YUNAN MİTOLOJİSİNDE ÖLÜM

4

Dur sefil Ruh, nefes alanların diyarından hediyemi getirdin mi?
– Geçiş için ödemem işte burada Stxy nehrinin yüce kayıkçısı…
Ödeme kabul edildi sefil ruh hadi gel kayığa. Götüreyim seni ölümden sonraki yaşamın diyarına…

Ölüm. Ve Ölümden sonrası. Geçen ay ki yazımda Kader ve Yunan Mitlerindeki kadercilikten bahsetmiştim hatırlarsanız. Bu ayda geçen yazının devam niteliğinde yunan mitlerindeki ölüm ve ölümden sonraki yaşam inancına deyineceğim.

Hades! İşte yunandaki ölümün adıdır, Hades. Bu kelime hem Ölümü, hem Ölüler diyarının tansını, hem de ölüler diyarını temsil eder Yunan mitlerinde. Hades aslında Kronos ile Rheia’nın oğlu ve Zeus’unda erkek kardeşlerinden biridir. Yüce tanrılar, başbuğu Kronos‘u tahtından indirip Olimpos’u ele geçirdiğinde diğer kardeşleri arasında dünyanın yönetimini paylaştırır. Bu paylaşıma göre Poseidon denizleri, Zeus gökleri, Hades ise yeraltının karanlık krallığını alır. Ve bu krallığa kendi adını verir.

Hades, aslında Yunan mitlerinde görülmesi en imkansız yer olmasına rağmen en kapsamlı tasvir edilen yerdir. Normalde sadece ölülerin girmesi gereken bu diyara çok nadir yaşayan ziyaretçiler olmuştur ama gene bu çok nadir ziyaretçilerden sadece çok azı geri dönmeyi başarmıştır. Hades’a ilk inen ruh kendini Styx nehrinin kıyısında bulur. Yer altı krallığını çevreleyen bu ölüler nehrini geçmek için ruh Styx nehrinin kayıkçısı Kharon’u bulmalıdır. Zaten bu iş için orada olan Kayıkçı yeni ruh Hades’a vardığında yanına gelir ve ödemeyi ister. Antik yunanda ölen insanların ağızlarının içine yada avuçlarına bir altın sikke sıkıştırılır. Bu altın Kharon’un geçiş için istediği ödemedir. Bu ödemeyi yapamayan ölülerin kıyıda çıldırıp sonsuza dek koşturduğu yada Styx nehrine kapılıp sonsuza dek sürüklendiklerine inanılır. Kharon’a ödemeyi yapan ölü ruh kayıkla ölüler diyarının kapılarına doğru olan yolculuğuna çıkar. Kapıların girişinde onu sadece antik yunanda değil günümüzde bile bir çok yerde figür yada ismine rastladığımız Cerberos karşılar. Cerberos, yunan mitlerinde geçen bir çok yaratığında annesi olan Ekhidna ve Typhon’un oğludur. Bu dev köpek genelde üç başlı ve yılan kuyruklu olduğuna inanılır. Ölüler diyarında bekçilik yapan bu dev köpek içeri girenlere kuyruk sallarken dışarı çıkmak isteyenleri anında yutuverir. Yunan mitlerinde bu köpekle, canlıyken de uğraşanlarda olmuştur. Mesela büyük yunan kahramanı Hercules, kendisine verilen on iki büyük görevlerden birinde bu köpeği Ölüler diyarından alıp yeryüzüne çıkartmış ve daha sonra geri ölüler diyarına bırakmıştır. Bu üç başlı köpeği geçince kayık ölüler diyarının sonsuz güzelliklerine yada sonsuz işkencelerine maruz kalacağı kıyılara yanaşır.

Ölüler diyarı yunan mitlerinde yer altı olarak tasvir edilmiş olsa bile aslında tek başına cehennem değildir. Cennet ve cehennemi birlikte da barındırır. Gelen ruh, yaşarken yaptıklarına göre ölüler diyarında sonsuza dek yapacağı işe seçilir. Bazıları burada kendini kral olarak bulur ve büyük bir sarayda mutluluk içinde yaşar. Bazılarıysa sadece ölümlüyken yaptıklarını yapmaya devam ederler. İyi bir sanatkar sanatını icra etmeye devam eder. İyi bir demir ustası kendi atölyesinde sonsuza dek çalışabilir ve sevdiği işi yapar. Bazılarıysa köle olarak sonsuz yaşamlarını sürdürür. Zalim bir kralın kölesi olarak. Bir de asıl mükemmelliklerin ve asıl korkunç cezaların olduğu Elysion ve Tartaros vardır. Eğer ölüler diyarının üç yargıcı gelen ruhun çok iyi olduğuna karar verirlerse -ki çok nadir gerçekleşir bu olay- ruh cennetimsi Elysion’a varır ve muhteşem saraylarda insan aklının alamayacağı güzelliklerle ödüllendirilir. Minos, Aiakos ve Rhadamanthys olarak bilinen bu üç yargıcın birde en korkunç cezayı verdikleri ruhlar vardır ki; vay onların haline. Tartaros’un sonsuz işkencelerine katlanmak zorunda kalırlar; tüm sonsuzluk boyunca…

