TARTARUS, EROS ve PSYKHE

2

Baya uzun bir aradan sonra tekrar bu satırları yazıyor olmak çok keyifli arkadaşlar, tarihini unuttuğum bir zamandan bu yana Kayıp Dünya ruhunu içinde barındıran biri olarak sevgili editörüm beni arayıp tekrar açıyoruz siteyi dediğinde yaşadığım sevinç gerçekten büyüktü. Yeni bir yıla yeni bir Kayıp Dünya ile girmiş olduk böylece. 2009 yılının herkes için iyi geçmesi dileklerimle başlamak istiyorum. Bu ay hem yeni Kayıp Dünya’lılar için hem de uzun süredir ayrı olduğumuz eski Kayıp Dünya’lılar için kısa bir giriş yaparak başlamak istiyorum yazıma. Bana ayrılmış bu sayfalarda her ay sizlere Yunan mitolojisi başta olmak üzere birçok kültürün mitolojilerine de yer verdiğim yazılar hazırlayarak, bildiğim kadarı ile mitolojik kahramanlar, hikâyeler ve önemli diğer öğeleri tanıtacağım. Tabi ki bu konularda uzman biri değilim, sadece kendi kişisel merakım ve öğrenme isteğim sonucunda bu konularda bilgi sahibi olduğum göz önünde bulundurulursa hatalarım olacaktır, şimdiden bunun için özürlerimi sunmak istiyorum. Ayrıca her ay bilgi veren yazılar yazmak yerine mitolojiler ve onların günümüze etkileri ile ilgili kendi düşüncelerime de yer vereceğim kısa yazılarım olacak. Evet, daha fazla uzatmadan bu ayki yazımıza geçelim.

Bu ay iki ayrı öğeden bahsetmek istedim sizlere, birincisi Yunan Mitolojisinde ölümden sonra yer alan sonsuz işkenceler mekânı Tartarus, bir diğeri ise ölümsüz bir aşk hikâyesi olan Eros ve Psykhe’nin aşkı.

Tartarus Yunan mitlerinde ağza alınmayacak korkunç suçların cezasının verildiği sonsuz işkenceler mekânı olarak Hades’in en korkulan yeri olarak betimlenir. Hades’ın derinliklerinde bulunan bu sisli ve dumanlı yere düşecek kadar korkunç suçlar işleyenler yeraltının efendisi Hades’ın gözetiminde sonsuza kadar sürecek korkunç işkencelere maruz kalırlar. Bu suçlar bazen tanrıların yiyeceği Ambrosia ile şarabın tanrısal versiyonu kabul edilen Nektar’ı çalmaktan, tanrıları sınamak için kendi oğlunu öldürüp onlara yemek olarak sunan Yunan Kralının işlediği suça kadar çeşitlilik gösterebilmektedir.

Bunlara birkaç somut örnek vermek sanırım hayal gücünüzde canlandırmanız açısından daha kolay olacaktır. Ephyra krallığının kurucusu olan Sisyphus bu örneklerden biridir. Kral Sisyphus’un büyük günahı yeraltını tanrısı Hades’ı kandırmaya çalışmak olmuştur. Ölümü yenmeye çalışarak birçok defa yeraltından kaçmış ve sonucunda sonsuz işkence cezasına çarptırılmıştır. Sisyphus ilk ölümünden önce (ki birçok defa ölüp geri yeryüzüne dönmüştür) karısına cenaze töreninin tanrıların isteklerine uygun yapılmamasını isteyerek aklında bir plan oluşturmaya başlamış, ölümünden sonra karısı isteğine uyarak naşına uygun cenaze törenini yapmayarak merakla beklemeye başlamış. Sisyphus o sıralarda Hades’ın karşısına çıkarak cenazesine yapılan saygısızlıktan ötürü duyduğu üzüntü ve şaşkınlığı dile getirerek bu olayın suçlularını cezalandırabilmek için yeryüzüne dönme izini istemiş. Tatlı diliyle oyuna getirdiği Hades’tan izini alınca yeryüzüne dönen Sisyphus bir süre Hades’a gözükmeyerek ölümünü ertelemeyi başarmış. Bunu birkaç kez daha tekrar eden Sisyphus sonunda tanrının gazabını üzerine çekerek sonsuz işkenceye çarptırılmış. Cezası ise sonsuza kadar çok büyük bir kayayı uzunca bir mesafe götürerek bir tepenin zirvesine çıkarmak olarak uygun görülmüş. Sorun şu ki o bahsi geçen kayanın ne zaman zirveye yaklaşsa geri aşağı düşmenin ve başa dönmenin bir yolunu bulabiliyor olması imiş.

