KELT MİTOLOJİSİ: FİANNA EİRİNN

0

“Çok eski zamanlarda, insanlar eski yolları unutmadan önce ve Tuatha Dé Danaan, hala İrlanda’nın tepelerinin altındaki evlerinde otururken; Erin’nin sisli ormanlarında ve yeşil ovalarında Finn MacCoul ve Fianna klanı avlanırdı. Kızıl sakallının altından sırıtarak Finn MacCoul en önde yürür ve tüm Fianna, neşeli şarkılar söyleyerek arkasından gelirdi.” Diye başlar, birçok eski öykü sevgili dostlarım. Birçoklarına göre Fianna yüzlerce sene önce yok oldu yada hiç var olmadı; ama bana sorarsanız bizim modern ancak gri dünyamızdan çok uzaklarda bir yerlerde; hayal gücümüzün kalplerimizin kırık özlemleri ile kesiştiği o sınırda, hala Kızıl sakallı Finn MacCoul ve Fianna bir ateşin başında oturmuş neşeli kahkahalar atıyor ve yeni maceralara yelken açıyor.

O halde, bizde onların bu kahkahalarını boşa çıkarmıyalım ve onların; Finn MacCoul ve Fianna’nın hikayesini anlatalım. Çünkü bir insanın gerçekten öldüğü gün, isminin son kez anıldığı gündür. Ama önce eski geleneği bozmayalım ve öykümüze Kelt halkının uzun süre önce ölmüş üç kahramanın; Usnach oğullarının ardından yakılmış ağıttan bir parça ile başlıyalım.

“Long the day without Usnach’s children!
It was not mournful to be in their company!
Sons of a king by whom sojourners were entertained
Three lions from the Hill of the Cave.”

“After them I shall not be alive-
Three that would go into every conflict,
Three who liked to endure hardships,
Three heroes who refused not combat.”

İstilalar kitabına göre, İrlanda’ya ilk yerleşen Kelt’lerin Kralı Milé ve oğulları Eber ve Eremen’den sonra ki çağlarda öyküler ve şarkılar , Tanrılar ve Fomorların yanı sıra artık Kelt halkının efsaneleşmiş kahramanlarından da bahsetmeye başlar; Ulster Kralı Conor MacNessa ve Kırmızı Dal şövalyelerinden, Güneş tanrısı Lugh’un oğlu Cuchulainn’den ve tabi ki Finn MacCoul ve Fianna’dan.

Ancak diğerlerinden farklı olarak Fianna’nın , eski insanların kalplerinde çok özel bir yeri vardır; çünkü Fianna ne soylu şövalyelerden, ne de yeri tanrısal varlıklardan meydana gelmiştir. Onlar, halkın arasından kopup gelmiş avcı, savaşçı ve ozanlardan kurulu bir topluluktur ve basit insanların erdemlerini ve saflığını temsil ederler; tıpkı Arthur efsanelerindeki Köylü Şövalye Percival gibi. Fianna’nın lideri ve kurucusu Finn MacCoul’da da bu erdemler en üst düzeyde mevcuttur; İnsanoğluda iyi olan ne varsa , Finn’de vardır, dostlarım. Hatta onun için eski şiirler derler ki “Eğer ormanın ölü yaprakları altından olsaydı ve suların beyaz köpükleri de gümüşten, Finn yinede hepsini başkalarına dağıtırdı.” İşte bu yüzden Finn ve Fianna’nın öyküleri hala İrlanda’nın ve İskoçya’nın köylerinde hatırlanır.

Ancak sakın onların basit insanların arasından çıkmış olamasına aldanıp onları sıradan kişiler sanmayın. Bir kişinin ünlü Fianna’ya katılması hiç de kolay değildi. Adayın sadece mükemmel bir savaşçı ve avcı olması yetmez aynı zamanda iyi bir ozanda olması gerekirdi. Sonra eski klanından ayrılması ve hiçbir akrabasının intikamını almıyacağına ve onlarında kendi intikamını almayacağına yemin etmesi gerekirdi. Ayrıca bunu yaparken kendini Fianna Geas’lerininde boyunduruğu altına sokardı. “Peki Geas ne demek mi?” Hemen açıklayayım; zaten insanların hafızalarını tazelemek biz ozan ve hikayecilerin yegâne varoluş sebebidir.

