

“Tarihin yanlış tarafında yer alıyorsunuz.”

Kapının dışında bekleyen iki görevli dişçi koltuğuna benzeyen tekerlekli bir cihazı iterek odanın ortasına getirdi. Kelebek gözlüklü kadın doktor “Lütfen koltuğa oturun” dedi.

İtiraz etmeden kalkıp koltuğa oturdum. Görevlilerden biri emniyet kemerleriyle beni koltuğa bağladı, doktor cihazın tepesindeki geniş başlığı indirip başımın tümüyle kapanmasını sağladı.

Bu aşamada   bu yayını hâlâ nasıl sürdürebildiğimi merak etmiş olabilirsiniz. Görevliler, kafatasımın altındaki internete bağlı diğer çipten ve beynimin içinde dolaşan nanobotlardan haberdar değiller. Bu sayede muhalif görüşlerim yüzünden bana yapılan işkenceyi son dakikaya kadar izleyebileceksiniz.

“Canınız yanmayacak, merak etmeyin, işlem sadece beş dakika sürecek” dedi doktor ve koltuğun titremesinden cihazın çalıştığını anladım.

Bu aşamadan sonra anlatının niteliği değişebilir, zira arındırma işleminin zihin kimyasını değiştirmek gibi bir yan etkisi bulunuyor.

Arındırma işleminin üzerimde olumsuz bir etkisi olmadığını söylemek zorundayım. Dakikalar ilerledikçe kendimi daha iyi hissetmeye başladım ve gördüğünüz üzere kendimi hâlâ gayet net bir biçimde ifade edebiliyorum.

Annemin hayatta olduğu günlerden sonra kaygılarım ilk kez yatışmış durumda. Annemin ruhlar aleminde huzur içinde uyuduğundan hiç kuşku duymuyorum.

Hırslarım ve yıkıcı düşüncelerim yüzünden bunca zamandır kendimi boşuna yıpratmışım. Oysa şu anda her şey o kadar açık ki. Evren tam da olması gerektiği gibi ve böyle güzel bir dünyada yaşadığımız için ne kadar şükretsek azdır.



avatar

Kayıp Dünya

Kayıp Dünya Editörleri tarafından yayınlanmaktadır.

Yorum Yapılmamış

Yorum yazmak için tıklayın