Bilimkurgu Ön Okuma Ön Okuma

Ön Okuma: “Bilimkurgu Öykü Seçkisi 2018” – Yerli Bilimkurgu Yükseliyor

Bilimkurgu Öykü Seçkisi 2018

Yazar: Yerli Bilimkurgu Yükseliyor
Sayfa Sayısı : 511
Paradigma Akademi Yayınları – Haziran 2018

Genel İnceleme Puanı

 

“İyi bilimkurgu, iyi edebiyattır.”

Özgen Berkol Doğan’ın bir rüyası vardı; çok sevdiği bilimi ve bilimkurguyu ülkemizde daha çok insana ulaştırmak. Bu uğurda hem CERN’e kabul edilen sayılı Türk fizikçilerden biri olmayı başardı hem de “Ben Efsane”, “Gece Kanatları” gibi değerli eserleri dilimize çevirdi. Ne yazık ki kendisini 2007’de yaşanan bir uçak kazasında kaybettik.
Ama rüyası yaşamaya devam ediyor…

Bilimkurgu bugün ülkemizde daha önce hiç olmadığı kadar yaygın. Üstelik sadece okumuyoruz, yazıyoruz da… Ve elinizdeki kitap bunun en güzel kanıtlarından biri. 47 yerli yazarımızın 51 öyküsünü içeren bu derlemede Gurur Asi, Haldun Aydıngün, Müfit Özdeş, Orkun Uçar, Özlem Kurdoğlu, Selma Mine ve Yüksel Yılmaz gibi romanları ve öyküleriyle bizleri sayısız kez başka alemlere götüren önemli yazarlarımızın yanı sıra Abdülkadir Doğanay, Esra Uysal, Gökcan Şahin, Gri Esin, Kenan Çetinkaya ve Tuğrul Sultanzade gibi umut vadeden genç yetenekler de bulunuyor.

Bu bile Özgen Berkol Doğan’ın anısına kurulan Bilimkurgu Kütüphanesi ile “bilimkurgu’yu tanıtma ve sevdirme” sloganıyla yola çıkan Yerli Bilimkurgu Yükseliyor oluşumunun ortaklaşa çalışmalarıyla hazırlanan bu öykü seçkisini iki kez okunası, iki kez bağırlara basılası kılıyor. Kapağı aralamak için daha ne bekliyorsunuz? M. İhsan Tatari/Kayıp Rıhtım

Ön Okuma

Bu seçkide yer alan öyküler 47 yazar tarafından
Özgen Berkol Doğan Bilimkurgu Kütüphanesi için özel olarak yazılmıştır.

Seçki’ye Dair

Eski zamanlardan birinde, bilge bir adam şöyle demişti:
”Ekinlerimizin yetiştiği toprak gibi, yıldızlardan filizlenir, düşlerimiz de… Hayallerin sisli bahçesi, ölümsüz gökyüzü!..”
Daha sonra astrofizikçi bir bilge de ”Hepimiz aynı yıldız tozlarından var olduk; bu yüzden evrenin her tarafında varoluş birbirine benzer…’‘ diye seslendi, insanlığa.
“Biz miyiz kurgulayan bu hayatı, yoksa hayat mı kurguluyor bizi?” diye sorgulasak da bilim hammaddesi olmadan, kurgunun hayata geçmediğini çok iyi biliyoruz.

İşte burada scientific-fiction (bilimsel-kurgu) veya antisipation (yarınsama) denilen tür ortaya çıkmıştır. Daha sonra daha da kısaltılarak science-fiction’a (bilim-kurgu) dönüşmüştür. Türk Dil Kurumu günümüzde bunu iki şekilde kabul etmektedir: Ya bilim kurgu ya da bilimkurgu.

Bir ülkede üretilen bilimkurgunun yoğunluğu, o ülkenin bilim ve teknolojiye bakışıyla, onların evrilebilmesiyle ve en çok da insanlarının hayal gücüyle doğru orantılıdır.

