STEAMPUNK

6

Birçok yazın türü farklı ve yenilikçi fikirlerle gelişerek kendi alt türlerini oluşturur. Özellikle spekülatif kurgu bu alt türler açısından zengin bir edebiyattır. Fantastik kurgu (FK) ve bilimkurgu (BK) ülkemizde en bilinenleri ve okunanları olsa da, okunmaya değer birçok başka tür de vardır. Steampunk’ı da bunların arasında sayabiliriz. Steampunk, İngilizce buhar (steam) ve punk kelimelerinin birleşiminden doğmuş bir kelime. “Steam” türün içindeki buhar gücü kullanımını işaret ederken punk ise otoriteye karşı gelme ve özgür düşünceyi simgeliyor.

Bu türü en basit haliyle, arka planında 1800’lü yıllar olan, buhar gücü ile çalışan bir teknolojinin egemen olduğu bir dünyanın anlatımı olarak tanımlayabiliriz. Her ne kadar Jules Verne (Denizler Altında 20.000 Fersah), H.G. Wells (Zaman Makinesi) ve Mary Shelly (Frankestein) türün temellerini atmış olsalar da, steampunk kelimesinin kullanılması ve bunun yaygınlaşması 70’lerden sonra gerçekleşmiştir. Siberpunk’ta olduğu gibi William Gibson’ı bu türün de öncülerinden sayabiliriz. Gibson, Bruce Sterling’le yazdığı The Difference Engine isimli kitap ile steampunk’ı geniş okuyucu kitlesine ulaştırmayı başarmıştır. Alternatif bir tarih akışı içermesi, analog bilgisayar fikrini kullanarak bilişim çağını gerçek zamanından önce başlatması dikkate değer bir eser olmasını sağlamıştır.

Spekülatif kurgu yazınında türler birbirine çok yakındır. Mesela, fantastik kurgu kendi içinde alt dallara ayrılırken diğer türlerin bazı özelliklerini kullanabilir. Mesela bilim fantastik türünün (science fantasy) BK ve FK öğelerini bir arada kullanması (Starwars) ya da çağdaş FK’nın korku öğeleri barındırması bu duruma örnek gösterilebilir. Steampunk da bazıları tarafından bilim kurgunun (BK) alt türü olarak sınıflandırılırken bazılarınca da BK’dan bağımsız olarak fantastik kurgunun altına yerleştirilmiştir. Türler arasındaki yakınlaşmanın bu sınıflandırma karmaşasının nedeni olduğunu söyleyebiliriz. Bu yakınlaşmanın bir diğer sonucu da bir alt tür olan steampunk’ın kendi alt türlerini doğurmasıdır. Tarihsel steampunk (historical steampunk), fantastik steampunk ve western steampunk bu alt türlerin birer örneğidir.

Tarihsel steampunk’ın arka planında genelde 19. yüzyıl sanayi devrimi yer alır. İçten yanmalı motor henüz keşfedilmemiş ya da keşfedilemeyecektir. Onun yerine buhar gücüyle çalışan cihazlar yaygınlaşmıştır. Tıpkı Geleceğe Dönüş filminden hatırlayabileceğimiz gibi, zaman bir yerde kırılmış, o noktadan sonra ise farklı akmaya başlamıştır. Tarihsel steampunk bu noktada alternatif tarih türüne yaklaşmakta, “eğer bu olay başka türlü olsaydı, gelecek nasıl olurdu?” sorusuna cevap aramaktadır. Buhar gücüyle çalışan uçan araçlar (zeplin, uçak), çeşitli fantastik kara taşıtları ve denizaltılar icat edilmiştir. Elektrik ise çok fazla tercih edilmemiştir. Michael Moorcock’tan A Nomad of the Time Streams üçlemesi, William Gibson’dan The Difference Engine, James P. Blaylock’dan Lord Kelvin’s Machine birkaç önemli örnek olarak sayılabilir. Daha önce de vurguladığım gibi türlerin yakınlaşması sebebiyle tarihsel steampunk içinde sihir de görülebilmektedir. Tim Powers’ın içinde eski Mısır tanrılarını diriltmeye çalışan sihirbazların bulunduğu The Anubis Gates kitabı ve K. W. Jeter’in Morlock Nights eseri buna örnek gösterilebilir.

