VOLSUNG SIGURD

0

“Öfkeyle kabaran Odin, bir savaşçı olarak geçirdiğim hayatıma son veriyor. Soyumu devam ettirecek oğluma iyi bak. O, Volsung’ların en yücesi ve en şanlısı olacaktır. Kırılan kılıcımı onun için sakla ve o parçalardan muhteşem kılıç Gram’ın yaratılmasını sağla. Şimdi ölüm beni alıyor. İzin ver dinleneyim…”

Sigmund’un karısına söylediği son sözlerdi bunlar. Oğlunun, yüce Volsung Sigurd’un doğduğunu, büyüdüğünü ve savaş meydanlarında cesurca savaştığını göremeyecekti. Alışılmışın dışında bir çocuktu Sigurd. Gücü, zekası, becerileri ve cesareti olması gerekenden fazlaydı. Üstelik son derece iyi kalpliydi. Bir gün onu yetiştiren kişi olan Regin “Artık yeterince büyüdün. Kahraman Volsung’ların kanındansın sen. Onlar gibi serüvenlere atılmak için yeterli yürekliliğe sahip misin ?” dedi. Sigurd büyük bir heyecanla yanıtladı adamı “Elbette hazırım. Benden yapmamı istediğin her ne varsa söyle, korkusuzca her göreve atılabilirim.” Regin’in yanıtı onu biraz şaşırttı. Ejderha Fafnir’in koruduğu hazineyi almasını istemişti ondan. Sigurd, Fafnir hakkında çok şey duymuştu. Son derece tehlikeli ve kötü kalpliydi. Onunla savaşan hiç kimse hayatta kalamamıştı. Sigurd’un tereddüt ettiğini gören Regin ona suçlayıcı ve aşağılayıcı sözler söyledi. “Sen bir Volsung olamazsın! Baban olsaydı korkmaz aksine büyük bir cesaretle atılırdı Fafnir’in üzerine. Tanrıya şükür yaşamıyor yoksa oğlunun böylesine korkak olduğunu görüp utanç içinde kıvranırdı!”

Bu sözler Sigurd’un cesaretini kamçılamaya yetmişti. “Pekala, Fafnir ile dövüşeceğim hatta onu öldüreceğim ama bana bu iş için uygun bir kılıç dökmelisin” dedi. Sigurd, Fafnir ile karşılaşmasından önce tüm ölümlülerin kaderini açıklayabilen dayısını görmeye gitti. Başına gelecekleri bilmek istiyordu. Dayısı ona pek hoş olmayan şeyler söyledi. Evet Fafnir’i öldürecekti ama yetiştiricisi Regin’i de öldürmek zorunda kalacaktı. Ayrıca Fafnir’in sahip olduğu Andvari’nin hazinesini alacaktı. Bu hazine aynı zamanda bir lanet taşıyordu. Bu lanet yüzünden hayatının geri kalanı felaketlerle dolu olacaktı ve haince öldürülecekti. Sigurd bunları umursamadı. Babasının onun için saklanmasını istediği kılıç parçalarından yeni bir kılıç dökülmesini emretti Regin’e. Kılıcın adı Gram‘dı…

Sigurd’un Fafnir ile karşılaşması gerçekten çok zor ve kanlı geçmişti. Regin’in öğütlediği şeyleri yapmak yerine ona yarımcı olan Odin sayesinde Fafnir’i öldürdü. Tüm bedeni Fafnir’in kanına bulanmıştı. Bu kan onu tüm silahların vereceği zarardan koruyacaktı fakat omzunun üzerine yapışmış olan bir yaprak yüzünden oluşan boşluk onun en zayıf noktası olacaktı. Regin, Fafnir’in kalbini yemek istediğini söylediğinde Sigurd ejderhanın kalbini söküp kızartmaya başladı. Fakat tam bu sırada yanındaki ağacın dallarında cıvıldaşan kuşların dilini anlayabildiğini fark etti. Fafnir’den ona geçen bir yetenekti bu. Kuşlar ona çok önemli şeyler söylüyorlardı. Onun göremediği, hissedemediği her şeyi biliyorlardı. Sigurd kuşlar sayesinde Regin’in hain planından haberdar oldu. Fafnir’in kalbini yiyen kişi büyük bir bilgeliğe kavuşacaktı. Regin bu nedenle ejderhanın kalbine ve bilgeliğine sahip olmak istiyordu. Sigurd bir kılıç darbesiyle Regin’in kafasını kesti. Böylelikle dayısının kehaneti gerçekleşmiş oluyordu. Bu kehanette sadece güzel şeyler yoktu elbette. Fafnir’in koruduğu Andvari’nin lanetli hazinesi başına çok işler açacaktı. Fakat Andvari’nin yüzüğünü parmağına taktığında yüreğine dolan korku değil sonsuz bir cesaretti.

