AMAZONLAR; Savaşan Güzel Çığlıklar

1

Amazonlar, ellerinin hamuruyla erkek işine karışan, kimi zaman acımasız kimi zaman vahşi, Ares’e tapacak kadar savaşçı ruhlu, Artemis’e bağlanacak kadar zarif. Erkek gibi kadın değil yani! Olması gerektiği kadar mücadeleci ama Olympos Tanrıçaları kadar çekici kadın savaşçılar.

Homeros’a göre Truva savaşında at koşturan, ok atan balta sallayan sadece kadınlardan oluşan bir toplum. Herkesin hayranlık duyduğu fakat hala tam olarak açıklanamayan bir yaşam sistemi. İşte tüm bunlar Amazonları diğerlerinden bir adım öne çıkarıyor. Çünkü onlar alışılmadık olanı yaptı, hemcinsleri evdeyken onlar savaş meydanlarında nidalar attı.

Memesiz” dendi onlara, daha iyi ok atabilmek için göğüslerinden birini kestikleri söylendi. Bu acı veren deneyimi yaşayacak kadar cesurdular. Bir başkası “Erkek Düşmanı” dedi onlara, birlikte olduğu erkeği amacına ulaştıktan sonra öldürebilecek kadar duygusuzdular. “Ay’ın Kızları” oldular başka bir toplumda ay kadar güzel, ay kadar soğuk, ay gibi iki yüzü vardı onların da bir karanlık bir aydınlık. İşte bu ilginç toplumun bizim topraklarımızda yaşamış olduğu söylenir. Giresun adası, Sinop ve İzmir’in adı geçer. Hangisi doğrudur bilinmez ama İzmir’in Smyrna adını Amazonların bir kraliçesinden aldığı gerçeği var. Fethettikleri her yeni bölgeye kendi isimlerini verirlerdi zaten kazınmış oldukları tarih sayfalarındaki yerlerini daha bir sağlamlaştırmak ister gibi.

Labrysl adlı bir balta Amazon kadını ile özdeşleşti. Çift ağızlı hafif bir savunma silahıydı bu ama nice savaşta kafalar kollar koparken, en son bu baltayı hissederlerdi tenlerinde. Baltanın yanında ok ve yay kullanmakta, at binmekte ustaydılar. Birçok bölgeyi ele geçirdiler birçok ulusa korku saldılar, tarih onları “Erkek Öldüren” vahşi bir topluluk olarak tanımladı. Neden böyleydi bu kadınlar peki? Onları yıkabilmek için üç toplum bir araya gelmek zorunda kaldı. Güç ve iktidar istemeleri bunu savaş ile elde etmeleri hangi nedene dayanıyordu? Sorulacak o kadar çok soru var ki Amazonlar hakkında söylenen o kadar çok söz ve bir sürü efsane, hepsini buraya sığdırmak mümkün değil. Benim anlamak istediğim şey bir Amazon kadını nasıl düşünür? Nedir onu savaş meydanlarına kadar götüren hırs, neyin savaşı bu, sadece erkek üstünlüğü için olamaz çünkü zaten erkekleri yeterince eziyorlardı. Başka bir şey olmalı. Ama bu sorular hiçbir zaman tam olarak cevaplanamayacak. Tabi hayatta olan gerçek bir Amazon Kadını yoksa!

Amazonların MA adında bir savaş tanrıçasına hizmet ettikleri iddia edilir. Bazı kaynaklarda ise Ares’in adı geçer. Şöyle düşünelim sadece kadınların oluşturduğu ve erkek egemenliğini tamamen red eden Amazonlar nasıl olur da Ares’e hizmet edebilir? Bu bir çelişki değil mi? Evet tamamen öyle. Ares, savaş demekti. Harp Tanrısıydı o ve Amazon kadını savaş için yaşardı. Ma ile Ares’i karşılaştıracak olursak Ares’in üstünlüğü tartışılmaz Ma daha silik bir karakter çizer. Peki ya Tanrı ve Tanrıça gibi bir ayrıma gitmek, onları bu kadın bu erkek şeklinde etiketlemek ne kadar doğru olur. Belki Amazonlar cinsiyet kavramını ortadan kaldırıp sadece taptıkları tanrının neyi ifade ettiği ile ilgileniyorlardı. Ares, Ma ya da Artemis olmuş, adı önemli değildi sadece savaş, fethetmek ve özgürlük önemliydi onlar için.

Burada aradığınız Amazon söylencelerini bulamadınız belki, ya da hep okumaya alıştığınız Amazon kahramanlık öykülerini. Bunlar bilinen şeyler ya da hayır yazılan şeyler demeliyim hep yinelenen artık ezberlediğimiz sadece kuru bilgiler. Bir efsaneyi sadece okumak ya da onu bilmek yetmez onu hissedebilmek önemlidir. Okurken orda olabilmek, yaşayabilmek gerekirse elinde balta ile düşlemek kendini bir Amazon gibi. At olduğunu düşlemek dörtnala koşan ve rüzgar o güzel yüze dokunan ve gökyüzü ve güneş ve ay olmak. Hepsini teker teker duyumsamak ve bir Amazon kadını olduğunu düşlerken gülümsemek birden bire özgür olduğunu ve hep özgür kalacağını bilmek.  Budur benim istediğim sadece kelimeler kalmasın bu yazıyı okuduktan sonra aklınızda, kelimelerin, gözlerinizin ötesine geçebilmek. Bu sayfayı kapatıp bir başka yazıya geçerken biraz önce döndüğünüz savaş meydanında ki çığlıklar kalmalı kulağınızda ve elinizde bıraktığınız baltanın sıcaklığı ve bir gülümseme yüzünüzde hissettiğiniz özgürlük duygusunun yarattığı. Özgürlük! İşte Amazon Kadını’nı bir kaç kelime ile tanımlamam gerekse ben onlara “özgür ruhlar” derdim, ya da “özgür çığlıklar” sonsuzluğa atılan. Sonsuzlukta kaybolmayacak güzel sesler.

Şimdi evet tam şu anda çığlık atabilmek için Amazon olmanız gerekmiyor sadece hissedebilmeniz ve kendinizi o uçsuz bucaksız topraklarda koşarken düşünmeniz yeterli. Biraz hayal gücü ve biraz istek işte hepsi bu…

Paylaş

1 Yorum

Yorum yapın