Çoğu kişi, iyi bilimkurgunun teknolojisi yüksek, atmosferin dışına sürekli araç gönderen süper güçlerin yazarlarından çıktığını düşünebilir. Bir ülkede üretilen bilim ve teknolojinin kurgulanması için halkın anlayacağı ve sevebileceği şekilde, hem en azından bir altlığa hem de güçlü bir hayal gücüne ihtiyaç vardır. Eserleriyle, yüz yıl hatta bin yıl sonrasının dünyasının nasıl olacağını bizlere anlatan, başarılı yazarlar, bu tip kişilerdir. Onlar sadece bilim ve teknolojinin ne kadar gelişmiş olduğunu değil, hem günümüzde hem de gelecekte insan hayatına yapacakları yarar ve zararları okurların kulaklarına fısıldamış, zihinlerinde resimlerini çizmelerine yardımcı olmuştur.

Tarihte gerilere gittiğimizde ülkemizi de içine alan topraklar, bilime ve teknolojiye ev sahipliği yapmıştır. Söz gelimi sibernetiğin, robot teknolojisinin öncüsü bir Türktür. Roket biliminin babası, torpidonun mucidi Hassan Er-Ramah Türktür. Sayısız bilim insanını bu topraklar barındırmış, pek çok bilim dalının temelleri yine bu topraklarda atılmıştır. Halen de Anadolu insanının pratik zekası ile ürettiği ve normal yaşamında kullandığı araçlar, hatta gençlerimizin son zamanlarda robotlar ve otomatlar üzerinde yaptığı buluşlar dikkat çekicidir.

Bu yüzden de “Türkiye’den bilimkurgu çıkmaz!”, “Türkiye bilimkurgu üretemez!”, “Türk bilimkurgusu mu var?” diyenler; sosyoloji, psikoloji, biyoloji, ekoloji, tıp, genetik gibi bilim dallarını görmezden gelerek, salt mekanik, zaman, uzay benzeri konuları bilimkurgu sanmaktadırlar. Oysa bilimkurgunun içinde barındırmadığı bilim ve teknoloji yok gibidir. Bilimin her dalından kendine malzeme bulabilir. Önemli olan bu dallardan haberdar olabilmek; sorgulayan ve test eden katı ancak bir sonrakinde yenilenen kuram ve buluşlarına hem basamak olabilecek hem de ilham verecek düzeyde hayal gücüne sahip olabilmektir.

Ülkemizde yıllardan beri ciddi biçimde bilimkurgu üretiliyor. Bu konuda dergiler, fanzinler çıkmış, internet siteleri hatta fan kulüpler, dernek ve kütüphane dahi kurulmuştur.

Bu yüzden 25 Mart 2017’de kurduğumuz Yerli Bilimkurgu Yükseliyor Grubu‘muzun amacı (YBKY), hem bir e-dergi çıkararak bilgeliğin baki kalan sedasına kulak verip mayamızdaki yıldızlardan kalma düşsel ışığı sosyal medyada paylaşmak; hem öykü yarışmaları düzenleyerek yeni kalemleri ortaya çıkarmak, hem de türün hayranlarını bir araya getirerek, mevcut bilimkurgu yazarlarımızı ve bilinmeyen kitaplarını tanıtmaktır. Sevgili Özgen Berkol Doğan Kütüphanesinde meraklılarla buluşarak, ülkemizde bu türün ne kadar ciddi boyutlarda ürün verdiğini gösterebilmektir.

