HİNDİSTAN MİTOLOJİSİ

0

Vaktiyle Vritra adında bir ejderha yaşardı. Bu ejderha hem tanrıların hem de insanların düşmanıydı. Vritra bir gün tüm yaşayanları cezalandırmak için dünyadaki yedi önemli nehri yuttu. Sonrada bu nehirleri büyük dağına hapsetti. Gece gündüz hiç uyumadan dağın tepesinde oturarak ganimetini korumaya başladı.

Kızgın güneş her doğduğunda insanları biraz daha sıkıntıya sokuyordu. Ağaçlar, otlar ve her türden bitki gerekli nemi sağlayamadığı için, zamanla kurudu ve öldü.

İnsanlar yardım için tanrılara dua ettiler. Çünkü içlerinden hiçbiri büyük ejderhayı yenecek kadar güçlü değildi. Günler geçtikçe kuraklık toprağı boğmaya başladı. Açlık çeken insan sayısı gün geçtikçe artıyordu. Artık zenginlerin bile ambarları boştu ve dünya üzerinde yiyecek kırıntısı bile kalmamıştı.

Tanrılar kötü kalpli Vritra’yı durduramayacaklarını biliyorlar, üzüntü içinde dünyayı seyrediyorlardı. Fakat İndra, insanlara yardıma kararlıydı. O, tanrıların en genciydi ve artık en güçlüsü olduğunu ispatlama zamanı gelmişti. Teker teker üç kase tatlı yedi. Yediği her kase, ona biraz daha güç verdi. Kendini en cesur ve en güçlü tanrı hissettiğinde ölümcül gücü olan yıldırımını sağ eline aldı ve Vritra ile savaşmak için yola koyuldu.

İndra’nın yaklaştığını gören Vritra, savaş için hazırlandı. Vritra’nın kendisini korumak için ne elleri ne de ayakları vardı. Ancak onun ağzı hem insanları hem de tanrıları korkutmaya yetiyordu.

Vritra önce ağzından dünyayı karanlığa boğan bir sis dumanı püskürdü, sonra kulakları sağır edecek kadar güçlü gök gürültüleri yarattı, son olarak vücutları parçalayacak kadar güçlü dolu yağdırdı. Ancak İndra’nın sisten gözü kör olmamıştı,gök gürültüsünden kulakları sağır olmamıştı ve hızla düşen dolular vücudunu parçalamıyordu.

Genç tanrı öldürücü silahını sakince kaldırdı ve büyük yıldırımını Vritra’ya fırlattı. Yıldırım bir ok gibi saplanmıştı ejderhanın kalbine. Ruhu ve bedeni parçalanmıştı artık. Dağın doruğundan aşağıya doğru hızla düşmeye başladı ve kesilmiş ağaç gövdesi gibi uzandı boylu boyunca. . .

Vritra’nın annesi öç almak için geldiğinde genç tanrıyı korkutamadı. İndra ölümcül yıldırımından ona da fırlattığında, oğlunun yanında can veriyordu. İndra ejderhanın hapsettiği yedi nehrin, dağın yamaçlarına açtığı büyük yarıklardan dünyaya ulaşmasını sağladı.

Yedi nehir dünyaya akınca, dallar kana kana su içtiler ve ağaçların gövdelerinde yeniden hayat dolaşmaya başladı.

Aç gözlü tohumlar hızla büyüdü ve yeşerdi. Dünyaya hayat geldi. Böylelikle genç tanrı İndra, insanlığın kurtuluşu için en büyük kahramanlık örneği gösteren tanrı unvanını almış oldu.

Paylaş

Yorum yapın