Kuşlar Sigurd’a, Hindfell’e gidip Brunhild’i bulmasını öğütlemişlerdi. Brunhild yaşayan insanların en güzeli ve en bilgesiydi. Odin tarafından cezalandırılan bu bakire Hindfell’de uyuyordu. Sigurd Brunhild’i uyandırmak için onu sarsmayı denedi fakat kız hiçbir tepki vermiyordu. Daha sonra elindeki dikeni farkeden Sigurd onu çekip çıkardı ve kız derin uykusundan uyandı. Brunhild ona hikayesini anlattı. Eskiden bir Valkyri olduğunu fakat daha sonra Odin tarafından bu sonsuz uykuya mahkum edildiğini söyledi. Sigurd kızı dinledikten sonra sahip olduğu bilgeliği ona da vermesini istedi. Bunun üzerine Brunhild bu genç ve cesur adama bira ikram etti ve içeceğin içine Sigurd’un istediği tüm bilgileri karıştırdı. Sigurd birasını içtikten sonra Brunhild’e sarıldı ve onu öptü “Sen yeryüzündeki en bilge ve en çekici kadınsın ve benim karım olacaksın” dedi. Ardından Andvari’nin yüzüğünü kadının parmağına geçirdi. Brunhild üzüntü ile konuştu “Kaderimiz yüzünden asla birlikte olamayacağız Sigurd. Ben bir Valkyri’yim. Savaş zamanı erkekler gibi dövüşen bir kalkan rahibesiyim. Biz evlenemeyeceğiz ve sen Kral Guiki’nin kızı Gudrun ile evleneceksin” dedi. Sigurd öfke ve aşk dolu sözlerle karşı çıktı hemen “Ya seninle evleneceğim ya da hayatımın sonuna kadar seni sevmeye devam ederek başka hiçbir kadını hayatıma almayacağım…”

Sigurd bu sözünü çabuk unutmuştu. Çünkü Brunhild’in söylediği gibi Gudrun ile evliydi artık. Bu evlilik, pek dürüst olmayan yollarla sağlanmıştı. Kral Guiki’nin kötü kalpli karısı Grimhild Sigurd’a ilaçlı bir içki içirerek onu kandırmış ve kızı ile evlenmesini sağlamıştı. Grimhild’in kötülükleri bununla da kalmamıştı. Gudrun’un ağabeyi Gunnar’ın, Brunhild ile evlenmesini istiyordu. Bunu başardı da. Gunnar ve Brunhild evlendiler fakat mutlulukları pek uzun sürmedi. Brunhild hala Sigurd’u seviyordu. Bir süre sonra Brunhild sarayı ve Gunnar’ı terketti. Bir gece vakti, ansızın kimsenin haberi olmadan çekip gitmişti. Gunnar onu bulduğunda Brunhild intikam ateşiyle yanıyordu. Öyle ki Sigurd’a olan aşkı bir anda nefrete dönüşmüştü. Gunnar’a tamamen yalan olan bir öykü anlattı ve kendi düşmanlığının Gunnar’a da bulaşmasını sağladı. Sigurd’un artık bir değil iki düşmanı vardı:

Gunnar, Brunhild’in söylediği tüm yalanlara inanıp haince bir plan hazırladı. Amacı Sigurd avdayken ona arkadan saldırıp öldürmekti fakat bunu kendisi yapmayacaktı. Küçük kardeşini ilaçlı içkiyle kandırdı ve Sigurd’u öldürmesi için onu ikna etti. Guttorm sinsice Sigurd’a yaklaşıp kılıcını ona sapladı. Büyük kahraman Sigurd sendeledi ve onu yaralayan kişiyi görmek istedi fakat başaramadı. Ölmeden önce söylediği son sözler katilini dehşete düşürdü. Brunhild’in söylediği bütün o sözlerin iftira olduğunu ve öldürülmesinin onlara lanetten başka bir şey getirmeyeceğini haykırdı. Ölüm bu soylu insanı kuşattığında aklında Gudrun ve Brunhild vardı. Her zaman Brunhild’i sevmişti fakat asla ona sahip olamamıştı. Artık ölüyordu üstelik sevdiği kadının yalanları yüzünden. Böyle bir kadere sahip olmak için yaptığı hatayı düşündü. Elbette tüm gizem ve lanet o yüzükteydi. Andvari’nin yüzüğü ona kötülük getirdiği gibi daha uzun yıllar boyunca ona sahip olan herkesin sonunu getirecekti. Ölüm ve yıkım gecenin gündüzü takip ettiği gibi bu yüzüğü takip edecekti. Ta ki derin sulara gömülene kadar…

Paylaş

Yorum yapın