Ve elbette, Lavosier (Maddenin Sakınımı) Kanununa göre “Evrende hiçbir şey yok olmaz, yoktan da var olmaz.” ise eğer, aramızdan erken ayrılan ve mutlaka bir yerlerde varlığını sürdüren genç bilim insanı Özgen Berkol Doğan gibi değerleri anmak adına, bu seçkide yer alan tüm yazar arkadaşlara teşekkürü borç biliriz. -Yerli Bilimkurgu Yükseliyor

İçindekiler

Selma Mine – 9. Nesil CB’ler
Müfit Özdeş – Gazi Bilal Faciası
Özlem Kurdoğlu – Sancılı Uyanış
Haldun Aydıngün – Kavaladan Bakınca Rodop Dağları Görülür
Orkun Uçar – Koleksiyoncu
Gurur Asi – Pek Tadım Yok Bugün
Kemal Mükremin Barut – Derdora Me
Zübeyir Tokgöz – Keşif
Murat K. Beşiroğlu – On Sekiz
Şükrü Soydaş – Qualia
Sercan Leylek – Rakı Masası
Yüksel Yılmaz – Hasatçılar
Kubilayhan Yalçın – Robofobik: Tekno-seksüel Bir Aşk Hikâyesi
İlhan Deliktaş – Asyalı Gülümseyiş
Bertuğ Kodamanoğlu – Merhaba Dünya
Mustafa Özçınar – Kumsal
Metin Uçar – İhtiyar Adam
Nur İpek Önder Mert -Görünen
Gri Esin – Tekno Güvenlik
Efe Sarıtunalı – Döngü
Burak Katipoğlu – Uzun Gün
Tuğrul Sultanzade – Kıyametin Dil Ötesi Kehaneti
Gökcan Şahin – Berber Koltuğu Oyunları
M. Yağmur Polat – Odtepek
Ardakan Coşkun – Gizemli Parlak Noktalar
Aykut Coşkun – Uyanış
Badahan Canatan -Şans
Selahattin Başboğa – Vox Populi
Mehmet Kardaş – Özgür Adam
Nilay Kayaalp – Zaman Mühendisi Gri Adam
Korkut Kabapalamut – Deliler Gezegeni
Utku Köse – Çelişkili Gelişimin Trajik Hikâyesi
Bahri Doğukan Şahin – Zamanı
Mehmet Fatih Balkı – Halk Çöplüğü: Sürgün
Taner Güler – Uçan Balon
Abdülkadir Doğanay – Kıvırcık ve Sarı
Mustafa Özçınar – Yeni Bir Başlangıç
Kenan Çetinkaya – Kralın Dönüşü
Kenan Çetinkaya – Son Nefes
Burak Erdoğdu – Başlangıç
Metin Uçar – Yalnız Değiliz
Emirhan Karahasan – Kara Kutu
S.Gökhan Kalkanoğlu – Epimetheus’un Daimi Macerası
Abdülkadir Doğanay – Darwin’in Senfonisi
Hakan Kilyusufoğlu – 2222
Hasan Önal – Zaman Tadıcılar
Burak Fedakar – Sonsuzluk Senfonisi
Arda Tipi – Bir Hayaletin Güncesi
Esra Uysal – Yakın Gelecek
İsmail Şahin – İlk Ders
Sezai Özden – Son!

*Kitapta yer alan her öyküye özel çizimler Sezai Özden’e aittir.

SELMA MİNE
9.NESİL CB’LER

ACİL ve GİZLİDİR

Sayın Yetkili,

9.Nesil Cep Bilgisayarlarının piyasaya sürülmeden önce çeşitli denekler tarafından kullanımları ile ilgili görüş raporları, ilgili müfettişler tarafından alınmıştır. Çoğu deneklerle soru cevap şeklinde karşılıklı sohbetler yapılmıştır. El yazısının epeydir kullanılmaması yüzünden, mesajlarla gelen bildirimlerin çözümü vakit almıştır. Deneklerin isim ve adresleri firmada kayıtlıdır. Diğer firmalarca ele geçirilmemesi için sadece kod numaraları yazılmıştır. Genelde bu modelin kullanımı ile ilgili övgü içeren raporlar dışında, 9N-CB’lerin ilginizi çekeceğini varsaydığım birkaç ilginç geri bildirimi incelemenize sunuyorum.

