Bilimkurgu Bilimkurgu Hikaye Hikayeler

Jüpiter’i Satıyorum

Bu hikâye ticari bir kaygı olmaksızın, paylaşım amacıyla yayınlanmıştır.

JÜPİTER’İ SATIYORUM

Tabii karşılarındaki üç boyutlu bir görüntüydü. Ama öyle ustalıkla oluşturulmuştu ki, onunla iş yapan insanlar uzun zaman önce gerçek enerji-varlıklarını düşünmekten vazgeçmişlerdi. Onların dünyadan kilometrelerce uzakta, kapalı alan gemilerinde kızgın beyaz ışıkta beklediklerini düşünmekten de. Görkemli sarı bir sakalı ve koyu kahverengi iri gözleri olan üç boyutlu görüntü yavaşça,

“Tereddütlerinizi ve şüphelerinizi anlıyorum,” dedi. “Size ancak hiçbir zarar vermeyeceğimizi yeniden tekrarlayabiliriz. Size O-tayfı yıldızların halelerinde yaşadığımızı kanıtlayan belgeleri verdik sanırım. Kendi güneşinizin bizim için çok sönük olduğunu da kanıtladık. Gezegenleriniz ise katı cisimlerden oluştuğundan bizim için çok yabancı ve uygunsuzlar. Sonsuza kadar da öyle kalacaklar.”

Yeryüzü temsilcisi aynı zamanda bilim bakanıydı ve oy birliğiyle yabancı yaratıklarla görüşmesi için seçilmişti.

Bakan, “Ama artık ana ticaret yollarınızın üzerinde olduğumuzu itiraf ettiniz,” diye anımsattı.

“Evet. Çünkü yeni dünyamız olan Kimmonoshek’te protonik sıvı alanları bulundu.”

Bakan, “Dünyamızda,” dedi. “Ticaret yolları üzerindeki yerler askeri bakımdan gerçek değerlerinden kat kat fazla önem kazanırlar. O yüzden de aynı şeyi tekrarlayacağım: Güvenimizi kazanmak için Jüpiter’i neden istediğinizi bize iyice açıklamalısınız.”

Bu soru ya da benzeri bir soru sorulduğu zaman her seferinde olduğu gibi görüntünün yüzünde sıkıntılı bir ifade belirdi.
“Gizlilik çok önemli. Eğer Lamberjler…”

Bakan, “İşte,” dedi. “Bu onlarla aranızda bir savaş olduğundan kuşkulanmamıza neden oluyor. Siz ve Lamberjler dediğiniz kimseler…”

Görüntü telaşla atıldı. “Ama biz bu iyiliğinize cömertçe karşılık vereceğiz. Siz sadece sisteminizdeki iç gezegenleri sömürgeleştirmişsiniz. Onlarsa bizi hiç ilgilendirmiyor. Biz, sizin Jüpiter diye tanımladığınız gezegeni istiyoruz. Anladığım kadarıyla siz insanların orada yaşamaları olanaksızmış. Hatta Jüpiter’e inmeniz bile. Gezegenin büyüklüğü…” Hoşgörüyle güldü. “… sizin için fazlaymış.”

Karşısındaki yaratığın insanları aşağılarcasına konuşmasına sinirlenen bakan soğuk soğuk, “Ancak, Jüpiter’in uyduları bizim için çok uygun,” diye cevap verdi. “Ve biz yakında onları sömürgeleştirmek niyetindeyiz…”

“Ama biz uydulara dokunacak değiliz. Onlar kelimenin tam anlamıyla her zaman sizin olacaklar. Biz sadece Jüpiter’ in kendisini istiyoruz. Sizin için hiçbir yararı olmayan o gezegeni. Bunun karşılığını ise cömertçe vereceğiz. Herhalde durumun farkındasınızdır. İstersek sizden izin almadan Jüpiter’i ele geçirebiliriz. Yine de yasal bir anlaşmayı ve karşılığını ödemeyi tercih ediyoruz. Böylece gelecekte tartışmalar çıkması önlenmiş olur. Gördüğünüz gibi sizinle her şeyi açıkça konuşuyorum.”

