Koordinatlar mı, diye düşündü adam, Tanrı koordinatların belasını versin! Siyaha tutsak ışıltılar geziniyordu başlığının camında. Yıldızlar kavisli cama yansıyor, yer değiştiriyor, parlayıp sönüyordu. Aşağıda bir yerlerde o mavi umutsuzluk dönüp duruyordu…Devamı »

Aznamıc’ın kalın dudaklarındaki kıvrımları hatırlatıyor uçurumun kenarındaki eğimli taş yığını. Onun gibi kavisli, keskin, ürkütücü ve ömrün ansızın noktalanabileceğini hatırlatacak kadar acımasız. Ayağın kayıverir ve hop, yüzlerce metre aşağı, sayısız hurda mekiğin üst üste istiflendiği zemine çakılırsın.

Hava kararıyor. Kentin girintili çıkıntılı siluetinin doğurduğu gölgeler uçurumun kenarından yavaşça süzülerek aşağı, paslı hurdaların üzerine akıyor. Ay gölgeli gözlere sahip yuvarlak yüzüyle usulca parıldıyor kızaran gökte. Yıldızlar bir arada görünmelerine karşın yalnızlığı hatırlatıyor.

Nedense bir romanın son sayfalarını çeviriyormuş gibi hissediyorum kendimi. Efsaneler tanrısı Zeus beyaz sakallı yüzünü bulutların arasından çıkarıp, “Hayat kitabının kapağını kapıyorum, ey faniler!” dese şaşırmayacağım.

Ve böyle hissetmemin nedeni Aznamıc. Daha doğrusu onu tanımış olmam.Devamı »

Gözlerini açtı. Kül rengi naylon bir çuvalı paçavralar ve kâğıt parçalarıyla doldurarak oluşturduğu yer yatağından doğruldu ağır hareketlerle. Elini ağzına kapama gereği duymadan uzun uzun esnedi. Dışarı kulak kabarttı sonra:Devamı »