CHRISTIE GOLDEN İLE RÖPORTAJ

1

Bildiği üzere Christie Golden ülkemizde Türkçe’ye çevrilen ilk Ravenloft romanı olan ‘Sislerin Vampiri‘ adlı fantezi kitabının yazarı. Ne yazık ki daha çok kitabı çevrilmedi ama halen İstanbul’da veya İzmir’de bayan Golden’in Ravenloft kitaplarını bulanlar kaçırmadan alsınlar, çünkü artık basılmıyorlar ve elinizdekiler zamanla değerli kitaplar kategorisine girecek.

Blizzard ile çalışmaları ise Warcraft ile başlamıştır. Son olarak “Arthas – The Rise of Lich King“i kaleme almıştır. Beni kırmayıp, birkaç sorumu cevapladığı için ne kadar teşekkür etsem azdır.

Lafı fazla uzatmadan Christie Golden’ı kısaca tanıyatlım.

Yaş: 39
Doğum Yeri: Atlanta, Georgia, USA
Eğitim: Virginia Üniversitesi , BA İngilizce bölümünden mezun.
Hobileri: Okumak, ağırlık kaldırmak, yürümek, T.V izlemek, yemek pişirmek, bahçe ile ilgilenmek.
En çok neyi seversiniz (Soyut ya da somut): Gerçekten kocaman bir parça çikolatayı!
Neden nefret edersiniz: Hastalanmaktan!
Müzik: New Age, soft rock
En sevdiğiniz filmler: GONE WITH THE WIND, LORD OF THE RINGS, iyi bir romantik komediyi ve gerçekten iyi bilim kurgu filmlerini.
İlk okuduğunuz kitap: İlk okuduğumu hatırladığım kitap, CHARLOTTE’S WEB.
En beğendiğiniz kitaplar: LORD OF THE RINGS, GONE WITH THE WIND, Ed McBain’in 37th Precinct, George R. R. Martin’in yazdığı herhangi bir şey.
En sevdiğiniz yazar (neden?): Seçemem!
Burç (Ben inanırım): Akrep
Kişilik: İçe dönük, ama bunu maskelemesini iyi bilirim.

Nurettin: Hımmmm… Bir süre “Acaba nasıl başlasam,” diye düşündükten sonra sonunda yazmaya başladım. Bu kadar beklememin nedeni sizin benim için herhangi bir yazar olmayışınız. İtiraf etmeliyim ki; ‘Sislerin Vampiri’ni ilk okuduğum zaman size aşık olmuştum. Yazım stiliniz çok iyiydi, beni kitabın içine aldınız ve orada hapsettiniz. O zamandır kendime örnek aldığım yazarlardan birisiniz (diğerleri Stephen King ve Clive Barker). Birçok kez kitabınızı okuyarak birşeyler öğrenmeye çalıştım. Yazım tarzınızı dikkatlice gözlemledim, her kelimeyi bir öğrenci gibi inceledim. Ve böylece siz benim için herhangi bir yazar olmaktan çıktınız. Bir öğretmen oldunuz.

Christie: Teşekkür ederim! Yazdıklarımın RAVENLOFT ve birkaç kısa öykümün gerçekten korku kurgu olmasına rağmen, Stephen King ve Clive Barker ile aynı anda adımın geçmesi beni çok gururlandırdı. Ben genellikle fantezi ve bilim kurgu yazarım (daha çok STAR TREK)

Nurettin: Sorularımızı yanıtlamayı kabul ettiğiniz için teşekkür ederim. İlk soru klasik bir soru olacak ama cevap sizden geldiğinden dolayı benim için önemli. Yazmaya nasıl başladınız?

Christie: Kalemi tutabilir olduğum zamandan beri ben hep bir yazardım. Hocalarım için “kitaplar” yaratırdım.

Nurettin: Sadece fantezi kitapları mı yazarsınız?

Christie: Hayır, ben birçok alanda yazarım. Şimdiye kadar STAR TREK, INVASION AMERICA, BUFFY THE VAMPIRE SLAYER, ANGEL ve kısa korku hikayeleri yazdım. Fantezi olarak da RAVENLOFT.

Nurettin: Yazarlık üzerine ilk başarınız nedir (mesela bir yarışma)?

Christie: Kurgu hikayelerimden birinin lise gazetesinde yayınlanması beni sevindiren ilk başarım sayılır.

