2017 Nebula Ödülleri Kısa Hikâye Adayları Değerlendirmesi

2017 yılı Nebula Ödülleri kısa hikâye kategorisindeki adayların hepsini sizin için okudum. Kendi yorumlarımı ve kazanan tahminlerimi her biri için paylaşıyorum. Okuduklarınız varsa siz de yorumlarda kendi fikirlerinizi paylaşır mısınız?

Kazananlar Mayıs ayında açıklanacağı için o zaman kadar beklememiz gerekecek. Bakalım kazananı bilebilecek miyim? Tüm adaylar ve hikayeleri dost site FRPNET’in ilgili haberinde bulabilirsiniz.

Bu senenin kısa öykü dalındaki adaylarının listesi aşağıda:

 

En İyi Kısa Hikâye Adayları(Best Short Story)

  • Fandom for Robots, Vina Jie-Min Prasad (Uncanny 9-10/17)
  • Welcome to Your Authentic Indian Experience™, Rebecca Roanhorse (Apex 8/17)
  • Utopia, LOL?, Jamie Wahls (Strange Horizons 6/5/17)
  • Clearly Lettered in a Mostly Steady Hand, Fran Wilde (Uncanny 9-10/17)
  • The Last Novelist (or A Dead Lizard in the Yard), Matthew Kressel (Tor.com 3/15/17)
  • Carnival Nine, Caroline M. Yoachim (Beneath Ceaseless Skies 5/11/17)

 

The Last Novelist (or A Dead Lizard in the Yard)

Ölmekte olan bir yazar son romanını yazmak ve ölümü beklemek için uzaktaki bir gezegene gider. Burada genç bir kızla tanışır ve kız ona ilham vererek yazma sürecini hızlandırır.

Öykünün anlatımı akıcı ve tasvirler de gerçekten gözünüzde canlandırmanızı sağlıyor. Ancak bilim kurgu öğeleri çok yaratıcı diyemeyiz. Asıl gücünü ise duygusal açıdan etkileyici olmasından alıyor. İşte bu yüzden benim 3. Kazanan adayım olduğunu söyleyebilirim.

 

 

Carnival Nine

Yazar, bir oyuncak dünyası yaratmış içine kurmalı insanlar koymuş. Peki, bu dünyada hareketleriniz de sınırlı sayıda olsaydı bunları neye harcardınız? İş için mi, kendi mutluluğunuz için mi yoksa evladınız için mi? Zee, babası ile bu evrende yaşıyor. Biraz heyecan yaşamak için kaçıp karnavalı ziyaret ediyor. Karnavalda bir gençle tanışıyor ve evden ayrılıp karnavala katılıyor.

Benim kişisel favorim bu hikâye oldu. Gerçekten duygusal ve insanın içinde özel bir yerlere dokunuyor. Dünya yaratımı konusunda çok başarılı bir öykü. Burada yaratılan evrenden daha onlarca hikâye çıkarılabilir. Fakat erkek okuyucunun başkarakterle duygudaşlık kurmada zorluk yaşayacağını düşündüğümden ödülü kazanacağını sanmıyorum. Bu nedenle aday olarak 2. sıraya koyuyorum.

 

 

Fandom for Robots

Computron bir müzede sergilenen bilinen tek “bilinçli” robottur. Her gün marifetlerini gösterdiği bir gösteriye çıkar, kendisine sorulan sorulara yanıt verir, yerine döner. Tekdüze hayatı bir gün bir kız çocuğunun “Hyperdimension Warp Record” isimli animeyi izleyip izlemediğini sorması ile değişir. Computron bu animedeki Cyro isimli robota çok benzemektedir. Bu benzerliği görmek isteyen robot animeyi izlemeye başlar. Yavaş yavaş ilgisi artar ve kendini fanfiction yazıp, çizgi romanlar için anime hayranları ile işbirlikleri yaparken bulur.

Mizahi yönü ağır basan ve okuması keyifli bir hikâyeydi. İnternetteki forum diyaloglarını, hayran fictionlarını seven ve takip eden birisiyseniz beğeneceğiniz bir hikâye olacaktır.  Ancak bence ödül için son sıralarda geliyor. Daha duygusal olarak etkileyen rakipleri varken mizahi eser arkada kalacaktır diye düşünüyorum.

 

 

Clearly Lettered in a Mostly Steady Hand

Yazar okuyucuya sen diye hitap ederek başlıyor hikâyeye. Onu alıp tuhaf şeylerin sergilendiği bir müzede yolculuğa çıkarıyor. Farklı olanın ayrıştırıldığı, sınıflandırılıp, etiketlenip, sergiye konduğu bu müzede yavaş yavaş dehşeti yaşıyor okuyucu.

