KELT MİTOLOJİSİ: SON FİANNA OSSİAN – 2

0

Onwen’nın kağnıda yatmakta olan yaşlı adamla konuşabilmesi tüm köylüleri şaşırtmıştı; ama onları asıl rahatsız eden şey Onwen’nın bu garip sohbetten sonra epeyce sarsılmış ve endişelenmiş olmasıydı. Hiç kimse neler konuştuklarını sormaya cesaret edemiyordu ve baygın yaşlı adamın yanında asık suratla sakalını çekiştiren Onwen’nın da pek anlatmaya niyeti yok gibiydi.

En sonunda Angus daha fazla dayanamayıp söze başladı; ” Onwen, buraya senden akıl alıp, ne yapmamız gerektiğine karar vermek için geldik, oysa ki şimdi sen öylece durmuş somurtuyorsun. Komşum, sen aramızda en bilge olansın, hepimiz senin sözüne güveniriz, bize ne yapacağımızı söyle, bizde yapalım…”

Bu sırada, köylülerden Topal Tannen heyecanla atlayarak Angus’un sözünü yarıda kesti, ” Ben ne yapılması gerektiğini biliyorum, en baştanda söylemiştim ama kimsenin kafasında akıl kalmamış ki beni dinlesin. Bu adam bir peri efsunu, onu hiç görmemiş gibi yapacaktık, ama artık çok geç, bence onu ormana götürüp ilk bulduğumuz peri halkasının içine bırakalım. Hem böylece küçük insanların işlerine karışmamış oluruz, bence en doğrusu budur.”

Köylüler kendi aralarında söylenmeye başladılar anlaşılan Topal Tannen’nın sözleri onlara mantıklı gelmişti. Ancak sözünün kesilmesine kızan Angus hemen karşı çıktı.” Öyle mi Tannen? Demek en doğrusu bu, peki ya bu adam bir peri yada o tip birşey değilse ? O zaman onu ormanda ölüme terk etmiş oluruz ve sonra öteki tarafda İsa efendimizin önünde ne cevap veririz, söyle bana?” Bunu üzerine bir anda ortalık karıştı ve her kafadan bir ses çıkmaya başladı. Özellikle de Tannen ve Angus hararetli bir tartışmaya başlamışlardı ve heyecanla birbirlerine bağırıyorlardı.

Sonunda, o ana kadar sukunetini korumuş olan Onwen başını kaldırarak birbirine girmek üzere olan köylülere baktı. Eski askerlik günlerinden kalma bir otorite ile bağırdı.

” Yeter! Bırakın artık saçmalamayı; Tannen sen bir Aptalsın! Ve Angus böyle manasız bir tartışmayı sürdürdüğün için seninde ondan farkın yok! Ne yapacağınızı danışmak için bu adamı bana getirdiniz; o halde ne yapılacağına ben karar vereceğim. Bir itirazı olan var mı?”

Bu sert çıkışın üzerine, herkes sesizliğe bürünmek zorunda kaldı. Sukuneti sağladığından emin olmak için biraz bekleyen Onwen, sözlerine devam etti.

” Bu iş bizim için çıkabileceğimiz bir iş değil. Bu adamı Kutsal Patrick‘e götüreceğiz; o ne yapılması gerektiğini bilir. Ancak yol çok uzun ve şimdiden hava kararmaya başladı; bu adamı bu gece kilisede yatıralım yarın, sabah ile birlikte onu Patrick’e götürürüz.”

Kimsenin sözlerine itiraz etmediğini gören Onwen devam etti; ” Tannen, sen ve diğerleri yaşlı adamı kiliseye götürün, ben de kızımı onun yanında kalması ve ona bakması için göndereceğim. Adam bana pek sağlıklı gözükmedi, bu yüzden biz onu Patrick’e götürmeden ölmesini istemem. Daha sonra benim evimde buluşalım konuşacaklarımız olacak.”

Onwen’nın fikri herkese kabul edilebilir geldi ve köylüler, yanlarında yaşlı adamın baygın olarak yattığı kağnı ile köyün küçük kilisine doğru giden yola koyuldular.

Köylüler biraz uzaklaştıktan sonra Onwen, Angus’a döndü; ” Angus, senden yapmanı istediğim bir şey var. Gölün kenarına gidip yaşlı Connal’ı kulübesinden almanı ve akşam ki toplantıya getirmeni istiyorum.”

Angus, şaşırmış bir eda ile cevap verdi; ” Connal mı? Tanrı aşkına, Onwen. O yaşlı, bunak keçiyi neden çağırıyorsun? Biliyorsun artık aklı pek yerinde değil ( heyhat, eskiden de yerinde olduğunu sanmıyorum ya.) ,Ne gerek var ona?”

” Ama köyde en çok eski hikayeler üzerine bilgisi olan o, öyle değil mi?” diye cevap verdi,Onwen.

” Eğer anlatıp durduğu o saçma sapan öykülerden bahsediyorsan,orası doğru. Ama Onwen, yapma artık çocuklar bile dinlemiyor onları; hem ne diye lazımmış Connal’ın öyküleri ?”

” Belki de artık eski öyküleri dinlemenin zamanı gelmişti, ha? Hatta belki de geçiyordur, ne dersin sevgili dostum?” dedi, Onwen sessizce. Gözlerini, güneşin batarken kızıla boyadığı yeşil tepelere doğru dikerek.

Angus, komşusunun bu halinden tedirgin oldu ve daha fazla soru sormadan Lene gölüne doğru giden patikaya koyuldu. Yolda ilerlerken içinden ; ” Evet, belki de gereğinden uzun bir zamandır o öyküleri dinlemedik, Onwen” diye geçirdi. Sonra, kafasını çevirip son bir defa daha komşusuna baktı; Onwen hala tarlasının ortasında durmuş, yeşil- kızıl tepelere bakıyordu ve kendisi de kızıla boyanmıştı. Alevden bir tarlanın ortasında, sanki alevden bir adam geçmekte olan güne tanıklık ediyordu. Ama garip bir alevdi bu, orman gölleri kadar sakin ve bir aşığın fısıltısı kadar huzur verici… Angus, dönüp yoluna devam etti ve farkında olmadan fısıldadı; “Biz neyi kaybettik?”.

DEVAMI GELECEK SAYIYA…

Onur “Saphena” Süer

Not1: Peri halkası; Ormanlarda mantarların bir halka şeklinde büyüdüğü yerlere verilen isimdir. Efsaneye göre bu halkalar periler diyarına açılan kapılardır.

Not 2: Patrick ; Aziz Patrick 6. yüzyılda İrlanda’ya Hıristiyanlığı getiren Katolik azizi. Dört yapraklı yoncaların azizi olarak da bilinir.

Paylaş

Yorum yapın