Yeryüzündeki eski Genel Merkez binasında birleşen bedenlerimiz ne yazık ki ayrılmak zorunda kalıyor. Görev bütün haşmetiyle bizi bekliyor. Bütün gücümüzü toplayıp mücadele etmemiz ve Beyaz Çığlık’ımızı kurtarmamız şart. Bu yansıDevamı »

Uygulama salonunun kapısından tir tir titreyerek giriyorum. İkimiz de birbirimizle göz göze gelmekten çekiniyoruz. Bu nasıl büyük bir heyecan Tanrım? Bayılacağım. Bu histen Çınar’ın yumuşacık sesiyle sıyrılıyorum. – Tanışalım mıDevamı »

Tatlı bir uykudan her yanım buz gibi olmuş bir şekilde uyanıyorum. Yine yerdeyim. Kendi güçlerimi kontrol etmeyi öğrenince bu garip alışkanlıktan da kendimi kurtarabilecek miyim acaba? Ben kendimle buz gibiDevamı »

Öldüm mü? Neden açamıyorum gözlerimi? Peki ya etrafımdaki fısıltılar? Melekler mi yoksa cehennem zebanileri mi var yanımda konuşan? Hiçbir acı hissetmediğime göre o iğrenç yansı emeline ulaşmış galiba. Bir gayretDevamı »

Dakikalardır içimi kemirip duran kararsızlığa son noktayı koymalıyım artık. Başım dik, kedimden emin ve kararlı ayağa kalkıyorum. – Tamam Çınar kendine hakim olamıyor. – Gerçekten mi? Yüzüne kocaman bir gülümsemeDevamı »

Merhabalar yeniden! “Oku oku şu Deniz, nam-ı diğer Umman bir türlü şu bilinmezlikten kurtulamadı. Artık bir meydana çıksa ne olup ne bittiği.” diye hayıflanmaya başladınız biliyorum. Haklısınız. İlk okuduğumda birDevamı »

Hıh! Kahvemi de şöyle masaya koyayım. Bağdat mamur olunca üzerine kahve içmeden duramam. Nerede kalmıştınız? Ah, yok başa dönmeyin canım. Ben okudum nasıl olsa. Siz kaldığınız yerden devam edin. BenDevamı »

Karşıma çıktığında hayatımda gördüğüm en tatlı kaçıklardan biri olduğunu düşünmüştüm. Adı Deniz Başar. 30 yaşında. Annesinin ve normal olduklarını iddia eden arkadaşlarının deyişiyle “uçuk” bir senarist. Bugüne kadar kabul edilmişDevamı »