Baş Müfettiş: BMFT

***

RAPOR:12 – Konuşma Yöntemleri
(11 Mart 20..)

Denek-2125: Abi, işin doğrusunu istersen, son model ve çok fonksiyonlu bir alet. İçinde öyle güzel programlar var ki, onları açıp bakmak, çözmek zaman alıyordu. Evet, tuşları azaltmışlar; ama aynı tuşla başka başka programlara girerken kafayı yemek hepten kolay.

MFT-23: Ne gibi sıkıntılarınız oldu?

Denek-2125: Bak şimdi: Telefon etmek için şu tuşa basıyorsun, menü açılıyor. Başlıyor sormaya:
*Normal konuşma mı yapacaksın?
*Kutlama mı yapacaksın?
*Başsağlığı mı dileyeceksin?
Birini seçiyorsun, bu kez şöyle soruyor:
*Resmi bir görüşme mi?
*Özel mi konuşacaksın?
Diyelim ki özeli seçtin. Başka bir menü açılıyor:
*Eşin mi?
*Sevgilin mi?
*Flörtün mü?
*Bir dostun mu?
*Hoşlanmadığın biri mi?
*Yoksa rakibin mi?

Es kaza hoşlanmadığın birini seçiyorsun. Şöyle sorular geliyor:

*Sesini soğuk bir ifadeyle perdelemek ister misin?
*Küfür etmeye kalkışırsan, program seni engellesin mi?
*Karşı taraf küfretmeye kalkışırsa, duymak ister misin, yoksa perdelensin mi?
*Tehdit etmeye kalkışırsanız, unutmayın ki özellikle bu konuşmalar, ana merkezde kayda alınmaktadır.

Yani abi, aslında benim tüm konuşmalarım kayda alınıyor, demektir. Benim hoşlanmadıklarım, hele rakiplerim tek değil ki… Bu durum, özel olmaktan çıkar, maazallah hatlar karışır da birbirlerini öğrenirlerse, yanmışım.

MFT-23: Peki, neden onların numaralarını kayıtta tutuyorsunuz?

Denek-2125: Olur mu hiç? Ben herkesi gruplaştırdım. Mesela biri dostum iken hoşlanmadığım grubuna da girebilir ve neden olduğunu da kaydetmem gerekir ki, yarın öbür gün aradığında nasıl davranacağımı bileyim.

MFT-23: Bu sorun giderildiği takdirde, şikâyetiniz halloluyor mu?

Denek-2125: Abi, doğrusunu istersen, diğer tuşlara daha gelemedim. Bu kadar soruyu yanıtlarken, kaç kere kimi aradığımı unuttum. Bir tuş da böyle durumlarda ne yapmam gerektiğini anlatmalı… Eski model daha kolaydı… yani kafa karıştırmıyordu, demek istiyorum.

MFT-23: Peki, şikâyetiniz merkeze duyurulacaktır.

RAPOR:28 – Tehdit
(12 Mart 20..)

Görüşmeye katılan denek, hem çekingen hem de sıkıntılıydı. Bu yüzden konuşturmakta epeyce zorlandım:

MFT-32: Lütfen bunun bir sohbet olduğunu düşünerek rahatlayın hanımefendi.

Denek-1115: Şey… nereden başlayacağımı bilemiyorum… 9N-CB modelinin bir yıllık pil gücü harika ama devamlı açık olması beni tedirgin ediyor.

MFT-32: Uyku konumuna alabilirsiniz. Bakın benimki de şu anda uykuda.

Denek-1115: Bildiğim kadarıyla, uykuda da olsa, dinliyormuş… Yani kendisini şikâyet ettiğim anlaşılırsa, sonra başıma bir şey gelmesin?

MFT-32: Bunu da nereden çıkardınız?