Nurettin: Yazarken kendinize örnek aldığınız bir yazar var mı? Başkasını örnek almanın faydaları olduğuna inanıyor musunuz?

Christe: Sevdiğiniz başka birinin çalışmasını alıp, onu neden sevdiğiniz üzerine araştırmanızın iyi bir fikir olduğunu düşünüyorum. Mesela o ilgi çekici karakterler yaratıyor mu? Hareketli sahnelerde gerçekçiliği tutturabiliyor mu? Olay örgüsü mantığı nasıl? Veya seni ağlatabiliyor mu? Bunların hepsi önemli sebepler. Ve bir yazarda kendin için bunları bulabiliyorsan, örnek almanda sakınca olmasa gerek.

Nurettin: Ürkütücü şeyler yazmak (tabi Ravenloft ürkütücü ise) ilginç olmalı. Peki ailenizin eserlerinizi okuduğu zaman tepkisi ne oluyor? Mesela ablam benim ilk kısa korku hikayemi okuduğunda bir hayli ürkmüştü.

Christie: LOL! Ailem benimle tam olarak ne yapacaklarına halen karar verebilmiş değil. Ben gerçekten de ailenin garip ördeğiyim. Fakat onlar şimdi mutlu ve gururlular, yaptığım şeye de alıştılar.

Nurettin: Sizin karakter yaratma tekniğiniz nedir? Mesela Jander… Ben şimdiye kadar onu sevmeyen tek bir kişi ile bile karşılaşmadım. Karakter yaratırken sadece hayalgücünüzün desteğini mi alırsınız yoksa gerçek insanları mı incelersiniz?

Christe: İnsanları izleyip, gerçek hayattan biraz ilham almak harika bir fikirdir. Jander ise kendiliğinden kafamda oluştu. Fantezi-korku ve korku ile karıştırılmış bir şey istedim. Bu da bir vampirde cisimleşti, fantezi kısmı da bir elf’de vücut buldu. Bir elf vampir neye benzeyebilirdi? Ve o oradaydı!

Nurettin: Bu soru biraz yukarıdakine benziyor. Ama sadece Jander’i ilgilendiriyor. Jander gerçekten garip bir kişilik, bence iyi düşünülmüş, ve kompozisyon edilmiş. O’nu nasıl yarattınız? Sadece bir yüksek elf ve vampirin zıt kişiliklerini düşünerek mi ortaya koydunuz? Veya bir yerde otururken Jander aniden mi aklınıza geldi?

Christie: Birazını yukarıda açıkladım, ama detaya inmek gerekirse; TSR’a, Strahd’ın Unutulmuş Diyarlar’dan gelen, kendisinden daha yaşlı bir vampir ile tanışmasını, ve vampirliğin nasıl bir şey olduğunu öğrenmesi fikrini vermiştim. Hepsi bu… Zaten bir elf vampir hakkında düşüncem vardı, onu da Strahd’ın unutamadığı aşkı Tatyana ile aşık etmeye karar verdim. Fakat Strahd’ın sahip olduğu arzuları ile, Jander’in Tatyana’ya olan gerçek aşkı arasında farkı göstermek istedim. Dahası ve dahası… Onların ne kadar farklı olduğunu göstermeye çalıştım. Ve tabii ki işkence çeken bir karakter yaratmak çok eğlenceli! Halen onun hakkında yazan birçok e-posta alıyorum, bu gerçekten şaşırtıcı.

Nurettin: Neden Wotc, Ravenloft (hatta Darksun) üzerine üretimi durdurdu. Bunlar çok başarılı dünyalar ve şu an size Ravenloft hakkında daha fazla okumak isteyen yüzlerce kişi sayabilirim. Çünkü Ravenloft atmosferi ve kuralları ile FR’dan ve DL’den çok daha farklı bir dünya. Zorlukla hatırlıyorum ama bir aralar Wotc, Ravenloft’un yayın haklarını WhiteWolf’a satacaktı. Bence onların altın yumurtlayan bir tavukları var, ama bunun farkında değiller ve o tavuğu öldürmek istiyorlar.

Christe: Bende senin gibi düşünüyorum! Tam olarak neden bilmiyorum ama, benim ayrıldığım sıralarda orada politik çekişmeler sürüyordu. Bazılarının değiştirilmesine rağmen yayın hakları WhiteWolf’a satıldı. Eğer VAMPIRE’yi tekrar basmış olsalardı, bence çok para kazanırlardı. Bu benim şimdiye kadar yazdığım en iyi kitaptı.