Geas, eski Kelt kahramanlarının sahip olduğu tabulardır ve her ne pahasına olursa olsun kırılmamaları gerekir yoksa sonuçları korkunç yada ölümcül olabilir. Her kahramanın Geas’i farklıdır; mesela Cuchulainn’nin Geas’leri, asla önerilen daveti reddetmemek ve asla köpek eti yememekti. (Köpekler onun adaşı olduğu için; Cuchulainn “Culann’nın tazısı” anlamına gelir.) Ancak bir gün şavaşa giderken (Ünlü Tain Bo Cuailgne savaşı, beş orduya karşı evi Ulster’i tek başına ikinci kez savunduğu savaş!) bir kazanda köpek eti kaynatan üç cadı onu yemeğe davet eder ve Cuchulainn ister istemez Geas’ini bozmak zorunda kalır ve kısa bir süre sonra ölür.

Fianna klanı üyelerinin sahip olduğu Geas’ler de hiç hafif değildi. Bir Fianna asla kavgaya sırtını dönemez, asla bir kadına hakaret edemez, asla önerilen misafirperverliği rededemez ve asla karısının çeyizini kabul edemezdi. Aday bu şartları kabul etse bile yinede klana katılmak için çok zor testlere sokulurdu.

İlk olarak; derin bir çukurun içinde dizlerinin üzerine çöktürülür ve eline sadece bir kalkan ve bir tahta sopa varken, dokuz savaşçının aynı anda atığı mızrakları savuşturması gerekirdi. Birini bile bertaraf edemese rededilirdi. Bu testi geçenler, bir ormanda sadece üç ağaç önden başlıyarak, yedi silahlı avcı tarafından kovalanırdı. Eğer aday tek bir yara bile alsa, bir Fianna olma şansını kaybederdi. Hiç yara almamış olsa bile, eğer kaçarken saçlarındaki düğümlerden biri bile çözülse yada ormanda tek bir dal bile kırmış olsa yine geri çevrilirdi. Son test olarak Fianna’ya katılmak isteyen kişiden başı yüksekliğinde bir mızrağın üzerinden atlaması ve tam hızla koşarken dizi seviyesinde bir dalın altından geçebilmesi beklenirdi.

Bu kadar üstün özelliğe sahip kişilerin oluşturduğu bir topluluğun efsanelerde, hayal gücünün ötesinde zor işlerin üstesinden gelmelerine şaşmamak gerekir. Birçok hikayede Finn MacCoul ve Fianna, Tanrılara bile kafa tutar. Onlar asla boyunduruk altına girmez yada aynı yerde çok kalmaz. Zaten, güzellik, aşk ve perilerin Tanrısı Angus’un sarayını basıp, Finn MacCuol’un aşık olduğu güzel Dierdre’yi kaçırmaya çalışan ve Angus’u bile korkutan bir topluluktan başka türlü olmaları beklenemez. Ancak bu ve Fianna’nin diğer maceraları bir sonraki hikayemizin konusu olsun. Sonraki buluşmamızda Finn MacCoul ‘un Fianna’yı kuruşundan ve en ünlü Fianna üyelerinden bazılarının hikayelerini anlatalım.

Sizlere eski bir Welsh şiiri ile veda ediyorum. Bana her türlü sorunuzu ve önerinizi mail adresimden ulaştırabilirsiniz. Hoşçakalın ve sihire inanın.

“Softened were the voices in the brakes
Of the wondering birds
On seeing the fair body.
Will there not be relating again
Of that which befel the paragon
At the stream of Amlwch?”

Onur “Saphena” Süer

Not1: “Tuatha Dé Danaan” yani “Tanrıça Danu’nun halkı” Keltlerin Tanrıları.

Not2: “Erin” yada “Eirinn”, İrlandanın eski adıdır.

Not3: “Fianna” kelimesinin bir çok yazılışı vardır. Bunun nedeni Gael dili ile ingilizce arasında ki telafuz farklarıdır.Ayrıca bölgeden bölgeye bile İrlanda yazım değişir. Ben en yaygın olan orijinal Gaelic yazılışlarını kullanmaya çalıştım. Diğer yazımlar; Fenians, Fianna Eirinn…ect.

Not4: “Finn MacCoul” ismininde tıpkı “Fianna” gibi bir çok yazılımı vardır. Finn MacCool, Finn MacCumhail…gibi.

Not5: “Tain Bo Cuailgne” ingilizce “The Cattle Raid of Cooley”

Paylaş

Yorum yapın