Bir diğer örnek Danaides olarak bilinen 50 kız kardeşin sonsuz işkenceleridir. Argos Kralı Danaus’un kızları olan Danaidesler (biri hariç hapsi) düğün törenlerinin yapıldığı gece müstakbel eşlerinin yüreklerini söküp kafalarını keserek büyük ödülü almaya hak kazanmışlardır. Sonsuz işkence. Bu kızların işkencesi ise Styx ırmağının kıyısından doldurdukları kovalarla Tartarus’da bulunan dipsiz bir kuyuyu sonsuza değin doldurmaya çalışmak olarak belirlenmiş.

Başka bir örnekte ise Tanrıların tanrısı Zeus’un eşi olan Hera’yı baştan çıkartmayı planlayan Ixion’dan bahsedilir. Bu şahısta bu eyleminin Zeus tarafından anlaşılması üzerine Hera yerine Hera kılığında olan bir bulutla cinsel ilişkiye girmiş ve sonrasında ise Tartarus’da yanan bir tekerleğe bağlı olarak sonsuza kadar dönerek işkencesine başlamıştır.

Gelelim bu ayki yazımızın ikinci kısmına, Aşk..

Bir ölümlü bir ölümsüze âşık olunca sonu genelde hüzünle biter zaten. Zeus’un kaçamak aşkları sonrasında ölümlü sevgilileri hep Hera’nın sonu gelmez gazabıyla karşılaşmışlardır. Ama burada durum biraz daha farklı. Oklarıyla ölümlüleri hedef alan ve aşkın günümüzde bile simgesi haline gelmiş bir tanrının aşk öyküsü bu, Eros’un güzeller güzeli ölümlü Psykhe olan aşkı.

Hikâye, anlatılanlara göre İ.Ö 2. yy dolaylarında yaşanmakta. Psykhe Yunan krallarından birinin en ufak kızıdır, büyüleyici güzelliği sayesinde evlenme çağına geldiğinde birçok soylunun dikkatini çekmeyi başarmıştır. Tabi bu masum güzellik çok daha tehlikeli birinin kıskançlıkla dolu dikkatini de çektiğinden habersizdir. Aphrodite bu güzeller güzeli genç kıza duyduğu kıskançlık yüzünden onu cezalandırma kararı alır ve oğlu Eros’u çağırıp cezayı vermek için onu yeryüzüne gönderir. Eros’un görevi ise Psykhe’i çirkin bir adama âşık etmek ve böylece cezalandırmaktır. Ama görev kolay değildir ve sonuç ise beklenenden çok daha faklı olacaktır. Eros Psykhe’i ilk gördüğü anda güzelliğine vurulur ve ona âşık olur. Oku kullanmaya çalıştığında ise hedefini vuramaz. Bunun sonucunda Psykhe’i annesinin gazabından kurtarmak ve onunla birlikte olabilmek için bir plan hazırlar ve tanrıların habercisi Hermes’den yardım ister.