Bakan inatla, “Jüpiter’i neden istiyorsunuz?” dedi.

“Lamberjler…”

“Lamberjlerle savaşta mısınız?”

“Bu pek de…”

“Çünkü savaştaysanız ve Jüpiter’e bir tür takviyeli üs kurarsanız Lamberjler de haklı olarak buna kızabilirler. Tabii size izin verdiğimiz için bize misilleme yapmaya kalkışırlar. Böyle bir durumda kalmak istemeyiz.”

“Ben de bunu istemem zaten. Size söz veriyorum, dünyaya hiçbir zarar gelmeyecek. Herhalde Jüpiter’in karşılığını cömertçe ödeyeceğimizi biliyorsunuz.” Durmadan bu noktaya dönüyordu yaratık. “Her yıl size yeteri kadar güç-kutusu vereceğiz. Böylece dünyanızın bir yıllık güç gereksinimi karşılanmış olacak.”

Bakan, “İleride güç tüketimi arttığı zaman bu da karşılanacak,” diye hatırlattı.

“Şimdiki rakamın beş katına kadar. Evet.”

“Pekala. Size söylediğim gibi hükümetin yüksek mevkideki memurlarından biriyim ve sizinle anlaşmamız için bana hatırı sayılır yetkiler verildi. Ama gücüm sonsuz değil. Ben, şahsen, size güveniyorum. Ama Jüpiter’i neden istediğinizi kesinlikle anlamadıkça şartlarınızı kabul edemem. Açıklama akla yakın ve inandırıcı olursa belki hükümetimizi ikna edebilirim. Gel gelelim böyle bir açıklama olmadan bir anlaşma yaparsam beni görevimden alırlar ve dünya da anlaşmanın şartlarını yerine getirmeyi reddeder. O zaman dediğiniz gibi, Jüpiter’i zorla alırsınız ama aynı zamanda yasal olmayan bir duruma düşersiniz. Az önce de bana bunu istemediğinizi söylediniz.”

Yaratık sabırsızca dilini şaklattı. “Bu önemsiz tartışmayı sonsuza kadar sürdüremem. Lamberjler…” Durakladı ve sonra ekledi. “Bunun Lamberjler tarafından bizi geciktirmek için planlanmış bir hile olmadığına şerefiniz üzerine yemin eder misiniz?”

Bakan, “Yemin ederim,” dedi.

Bilim bakanı salondan çıkarken alnındaki terleri siliyordu ama on yaş gençleşmiş gibiydi. Yavaşça, “Elçiye başkanın resmi onayını alır almaz Jüpiter’in onların olacağını söyledim,” diye açıkladı. “Başkanın itiraz edeceğini sanmıyorum. Temsilciler Meclisinin de öyle. Tanrım, bir düşünün, baylar! Hiçbir zaman kullanamayacağımız bir gezegene karşılık bedava güç elde edeceğiz.”

Savunma bakanı durumdan hoşlanmadığı için öfkeyle morarmaya başlamıştı. “Ama biz Jüpiter’i istemelerine ancak bir Mizzarett-Lamberj savaşının yol açabileceğine karar vermiştik. Askeri potansiyellerini bizimkiyle kıyasladık. Bu durumda tümüyle tarafsız kalmamız gerekiyor.”

Bilim bakanı, “Ama savaş yok ki, efendim,” dedi. “Elçi Jüpiter’i neden istediklerinin başka bir açıklamasını yaptı. Bu o kadar mantıklı ve inandırıcıydı ki, nedeni hemen kabul ettim. Başkanın da benim gibi düşüneceğini sanıyorum. Durumu anladığınız zaman sizler de öyle. Hatta burada yabancıların yeni Jüpiter’le ilgili planları var. Gezegen yakında bu hali alacak…”

Diğerleri bağırarak yerlerinden fırladılar. Savunma bakanı “Yeni bir Jüpiter mi?” diye inledi.

Bilim Bakanı, “Bu eskisinden pek farklı değil, baylar,” dedi. “İşte eskizler. Bunlar bizim gibi katı cisimler sayılacak yaratıkların anlayabilecekleri biçimde hazırlanmış.”

