DÜNYA YUVARLAK DEĞİLDİR

2

Zaman zaman internet üzerinden veya arkadaş toplantılarında yeni insanlarla tanışıyorum. Konu dönüp dolaşıp sevdiğimiz kitaplara veya müziklere geliyor. Fantastik kurgu (FK) okuyorum dediğimde birçok kişiden duyduğum bir yorumu sizinle paylaşmak isterim.

“Evet, önceden ben de okurdum ancak bir yerden sonra tüm fantastik kitaplar birbirine benziyor, sürekli birbiriyle dövüşen orkları, hobbitleri ve elfleri görmekten çok sıkıldım. Bu nedenle artık FK okumuyorum.”

Bu tür yorumları duydukça, zaten az ilgi gören bir türün bir okurunu daha kaybetmesine üzülüyorum. Doğrusunu söylemek gerekirse ben de böyle bir dönemden geçtim ve o zamanı bilim kurgu okuyarak atlattığımı söyleyebilirim. Ancak bu yazıda size önereceğim yazar bir dönem bilim kurgu yazmış olsa da yazın hayatının büyük bölümünü FK’ya adamış birisi.

“Şimdilerde bir kural var; hiçbir İngiliz treni, içerisinde Terry Pratchett okuyan biri olmadan istasyondan ayrılmaz.”

Susanna Clarke

Colour of magic İngiltere’nin en çok satan yazarlarından biri olan Terry Pratchett, 1948 yılında İngiltere’nin Beaconsfield şehrinde doğmuştur. İlk romanı olan “The Carpet People” 1971’de yayınlanmıştır. Bu romanı az sayıda ama olumlu eleştiriler almış, ancak onu izleyen bilim kurgu türündeki romanları “The Dark Side of the Sun” ve “Strata” yazarın umduğu ilgiyi görmemiştir. 1985’te Diskdünya romanlarının ilki olan “The Color of Magic” piyasaya çıkmış fakat roman ancak BBC Radyosu’nda 6 bölüm halinde yayımlandıktan sonra popülerlik kazanmıştır. 1965’te gazeteciliğe başlayan Pratchett, Diskdünya’nın dördüncü romanı olan Mort’u yazdıktan sonra işini bırakmış ve hayatını yazarlıktan kazanmaya karar vermiştir. Çocuk kitapları da yazan Pratchett. 2001 yılında çocuk ve genç kitapları dalında verilen “Carnigie Medal” ödülüne lâyık görülmüştür. Kendisine, 1998’de İngiltere kraliçesi tarafından edebiyata yaptığı hizmetlerden dolayı “Officer of the Order of the British Empire” nişanı verilmiş, 2009 yılında da ‘Sir’ unvanını almıştır. Aralık 2007’de ender rastlanan bir Alzheimer türüne yakalandığını açıklamıştır. Hâlen eşiyle İngiltere’de yaşamakta ve hastalığa karşı mücadele vermektedir.

Pratchett yazarlık hayatının büyük bir bölümünü Diskdünya romanlarını yazarak geçirmiştir. Şu an yayımlanmış otuz altı adet DD romanı bulunmaktadır. Otuz yedincisi ise “Unseen Academicals” adıyla 2009 yılında yayımlanacaktır. Bu eserler serisi Türkçe’ye de kazandırılmış, on birinci kitap olan “Cadılar Dışarıda!” bu yılın Ocak ayında kitapçılardaki yerini almıştır.

Diskdünya 70’lerin sonlarında mantar gibi çoğalan ve birbirinin aynısı FK romanlarını hicvetmek amacıyla yaratılmış ancak bir noktadan sonra hayata dair her şeyin taşlamasına dönüşmüştür. İlk kitaplar parodiye yakın bir anlatım sergilerken, sonrakiler daha fazla felsefe ve ciddiyet içermeye başlamış ancak bu durum hikâyelerin özünü bozmamıştır. Pratchett. Ortaçağ arka planında korkusuzca kılıç sallayan, mükemmellik abidesi adamlar hakkında yazmak istememiş, karakterlerinin gerçek hayattaki insanlar gibi davranmasına izin vermiştir. Bu karakterlerin FK kitaplarındaki alışılmış davranış kalıplarını göstermemesi okuyucuya sıra dışı ve komik gelmiştir.

Peki nasıl bir yerdir Diskdünya? Uzayda yol alan devasa bir kaplumbağa olan Büyük A’tuin’in üzerinde dört fil bulunur ve bu fillerin sırtında ise adından da anlaşıldığı üzere dümdüz olan Diskdünya yer alır. Diskin kenarından her gün binlerce metreküp su boşluğa dökülürken güneş bu gezegenin etrafında döner durur. Ankh-Morpork bu dünyanın en büyük şehri ve aynı zamanda en önemli ticaret merkezidir. Diskdünya hikâyelerinin büyük bir bölümü burada geçer. Alışılmış fantastik roman kahramanları olan büyücüler, savaşçılar ya da cüceler karşımıza çıkarlar ancak hâl ve tavırları klişeleşmiş tiplerden biraz farklıdır. Pratchett’ın kattığı bu farklılık hikâyeleri daha da komikleştirir.