Western steampunk denince akla Wild Wild West filminin gelmesi doğaldır. İlk olarak 1965 yılında Amerika’da dizi film olarak gösterilmiş, 1999’da ise sinemaya uyarlanmıştır. Bu filmdeki mekanik örümcekler, zemberekli cihazlar ve buharla çalışan tuhaf icatlar steampunk’ı net bir şekilde yansıtmaktadır.

Fantastik steampunk ise bazı açılardan BK’ya yakınsamakta bazı açılardan ise fantastik kurguya yaklaşmaktadır. Bilim kurgu öğelerinin yanında fantastik güçlere sahip kahramanlar veya büyü içermektedir. Hikâyeler genelde alternatif gezegenlerde veya evrenlerde geçer. Bazı yazarlar ise ırkları ve kıtaları ile kendi dünyalarını kurarlar. Söz konusu dünyalarda buhar gücünün yanında sihir de kullanılmaktadır. Philip Pullman da Türkçeye Altın Pusula serisi olarak çevrilen “His Dark Materials” üçlemesinde steampunk ve sihiri iç içe kullanmıştır. China Miéville’nin yazdığı Perdido Street Station ise Arthur C. Clarke ödülünü almıştır.

Steampunk sadece edebiyat ile kalmamış, eğlence sektörüne de bulaşmış hatta kendi alt kültürünü yaratmıştır. Bilgisayar oyunları sektöründe, büyünün ve teknolojinin iç içe kullanıldığı “Arcanum” ve “Rise of Nations: Rise of Legends” yer alırken, çizgi roman tarafında Alan Moore’un yarattığı “The League of Extra Ordinary Gentlemen” dikkat çekmektedir. Bu çizgi roman steampunk’ın fark edilmesine katkıda bulunmuş ve beklendiğinden daha fazla ses getirmiştir. Çizgi romanın temel konusu ise çeşitli hikâye kahramanlarının, Dr Jeykll / Mr. Hyde, Kaptan Nemo ve Dorian Gray gibi, bir araya gelerek İngiltere hesabına dünyayı kurtarma çabası olarak özetlenebilir. Anime türünde ise ünlü yönetmen Hayao Miyazaki’nin “Laputa: Castle in the Sky“, “Howl’s Moving Castle” ve Katsushito Otomo’nun “Steamboy“unun türü yansıttığını söyleyebiliriz.

Steampunk türündeki artan eser sayısı ve internetin de yaygınlaşmasıyla, bu türün de popülerleşmeye başladığını görebiliriz. İnsanlar internetteki çeşitli forumlar ve blog siteleri üzerinden buluşarak ortak bir kültür oluşturmuşlar. The Steampunk Workshop, Brass Googles gibi web sitelerinde pirinç ve ahşabın sıkça kullanıldığı steampunk temalı bilgisayarlar, kulaklıklar, gitarlar ve daha birçok şey bulunabiliyor. Bunun yanında türe ait müzik ve moda da sevenleri tarafından geliştirilmiş durumda.

Bu yazımdaki amacım sizi Türkiye’de spekülatif kurgu okurları tarafından bile az tanınan bir türle tanıştırmaktı. Bu okumanın size bir nebze de olsa konuya aşinalık sağladığını umuyorum.

Paylaş

6 yorum

  1. avatar

    Çok güzel bi yazı,Steampunk ile ilgili Türkçe kaynak bulmak gerçekten zor.Teşekkürler

  2. avatar

    Yakın bir zamanda dilimize çevrilmiş Leviathan isimli bir steampunk roman var. Epsilon Yayınları’ndan çıkmış, yazarı Scott Westerfield. Ayrıca 50’ye yakın illüstrasyon içeriyor kitap.

  3. Müge ALANKUŞ - ASKERİ BİLİM KURGU | Kayıp Dünya

  4. avatar

    Gerçektende güzel yazıydı. Animelerde de çok sık karşılaştığımız bir türdür steampunk. Sizinde dediğiniz gibi Laputa, howl ve steamboy türün öncüleridir.

    Güzel yazı için teşekkürler Müge hanım.

    Ayrıca Mehmet bey, bahsetmiş olduğunuz kitabı merak ettim. İlk fırsatta deneyeceğim.

  5. avatar

    türkçeye çevrilmiş steampunklar önerebilir misiniz ? yukarıdaki örneklere göz atmak isterim ama çoğu türkçeleşmemiş sanırım

Yorum yapın