Bakan planları masaya yaydı. Eskizlerden birinde o tanıdık kalın çizgili gezegen vardı. Sarı, uçuk yeşil ve açık kahverengi. Şurada burada kıvrımlı beyaz çizgiler. Arka planda benekli kadifeye benzeyen uzay görülüyordu. Ancak kalın çizgilerin üzerinde fon gibi kadifeye benzeyen siyah lekeler vardı ve garip şekiller oluşturacak biçimde yerleştirilmişlerdi.

Bilim bakanı, “Bu gezegenin güneşe bakan tarafı.” dedi. “Karanlık yanı ise şu eskizde görülüyor.” (Bu resimde Jüpiter karanlığı saran ince bir hilale benziyordu. O kapkara yerde de yine benzer biçimde yerleştirilmiş ince çizgiler vardı. Ama bunlar turuncu renkteydiler ve fosforluymuş gibi ışıldıyorlardı.)

Bilim bakanı, “Şu işaretler sadece optik bir fenomen,”  diye açıkladı. “Bana onların gezegenle birlikte dönmeyecekleri, atmosferdeki yerlerinde sabit kalacakları söylendi.”

Ticaret bakanı sordu. “Ama nedir bu?”

Bilim bakanı, “Anlayacağınız bizim güneş sistemimiz artık onların en önemli ticari yollarından birinin üzerinde. Bir tek günde gemileri sistemin birkaç yüz milyon kilometre yakınından geçiyor. Gemilerin sayısı günde yediyi buluyor. Ayrıca her gemi oradan geçerken önemli gezegenleri teleskoplarla inceliyor. Turistik bir merakla yani. Her boyda katı gezegen onlar için birer harika.”

“Bütün bunların şu işaretlerle ne ilgisi var?”

“Bu onların bir tür yazısı. O işaretleri şöyle çevirebiliriz:

‘Sağlık ve lşıltılı Isı İçin Mizzarett Ergon Haplarını Kullanın.’

Savunma bakanı patladı. “Yani Jüpiter’i bir reklam tabelası gibi mi kullanacaklar?”

“Evet, öyle! Lamberjlerin de rakip bir ergon tableti ürettikleri anlaşılıyor. Mizzarettler bu yüzden Jüpiter’e tümüyle yasal biçimde sahip olmayı çok istediler. Lamberjlerin onları dava etmelerinden korkuyorlardı. Aslında Mizzarettlerin reklam işlerinde pek yeni oldukları anlaşılıyor.”

İçişleri bakanı, “Neden böyle söylüyorsunuz?” diye sordu.

“Neden olacak? Diğer gezegenler konusunda, bir dizi opsiyon istemeyi unuttular. Jüpiter sadece onların ürününü değil aynı zamanda bizim sistemimizin reklamını da yapacak. Rakip Lamberjler öfkeyle Mizzarettlerin Jüpiter üzerinde hakları olup olmadığını anlamaya geldikleri zaman biz de onlara Satürn’ü satacağız. Hem de halkalarıyla birlikte. Lamberjlere halkaların Satürn’ü görüntü bakımından çok daha üstün bir hale soktuğunu kolaylıkla anlatabiliriz.”

Maliye bakanı hemen gülümsedi.

“Ve onun daha pahalı olduğunu söyleyeceğiz.”

Ardından bakanların hepsi birdenbire çok keyiflendiler.

 



avatar

Isaac ASIMOV

Pek çok konuda yapıtları olmasına karşın, bilim kurgu eserleri ve popüler bilim kitapları ile tanınmıştır. Kurgu olmayan çok sayıda eserinin yanı sıra Fantezi dalında da yazmıştır. Dewey Ondalık Sınıflandırma sistemindeki Felsefe hariç tüm ana dallarda eserleri vardır. Asimov ortak görüşle bilim kurgu dalının ustasıdır, Robert A. Heinlein ve Arthur C. Clarke ile birlikte yaşadığı dönemde "Üç Büyük" bilim kurgu yazarından biri olarak kabul edilmiştir.

Yorum Yapılmamış

Yorum yazmak için tıklayın

Kayıp Dünya Aylık Arşivi