Bunun en bilinen örneklerinde biri Danaidlerdir. 50 kız kardeşten 49’u işledikleri korkunç suçlardan dolayı sonsuz cezaya çarptırılmışlardır; Tartaros’da. Sonsuza dek akan bir nehirden delik kovalarla dipsiz bir kuyuyu doldurmaya çalışırlar. Diğer tarafta çenesine kadar suya gömülü ve her yanı güzel meyvelerle dolu Tantalos vardır. Sonsuz bir susuzluk ve açlık çeker Tantalos ve ne zaman su içmeye kalksa yada ne zaman yemek istese hepsi çekilip uzaklaşır Tantalos’tan. Ya da başka bir köşede bir kayayı tepeye çıkarmakla görevli başka bir yunan Kralı vardır. Kaya ne zaman tepeye ulaşsa tekrar aşağı düşer ve bu sonsuza dek böyle sürer gider. Tartaros yerin o kadar altında kalır ki demirden bir örsün gökten bırakıldığında Tartaros’a varmasının dokuz gün dokuz gece sürdüğü söylenir.

Ölüler diyarında Hades’le birlikte Ölüm ve Uyku da yaşar. Rüyalar ölüler diyarından yükselerek iki kapıdan geçip ölümlülere ulaşırlar. Ve biri daha Hades’a eşlik eder sonsuz görevinde; karısı Persephone.

Hades Yunan mitlerinde öfkeli ve acımasız bir Tanrı olarak betimlenir. Çok acımasız olmasına rağmen kötü bir Tanrı değildir Hades. Çok adaletli bir Tanrıdır. Ve sadece görevinin gereklerini yerine getirir. Gece karası bir zırh ve miğfer kullanır. Miğferi takanı görünmez kılma özelliğine sahiptir. Ve nadiren yeryüzüne yada Olimpos’a çıkar yaşadığı yer altı ülkesinden. Zaten pek sevilmez Hades Olimpos’lular arasında. Öfkesi ve acımasızlığı yakar kavurur Tanrıların evinin sonsuz güzelliklerini. Hades yeryüzüne ender olarak çıktığı zamanlardan birinde Tanrıça Demeter’in kızı olan Persepone’u görmüş ve ona aşık olarak kaçırmıştır yer altı krallığına. Demeter kızının yasını tutarak dolaşmış ve onu aramıştır. Ama bulamamıştır. Tüm bu arayış süresince doğa tamamen kurumuş ve tarlalar ekin vermez duruma gelmiştir. Bunu gören Zeus araya girerek Demeter ile Hades’ın arasını bulmaya çalışmış ve makul bir öneri getirmiştir bu olanlara. Eğer Persepone yeraltında kaldığı sürece herhangi bir şey yiyip içmediyse yeryüzüne bırakılacaktır. Ama zavallı Persepone’cuk nereden bilsin böyle bir anlaşmaya varılacağını.. 7 nar tanesi yiyerek tüm geleceğini değiştirmiş. Bunun üzerine gene Zeus araya girerek iki Ölümsüz arasında bir antlaşma sağlamış ve Persepone’un yılın altı ayını yer altında geri kalan altı ayını yer yüzünde geçirmesine karar vermiştir. Yunan inanışlarına göre yeraltında geçen altı aylık sürede Demeter yas tutarak kızının dönüşünü bekler be bu sırada doğa kış mevsimini yaşar, diğer altı ayda ise Demeter kızıyla birlikte mutlu bir şekilde zaman geçirir ve Yaz mevsimi yaşanır.

Herakles, Orpheus, Odysseus ve Aineias canlı olarak Yer altı ülkesini ziyaret eden ölümlülerdir. Herakles on iki görevi için Cerberos’u almaya gelmiştir yeraltına. Orpheus ise ölen karısı için. Odysseus ölen kahinlerden yardım istemek için, Aineias ise ölen babasından akıl almak için. Daha başka ölümlülerinde yer altı dünyasına indiği söylenir ama çıkabilen olmamıştır bu sonsuzluk ülkesinden.

Evet sevgili Kayıp Dünya okuyucuları bu aylık da bu kadar. Son olarak bu ay okula başlayan tüm arkadaşlara başarılar dilemek istiyorum ve yazılara ait eleştirilerinizi bekliyorum. Kendinize iyi bakın…

Paylaş

4 yorum

  1. avatar

    ben arkeoloji okuyorum daha 1. sınıfım güzel bir yazı olmuş. Benim mitoloji ödevimi hazırlamıssın neredeyse ellerine saglık.

  2. avatar

    Ellerinize sağlık. Styx’i konu edinen mitolojik bir eser önerme şansınız var mı?

Yorum yapın