Psykhe’in annesi ertesi gece rüyasında tanrı Hermesi görür. Tanrı ona bir haber getirmiştir, kızının kaderi bağlanmıştır. O tanrılar tarafından çirkin bir yılana eş olarak uygun görülmüştür. Ertesi günün alacakaranlığında denize bakan yüksek bir kayanın üzerinde gece karası elbiselerle bekleyecek ve eşi onu gelip alacaktır. Tanrıların isteklerine nasıl karşı çıkabilir ölümlüler, sonuçta zavallı Psykhe kaderine boyun eğerek denilenleri yapar ve kayanın tepesinde yeni eşini beklemeye koyulur. Bulutlar gelip onu sarmaladığında ve büyülü bir uykuya yatmasını sağladıklarında o hâlâ yeni eşini görmeye çalışmaktadır. Psykhe gözünü Eros’un muhteşem sarayında açar ve bulut hizmetkârların sözlerine kulak verir. Eşi akşam gelecektir ama içerde ışık olmasını istememektedir. Psykhe her ne olursa olsun Tanrıların isteklerini yerine getirmekte kararlı bir şekilde mumları söndürüp yeni eşini yatakta beklemeye başlar. Sonunda Eros gelir ve eşine güzel sözler söyleyip kendini tanıtır ama aşk tanrısı olduğundan bahsetmez. Böylece geçen bir süreden sonra Psykhe gündüzleri çok sıkıldığından kocasına dert yanmaya başlar. Eros en sonunda eğer geldiklerinde sözlerine kulak asıp gereksiz bir eylemde bulunmayacağına dair söz verirse kız kardeşlerini saraya getireceğini söyler.

Ertesi sabah Psykhe kız kardeşlerini karşılar ve güzel bir gün geçirirler. Bu bir süre daha böyle devam eder ama insanoğlu içindeki şüphe bir gün ortaya çıkacaktır. Kız kardeşler Psykhe’nin aklını çelerek akşam kocası uyuduktan sonra ona bakmasını ve eğer çirkin bir yaratıksa onu kalbinden hançerleyerek öldürmesini öğütlerler. Küçük Psykhe bir mum ve hançer hazırlayarak akşam kocasını beklemeye başlar. Gece ilerleyip kocası uykuya daldığında ise mumu yakarak kocasını görmeye çalışır. Sonuçta çirkin bir yaratık yerine tanrısal bir güzellik ve beyaz kanatlar görür. Gerçeği anladığında ise mumdan bir damla düşerek kocasını uyandırır. Eros çok üzgün bir şekilde gerçeği kendi ağzından söyler ve Güvenin olmadığı yerde Aşka yer yoktur diyerek zavallı Psykhe bırakıp uzaklaşır. Aphrodite sonunda eline geçen fırsatı kullanır. Kız biricik oğlunu üzmüştür ve affedilmesi için bazı görevleri yerine getirmesi gerekmektedir. Psykhe, Aphrodite’in zorunlu görevleriyle geçen uzun bir süre geçirir. Eros olanlardan habersiz, bu süre zarfında aşkından daha fazla ayrı kalamayacağına karar vererek onu aramaya koyulur. Psykhe’i annesinin sarayında bulur ve ona ulaşmaya çalışır ama Aphordite buna müsaade etmemek için kendi oğlunu bile zincire vuracak kadar ileri gidecektir. Psykhe tesadüf eseri sevgilisini bulur ve sonunda onu kurtarmayı başarır. Eros ona olan büyük aşkını bu kez gerçek görüntüsü ile ifade edip evlenmek istediğini söyler ve böylece Tanrıların Kralı Zeus’un karşısına çıkarlar. Zeus’un da onayı alınmıştır. Aphrodite her ne kadar bu birleşmeye karşı çıksa da Tanrıların Kralının gazabından korkarak itiraz edemez ve böylece Eros ile Psykhe’nin aşkı mutlu sona ulaşır.

Bu aylık sanırım bu kadar, ilk ay olması ve benim kişisel işlerim yüzünden çok dolu bir içerikle karşınızda olamadım bu, gelecek ay bunu telafi edeceğim. Arkadaşlar yazılar hakkında eleştirileriniz benim için gerçekten önemli. KD yazar sayfamdan bana e-posta ile ulaşmanız mümkün. Yapacağınız eleştiriler ilerleyen zamanlarda sizlere daha iyi yazılar sunabilmem adına bana yardımcı olacaktır. Yazılar hakkında her türlü eleştiri veya merak ettiğiniz konularda sorularınızı bekliyorum. Güzel bir Ocak ayı geçirmeniz dileği ile şimdilik hoşça kalın.

Paylaş

2 yorum

  1. avatar

    Çok sürükleyici yazıyorsunuz, az önce tüm makalelerinizi okumayı tamamladım ama uzun süredir yazmamışsınız 🙁

  2. Mitolojide suç ve ceza: sonsuz işkenceye tabi tutulan figürler – kemalozden

Yorum yapın