Korku türüne daha yakın bir öykü bu. Anlatıcı direkt okuyucuyla konuştuğu için hikâyenin içine girmek ve kendini başkahraman yerine koymak kolaylaşıyor. Üstelik okuyucuya konuşma ve kendini ifade etme şansı da verilmiyor. Hem anlatımın ilginçliği, hem de son dönemde Nebula ve Hugo kazanan eserlerdeki ayrımcılık eleştirilerini göz önünde bulundurduğumda ödülü kazanacağına en çok inandığım öykü bu açıkçası. Bir de şaşırtıcı bir sonu olması etkisini artırıyor.

 

 

Welcome to Your Authentic Indian Experience™

Jesse gelecekte sanal gerçeklik aracılığıyla müşterilerine deneyim satan bir şirkette çalışmaktadır. Kızılderili gibi giyinip eski Kızılderili filmlerindeki gibi konuşarak müşterilerin ruhsal deneyimler yaşamasına yardımcı olur. Fakat bir gün diğerlerine hiç benzemeyen bir müşteri gelir ve Jesse’nin hayatı değişir.

Beni en az etkileyen hikâye olduğunu söyleyebilirim. Alt metne baktığımızda tüketim toplumunun kültürleri nasıl kendi keyfi için sömürdüğünün anlatıldığını görüyorum. “Clearly Lettered in a Mostly Steady Hand” gibi bu öykü de güncel sıkıntılara parmak basıyor. Fakat ben karaktere karşı duygudaşlık hissedemedim. Belki bunu sebebi öykünün geçtiği yerin Amerika olması, belki Jesse’nin takıldığı bar ortamı ya da belki Kızılderililerdir… Bu nedenle karakterin başına ne geldiğini çok da umursamadım. Verdiği mesajdan ötürü kazanma şansı artıyor ama bir üstteki hikâyenin anlatımı bundan daha başarılı.

 

 

Utopia, LOL?

Gelecekte insanlar bilinçlerini Matruşka beyin denilen ve güneş sistemi boyutundaki bir bilgisayara yüklemişlerdir. Bu bilgisayar enerjisini güneşi iç içe kaplayan Dyson kürelerinden almaktadır. Bilgisayarda yaratılan sonsuz evrenlerde herkes istediği hayatı yaşamaktadır. Bu evrenleri ise Allocator isimli yapay zekâ yönetmektedir. Charlie dondurulmuş olduğu uykudan uyandığında karşısında Kit’i bulur. Kit Allocator tarafından onun geleceğe adapte olmasına yardımcı olmak için görevlendirilmiştir. Kit, Charlie’ye etrafı gösterirken yapay zekânın onlar için farklı planları vardır.

Bu hikâyeyi okumadan önce Dyson küresini ve Matruşka beyin kavramlarını hiç duymamıştım. Harika bir şekilde öykünün içine bütünleşmişler. Fandom for Robots sadece mizahi yönüyle ağır basarken sürprizli ve duygusal sonuyla Utopia onun bir adım önüne geçiyor. Kendini daha büyük bir amaç için feda etme konusu her zaman beğeniliyor bence. Belki ilk 3’ümde değil ama beğendiğim öykülerden biri oldu.

 

Tüm adaylar ve hikayeleri dost site FRPNET’in ilgili haberinde bulabilirsiniz.

 

4 yorum

  1. avatar

    Öncelikle güzel yazınız için teşekkür ederim. Yazınızda geçen The Last Novelist ve Carnival Nine isimli hikayeler ilgimi çekti.
    Ölmekte olan bir yazarın son romanını yazmak için uzaktaki bir gezegene gitmesi, ütopik aynı zamanda birçok insanın istediği kendiyle baş başa kalma fikrini içerdiği için hem tanıdık hem uzak bir düşünce olarak bende merak uyandırdı. Carnival Nine adlı hikaye ise bazen doğru karar vermek, mutlu olmak için sınırlayıcı, zorlayıcı bir etki mi olması gerekir diye düşündüğüm bir konu içerdiği için ilgimi çekti. Bunu biraz şuna benzettim açıkçası ölümden dönmüş bir şekilde hastalığını yenmiş insanların bu zorlayıcı etkiden çıktıklarında asıl isteklerine döndüklerini benliklerini bulduklarını düşünmüşümdür. Peki bu zorlayıcı veya sınırlayıcı etki yaratılmış bir oyuncak dünyasındaki insanlar için olsaydı durum değişir miydi? Onlar için seçim aşaması zor mu yoksa kolay mı olurdu? Hikaye bu yönüyle ilgi çekici gözüküyor.

  2. avatar

    Yorumunuz icin tesekkur ederim Ozge Hanim. Oyuncak dunyasi bu hayatin bir alegorisi. Bu yuzden bence zorlayici etkiler orada da benzer sonuclar doguracaktir.

    Sevgiler

  3. avatar

    Müge hanım keyifle okudum. Orjinallerini okuyacak kadar İngilizcem yok ama şu yazdıklarınız bile ne hayaller kurmama sebep oldu. Teşekkür etmek istedim. Sağolun.

  4. avatar

    Teşekkür ederim Meliha Hanım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir