Bir Dilek Tut

3

Çoğu insan, sadece yaşamak için vardır. Neden yaşadıklarını bilmezler. Kafalarının içi, çözmeye ömür yetmeyecek düğümlerle dolu olur. Kendilerine ne söylenirse o şekilde yaşamanın en doğru olduğuna inanır. Bu insanlar asla sorgulamazlar.
Bazı insanlarsa, en iyi şekilde yaşamaya odaklanırlar. Bu uğurda gerek iyi gerek kötü her şeyi yaparlar. Bu insanlar sorgularlar ama yaşam amaçlarını her şeyin üstüne koyarlar.

Çok nadir bazı insanlarsa, çevrelerinde acı çeken tüm canlılar için çok üzülür, bütün hayatlarını onlara yardım etmeye adarlar.

İşte bu çok az sayıdaki insan türü bir sonraki boyuta geçtiğinde yine insanlara ve toplumlara yardım etmeleri için özel olarak görevlendirilirler. İşte G380 de özel görevlendirilenlerden biriydi.

G380 yeni görevini yapmak için hevesliydi ve çok heyecanlıydı. Gereken eğitimleri almıştı. Yolculuğa çıkmak için kapıya doğru yaklaştı. Kapıyı açtığında müthiş serin bir hava yüzüne vurdu. Çevresini saran gaz kümeleri, yer yer mavi yer yer beyazdı. Kapıdan kendini aşağı attığında yere düşmedi, hafifçe aşağı yaylanıp tekrar şirin evinin hizasına geldi. Evi yamuk bir şekilde havada asılı duruyordu. Binanın temeli yoktu. Temele de ihtiyacı yoktu. Bina havada kendi içinde bir dengede duruyordu. Yukarı baktı. Pofidik bulutların içinde kendisine ters yönde hareket eden ejderhasının sırtını görebiliyordu. Ejderhası da uyanmıştı ve sürekli hareket halindeydi.

“Günaydın. Harekete hazır mısın?”

Ejderha bir anda G380’nin hizasına geldi ve küçük tekerleksiz bir motosiklet haline geldi. Ama rengini, kafası ve kulağındaki ayrıntıları kaybetmemişti.

“Hadi atla gidiyoruz.” dedi.

G380 ejderhasına binip uzaklaşırken kendisininki gibi bir sürü ev geçti. Bir süre sonra tabana ejderhasını park etti. Tabanın yüzeyi çok yumuşak pamuklardan oluşmaktaydı. Yüzeyde sürünmeyi çok severdi ama vakti yoktu. Boyut kapısından bir alt boyuta bir an önce geçmeliydi. Tabanda görev yapan ve yeni boyut değiştiren kişilere yardım eden park görevlileri vardı. Yeni boyut değiştirenlere laf anlatmak çoğu zaman epey zor oluyordu. Boyut atlayanların çoğunluğu umduklarını bulamıyorlardı. Mutluluğun ne olduğu konusunda çelişkili fikirlere sahip oldukları için bu işte bir yanlışlık olduğunu düşünüyorlardı.

“Ama ben yapılması gereken her şeyi yaptım. Mükafatlandırılmam gerekmiyor muydu?”

“Mükafat için yapmışsın bütün yaptıklarını. Mükafat yok, yeni görevler var. Ayrıca yaptıklarında doğru şeyler değildi.”

“Hayır doğru şeylerdi. Herkes ne yapıyorsa onu yaptım.”

“İyi de herkes yanlış yapıyordu.”

“Ama olamaz. Peki bu durumda ne yapabilirdim ki?”

“Çok basit. İçinde asla kaybolmayan bir öz var. O zaman da vardı. Onu dinleyecektin.”

Adamcağız hayal kırıklığına uğramıştı.

“Cezalandırılıyor muyum şimdi?”

“Daha kaç kere söyleyeceğim. Sandığın gibi mükafat ya da ceza yok.”

G380 muhabbetin devamını dinleyemeyecekti ve dünyaya doğru yola çıktı.
Hedef kişiye vardığında karşısına çıkan tatlı genç bir kızdı. Çalışma masasına oturmuş, masa lambası altında kitap okumaktaydı. Elini kızın kalbinin olduğu yere koydu. Kalbinden geçenleri okumaya başladı. Kızın dileklerine göz gezdirdi.
‘Sınavı kazanmak.’
‘Popüler erkeklerle flört etmek.’
‘Arkadaşlarına hava atmak.’
Kalbinden geçenler şelale olmuş, akmaktaydı. En arzulanan şeye odaklanmaya çalıştı.
‘Kendisini mutlu edecek biriyle evlenmek.’
Evet bulmuştu. Bu dileğini gerçekleştirecekti.

Vakit kaybetmeden hedef topluma yöneldi. Gelişmekte olan bir ülkeye yardım edecekti. Bunun için o ülkede yaşayan en yaşlı ağacın yanına gitti. Ve elini ağacın kalbine koydu. En arzulanan şey insanların güzel bir işi olması ve huzurlu olmalarıydı. Bu dilekleri gerçekleşecekti.

Günü bittirdikten sonra evine gitti. Boyutlar arası zaman, birbiriyle kesişmiyordu. O yeni bir güne uyandığında Dünya’da yıllar geçmiş olacaktı.
Yeni bir gün başladı. Boyut kapısında yine tartışma vardı.