Terry Pratchett Diskdünya’ya ilişkin vurgulanması gereken bir nokta da inancın gerçeklik üzerindeki etkisidir. Burada inanç gerçekliği şekillendirir. Gökyüzünde bir cadı süpürgesi ile uçarken uçan bir kayanın üzerine düştüğünüzde kayanın uçtuğuna inanmamazlık etmemek gerekir çünkü kaya bunu hissederse uçmaktan vazgeçebilir.

Bu kitapların en hoş özelliklerinden biri de çoğunun birbirinden bağımsız olarak okunabilmesi. Hikâye örgüsünün Yüzüklerin Efendisi ve benzerlerindeki gibi epik olmadığı için otuz altı kitabın arasından yirmi beşinciyi alıp okumaya başladığınızda ilk yirmi dördün eksikliğini duymazsınız. Romanlar arasındaki bağlar göreceli olarak daha zayıftır. Diskdünya’nın kitaplarını her hikâyedeki baş kahramana göre mini serilere ayırabiliriz.

İlk grupta beceriksiz büyücü Rincewind’in maceraları yer alıyor. Kendisi büyücü olmak isteyen ama bunun için gerekli yeteneklere sahip olmayan bir adam. Beladan ne kadar uzak durmaya çalışırsa çalışsın, bir şekilde bela gelip onu buluyor.

“Ölüm” karakteri neredeyse her romanda yer alıyor, ayrıca onun veya torununun baş kahraman olduğu romanlar da mevcut. Karakter, BÜYÜK HARFLERLE konuşan, siyah pelerin giyen ve tırpanıyla gezen bir iskelet olarak betimlenmiş. Pratchett’ın daha felsefi yazdığı bölümlerde karşımıza çıkmasını da doğal karşılamak gerek.

Üçüncü grupta ise cadılar yer alıyor. Havamumu Nine’yi, Dadı Ogg’u ve onların karşısına çıkan diğer cadıların maceralarını bu gruba dâhil edebiliriz. Aslında onlar da büyücüler gibi sihir yapabiliyorlar ancak bunu dünyanın en önemli şeyi olarak görmüyorlar. Havamumu Nine’nin deyimiyle kafaloji (cadı olduğun için değil, karşındakini cadı olduğuna inandırabildiğin için cadısındır) yoluyla insanları büyü yapmayı tercih ediyorlar.

City Watch ya da Türkçe çevirisi ile Şehir Muhafızları ise klasik FK’dan alıştığımız hâllerinden çok uzaklar. Hikâyenin ortasına bile gelmeden ölen ve ismi bile olmayan bu adamlar kendilerine ait bir hikâyeye sahip oluyorlar.

Bahsetmek istediğim bir diğer eser ise Pratchett’ın Neil Gaiman’la birlikte yazdığı Türkçe’ye “Bir Kıyamet Komedisi” adıyla çevrilen “Good Omens”. Ana konusu iki doğaüstü varlığın, Crowley ve Aziraphael’in, şeytanın oğlunun kıyameti getirmesini engellemeye çalışmalarıdır. Bu şekilde özetleyince çok ciddi bir hava verse de aslında oldukça eğlenceli ve komik bir romandır. DD serisinden tanıdığımız “Ölüm” burada da karşımıza çıkar. Bunun yanında Bentley kullanıp güneş gözlüğü takan bir şeytan olan Crowley’nin ise kitaptaki en dikkat çeken karakter olduğunu söyleyebiliriz. Neredeyse tüm Pratchett romanlarında olduğu gibi burada da popüler kültüre göndermeler yapılır. 1976 yapımı “The Omen” filmi, Yüzüklerin efendisi, Star Wars ve The Exorcist, Pratchett ve Gaiman’nın elinden kurtulamamışlardır. Kitabın alt metninde ise insanların neden yaratıldığı ve tanrının ne yapmak istediği sorgulanır.

Bu yazıyla Terry Pratchett ve eserleri hakkında kafanızda bir fikir oluşturup kendisine birkaç hayran daha kazandırdığımı umuyorum.

Paylaş

2 yorum

  1. avatar
    inanç alankuş -

    öncelikle en azından okumuş olduğun hatta hayatın bir bölümü olmuk bir yazım dalına briaz haksızlık ettiğini düşünüyorum ..ama onları okuyup da haytının bir böülümünü geçirdiğin için en çok kendine haksızlık ettiğini düşünüyorum …:))))şimdiki okuma dallarınıda merak ediyorum eğer bir tavsiye istersen.. sana önereceğim felsefenin başlıngıç ilkerinde yola başlayıp daha sonra dönmesel biyografik kitaplardır bunları yazmamamın nedeni ise yukarıda da belirttiğin gibi hayatının bir dönnemini kapsamamısını isterim sevgilerimle

  2. avatar
    ersin yavuz -

    discworld seri ilk kitaplari konusunda ciddi sikinti var sanirim. bir de bi good omens filmi vardi n’oldu ona ?

Yorum yapın