Denek-1115: Ben yine de sesimi alçaltayım, uyanmasın. Geçen gün arkadaşımla konuşurken, 9N-CB’nin bazı sorularından hoşlanmadığımı ve zamanı gelince firmaya rapor edeceğimi söylemiştim. Birden konuşmam kesildi ve
ekrandan arkadaşımın yüzü silindi; yerine şöyle bir cümle belirdi: «Böyle bir hata yaparsan, bazı konuşmalarını kaynananın cebine gönderirim.» Düşünebiliyor musunuz, cebim beni tehdit etti?!!!..

MFT-32: Ciddi misiniz? Böyle bir program yüklenmiş olamaz!

Denek-1115: Eski telefonuma döndüm, bunu da evde bıraktım; ama peşimi bırakmadı. Ona da mesajlar atmaya ve neden kendisini kullanmadığımı sorgulamaya başladı. Bakın bakın, yine aynı şey… bu beni korkutuyor. Tarafımdan da gözlendiği üzere şikâyetçinin cep bilgisayarı uyandı ve «Neden beni kullanmıyorsun, bir hata mı oluştu?» diye sesli olarak sordu. Ve beni asıl şaşırtan, benimkinin de devreye girip: «Özel bir görüşme yapılıyor, kapa çeneni!» demesiydi.

RAPOR:31 – Kimin Sesi Güzel?
(28 Mart 20..)

Denek-8031 tarafından adeta bilmece gibi bir mesajla gönderilen raporun çözümü aşağıdadır: Benim en çok hoşuma giden 9N-CB modelinin konuşması ve kişinin talebine göre erkek veya kadın sesine, hatta çocuk sesine ayarlanabilmesi. İç gıcıklayan bir kadın sesini kim reddedebilir? Kim edecek? Kız arkadaşım tabiii… Telefon, arayanın kimliğini duyururken, içimi yağ gibi eriten o güzel ses konuşuyordu. Biz de bir café’de oturuyor ve gevezelik ediyorduk. Konuşmam bittikten sonra:

-Kim bu kadın? diye sordu.
-Arayan erkek arkadaşımdı, fakülteden, diye yanıtladım.
-Neden kadın sesiyle konuşuyor? Transseksüel mi, eşcinsel mi? Yoksa sen de mi öylesin?
-Ne münasebet!.. Bilgisayar öyle ayarlanmış… yani fabrikadan…
-Yok ya? Beni kandıramazsın. Bu kadını da bana erkek arkadaşın diye yutturamazsın. Fabrikaymış… Neden benim sesim değil de bir başkası, o zaman?
-Sevgilim, elbet öyle bir program da vardır içinde, ama henüz o bölüme gelemedim. Bu bir deneme modeli sadece…

Öyle bir kapıştık ki, öyle böyle değil… Bütün café’ye film olduk. Derken 9N-CB uyandı. Ekranda harika bir kız belirdi:
«Sen kendini ne sanıyorsun, kavgacı yaratık!» dedi. «Önce sesini bir kayda al da kendin dinle, sonra benimle boy ölçüşürsün!.. Sana gelince Denek-8031, bana bu tuhaf sesi yüklersen, tüm kızlarla yaptığın konuşmaları birbirine gönderirim, bir daha belini doğrultamazsın!»

RAPOR: 35 – Kafa Karışıklığı
(12 Nisan 20..)

Denek-7216: Geçenlerde okutmanımız, artık kullanılmayan ama bir zamanlar edebiyat adı altında yazılan eserlerde geçen deyimler üzerine bir ödev verdi. Ben de internette araştırması için, elimdeki metinde geçen bazı deyimleri “Cobo”ya yükledim.

MFT-32: Cobo?

 

 



avatar

Kayıp Dünya

Kayıp Dünya Editörleri tarafından yayınlanmaktadır.

Yorum Yapılmamış

Yorum yazmak için tıklayın