“Ama ben ihtiyacı olanlara yardım ettim.”

“İyi de yardım ettiğin kişiler çok az. Zaten sayısı fark etmez ki, daha fazla insana kazık atmışsın.”

“Ama diğer türlü nasıl yaşardım?”

“İyi de baya lüks yaşamışsın.”

G380 hedef kişinin yanına vardığında, o şirin kız artık güzel bir kadına dönüşmüş, evlenmiş ve çocuğu olmuştu. Elini kalbine koydu. Kadın mutluluğun ne olduğunu unutmuştu. Eşiyle hiç mutlu değildi. Ama bu nasıl olurdu. Mutlu olabileceği birini dilemişti. Kadının mutluluk anlayışına baktı. İstediği elbiseleri alabilmesi, çevresine hava atabilmesiydi. Tabi bütün bunları yaptıktan sonra mutluluk bitmişti. Kalbinin derinliklerindeki arzuya baktı. Çocuğunun güçlü biri olmasını istiyordu. Bu isteği gerçekleşecekti.

G380 hedef kitleye ulaşmak için, yaşlı ağacın yanına gitti. Vatandaşlar iş bulmuştu. Emperyalist ülkelerden biri gelmiş, ülkede birçok kaynağı ele geçirerek, iş kurmuş ve vatandaşları da ucuz işçi olarak çalıştırıyordu. Ancak vatandaşlar isteklerine ulaşmıştı ve hiçbir şeyden haberleri yoktu. Yeni arzularıysa daha fazla para kazanmaktı. Bu istekleri gerçekleşecekti.

G380 evine gitti. Yeni bir güne başladığında her zamanki gibi önce hedef kişisinin yanına gitti. Kadının oğlu okuldaki diğer arkadaşlarına zorbalık yapan birine dönüşmüştü ve hiç sevilmiyordu. Birçok konuda annesine de sorun çıkarıyordu. Kadının güç kavramına baktı. Güç, kadın için çevresinde gördüğü insanlardan daha iyi görünmekti. Kadının mutsuzluğu hat safhaya ulaşmıştı. Eşine de artık katlanamıyordu. Artık gerçekten sevebileceği, sıkılmayacağı ve bir şeylerini paylaşabileceği birini istiyordu yanında. Bu dileği gerçekleşecekti. G380 sonra hedef kitle için yaşlı ağacın yanına gitti. Fakat yaşlı ağaç çok kötü durumdaydı. Dalları kirlenmişti. Çevresi çöle dönüşmüştü. Vatandaşlar daha fazla para kazanmak için emperyalistlerle birlikte kaynak arayışı için doğayı katletmeye başlamışlardı. Artık daha fazla para kazanıyorlardı. Ama bu sefer devlet saçma sapan vergiler almaya başlamıştı. Emperyalist güçlere karşı nasıl oluyorsa borçları arttıkça artıyordu. Ülkeyi tamamen kaptırmalarına ramak kalmıştı. Arzuları gayet düzdü. Ceplerinde daha fazla para kalması için daha az vergi alınmasını istiyorlardı. Bu dilekleri gerçekleşecekti.

G380 evine gidip tekrar Dünya’ya dönmüş ve hedeflerine yönelmişti. Kadın eşinden boşanmıştı. Ve başka bir kadınla homoseksüel bir ilişkiye başlamıştı. Gerçekten sonunda bu kadınla mutluluğu bulmuştu. Ancak kadının çocuğu bir çeteye katılmış ve başını belaya sokmuştu. Oğlunun beladan kurtulmasını istiyordu. Ve bu dileği gerçekleşecekti. Hedef kitlesini bulamadı. Çünkü yaşlı ağaç ölmüştü. Ülkede başka yaşlı ağaç kalmamıştı.

Durumu anlatmak için kapıdaki görevliye gitti. Görevli kişi ülkede savaş çıktığını söyledi. Kadının da oğlu ölmüştü. Böylece tüm belalardan kurtulmuştu. G380 kendini çok kötü hissediyordu. Durumu bildirmeliydi.

“Efendim istifamı istiyorum.”

“Neden yanlış giden bir şey mi var?”

“Efendim görmüyor musunuz, bir kişinin ve bir toplumun geleceğini mahvettim.”

“Ama bu senin elinde olan bir şey değil ki. Sen dileklerini gerçekleştiriyorsun.”

“Bu işe girerken böyle olacağını tahmin etmemiştim.”

“G380, her insanın kalbinde arzular ve istekler vardır. Hayalleri ve hedefleri hep kendi algıları içinde sınırlıdır. Mutluluk onlar için değişken bir şey. Ve tam olarak ne istediklerinden emin değiller. Biz herkesin kalbinin içinden geçenleri gerçekleştiririz. İnsan bu, asla mutlu olmaz. Zaten tam anlamıyla mutlu olsalar, hayatlarına devam etmek istemezler.”

Ve böylece G380 insanların dileklerini gerçekleştirmeye devam etmiş. Onlar ermiş muradına ama asla mutlu olamamışlar.

 

Görsel: Pr3t3nd3r - Talisman: Upper World

 

Paylaş

3 yorum

  1. avatar
    Altuğ Gürkaynak -

    Vurucu ve düşündürücü. Kaleminize sağlık Fatma hanım. Kayıp Dünya ailesine hoşgeldiniz.

Yorum yapın