Nurettin: Gelecekte Jander hakkında daha fazla birşeyler okuma ihtimalimiz var mı? En azından bize kafanızda Jander’in kaderi ve geleceği hakkında ufacık, küçücük, atomik bir fikir verin (Mümkünse tabii).

Christie: (Nurettin: Bakın bir sorudan nasıl kaçılır) Ben asla, asla demem! Fakat şimdi daha fazla Ravenloft kitabı basılmadığı sürece, bu fikir şüphe verici.

Nurettin: Kayıp Dünya’da yazmayı seven bir okuyucu kitlemiz var. Bazıları ise kalemi daha yeni ellerine almak istiyorlar. Bu konuda tavsiyeleriniz neler?

Christie: Kendi dalınızda çokça okuyun. Eğer bu fantezi ise daha çok fantezi kitabı okuyun. Ayrıca dalınız dışında da okumayı ihmal etmeyin. Eğer fanteziyi seviyorsanız, gizemli şeyleri okuyun veya romantik akımı takip edin ki yazdıklarınıza biraz çeşit katılsın. Yazın, biraz daha yazın. Ve bunu cilalayın. Tekrar daha fazlasını yazın. Görüşlerine değer verdiğiniz kişilerin eleştirilerine başvurun. Ve bu şekilde devam edin!!!

Nurettin: Yazdıklarınızda psikoloji ve felsefenin yardımına inanır mısınız?

Christie: Ben yapabildiğiniz kadar geniş çaplı okumanın önemli olduğunu düşünüyorum. Kurgu olmayan türler elbette ki kurguyu güçlendirebilirler. Ve eğer sen psikoloji ve felsefe ile ilgileniyorsan, yaptığın iş bunu zaten yansıtacaktır.

Nurettin: Ben yazarların aktörlerden ve aktrislerden hiçbir farklı olmadığını düşünüyorum. Eğer onları gerçekçi bir şekilde betimlemek istiyorsanız, rolünüzü iyi yapmalı ve onları canlandırmalısınız. Siz de bu şekilde mi düşünüyorsunuz veya hikayelerinizde başka bir yol mu kullanıyorsunuz?

Chrstie: Karakter yaratmayı ciddiye alırım. Anahatları ile bir “yol haritası” kur, onları o yolun üzerinde bırak ve izle neler oluyor. Bazen onlardan ne umuyorsan gerçekten onu yapıyorlar, başka zamanlarda yapmıyorlar!

Nurettin: Bazen yazarken, karaladıklarımı hiç beğenmiyorum, onları siliyor ve tekrar yazıyorum. Bazen bunu o kadar çok tekrarlıyorum ki, sonunda pes edip yazmayı bırakıyorum. Kendime güvenim kalmıyor. Biliyorum ki; bu problemi bir tek ben çekmiyorum. Siz de ilk zamanlarda yazarken böyle bir duyguya kapılıyor muydunuz?

Christie: Bu seni birşeyleri tamamlamaktan alıkoyan korku. Sen onların yeterince iyi olmadığını düşünsen bile, hikayeleri tamamlamak önemlidir. Çünkü her zaman başka bir öykü kanatlarının altında bekler. Sakın geriye gidip, yazdıklarını silme, bir kere daha dene, geriye gidip yanlışlarını düzeltmeden önce bütün hikayeyi bitir.

Nurettin: İşte hepsi bu kadar. Sorularım bitti. Değerli zamanınızı bize ayırdığınız için tekrar teşekkür ederim. Hayatta ve işinizde başarılar dilerim.

Christie: Ben teşekkür ederim! Çok güzel bazı sorular sordun ve bende tanıtılmaktan çok memnun kaldım.

Paylaş

1 Yorum

  1. avatar

    DL okumaktan insani yavas yavas uzaklastiran ve yeni bir dunyaya giris kitabi olarak gorurum Sislerin Vampiri’ni. Golden’in bu giris kitabinda her sey Strahd’in aleyhine gorunmekteyken sagolasica Elrod’un Ben Strahd, Bir Vampirin Anilari kitabi Strahd’i sevilesi bir kivama getirerek biraz daha Anne Rice’in Interview With the Vampire’sine yaklastirmistir; Saglik olsun… Bu makale sayesinde tekrar okuma istegi duydum.

Yorum yapın