<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>Kayıp Dünya &#187; Grek</title>
	<atom:link href="http://www.kayipdunya.com/etiket/grek/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kayipdunya.com</link>
	<description>Bilim Kurgu, Fantastik Edebiyat ve Mitoloji</description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Sep 2010 06:20:35 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
<xhtml:meta xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" name="robots" content="noindex" />
		<item>
		<title>TARTARUS, EROS ve PSYKHE</title>
		<link>http://www.kayipdunya.com/kenan-yilmaz/tartarus-eros-ve-psykhe</link>
		<comments>http://www.kayipdunya.com/kenan-yilmaz/tartarus-eros-ve-psykhe#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Jan 2009 15:38:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kenan YILMAZ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kenan YILMAZ]]></category>
		<category><![CDATA[eros]]></category>
		<category><![CDATA[Grek]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Mitoloji]]></category>
		<category><![CDATA[psykhe]]></category>
		<category><![CDATA[tartarus]]></category>
		<category><![CDATA[Yunan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kayipdunya.wordpress.com/?p=41</guid>
		<description><![CDATA[
Baya uzun bir aradan sonra tekrar bu satırları yazıyor olmak çok keyifli arkadaşlar, tarihini unuttuğum bir zamandan bu yana Kayıp Dünya ruhunu içinde barındıran biri olarak sevgili editörüm beni arayıp tekrar açıyoruz siteyi dediğinde yaşadığım sevinç gerçekten büyüktü. Yeni bir yıla yeni bir Kayıp Dünya ile girmiş olduk böylece. 2009 yılının herkes için iyi geçmesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="txt">
<p class="indent p">Baya uzun bir aradan sonra tekrar bu satırları yazıyor olmak çok keyifli arkadaşlar, tarihini unuttuğum bir zamandan bu yana Kayıp Dünya ruhunu içinde barındıran biri olarak sevgili editörüm beni arayıp tekrar açıyoruz siteyi dediğinde yaşadığım sevinç gerçekten büyüktü. Yeni bir yıla yeni bir Kayıp Dünya ile girmiş olduk böylece. 2009 yılının herkes için iyi geçmesi dileklerimle başlamak istiyorum. Bu ay hem yeni Kayıp Dünya&#8217;lılar için hem de uzun süredir ayrı olduğumuz eski Kayıp Dünya&#8217;lılar için kısa bir giriş yaparak başlamak istiyorum yazıma. Bana ayrılmış bu sayfalarda her ay sizlere Yunan <a href="http://www.kayipdunya.com/etiket/mitoloji/" target="_blank">mitoloji</a>si başta olmak üzere birçok kültürün mitolojilerine de yer verdiğim yazılar hazırlayarak, bildiğim kadarı ile mitolojik kahramanlar, hikâyeler ve önemli diğer öğeleri tanıtacağım. Tabi ki bu konularda uzman biri değilim, sadece kendi kişisel merakım ve öğrenme isteğim sonucunda bu konularda bilgi sahibi olduğum göz önünde bulundurulursa hatalarım olacaktır, şimdiden bunun için özürlerimi sunmak istiyorum. Ayrıca her ay bilgi veren yazılar yazmak yerine mitolojiler ve onların günümüze etkileri ile ilgili kendi düşüncelerime de yer vereceğim kısa yazılarım olacak. Evet, daha fazla uzatmadan bu ayki yazımıza geçelim.</p>
<p class="indent p"><span id="more-41"></span></p>
<p class="p">Bu ay iki ayrı öğeden bahsetmek istedim sizlere, birincisi Yunan <a href="http://www.kayipdunya.com/etiket/mitoloji/" target="_blank">Mitoloji</a>sinde ölümden sonra yer alan sonsuz işkenceler mekânı <strong>Tartarus</strong>, bir diğeri ise ölümsüz bir aşk hikâyesi olan <strong>Eros ve Psykhe&#8217;nin aşkı</strong>.</p>
<p class="p">Tartarus Yunan mitlerinde ağza alınmayacak korkunç suçların cezasının verildiği sonsuz işkenceler mekânı olarak Hades&#8217;in en korkulan yeri olarak betimlenir. Hades&#8217;ın derinliklerinde bulunan bu sisli ve dumanlı yere düşecek kadar korkunç suçlar işleyenler yeraltının efendisi Hades&#8217;ın gözetiminde sonsuza kadar sürecek korkunç işkencelere maruz kalırlar. Bu suçlar bazen tanrıların yiyeceği Ambrosia ile şarabın tanrısal versiyonu kabul edilen Nektar&#8217;ı çalmaktan, tanrıları sınamak için kendi oğlunu öldürüp onlara yemek olarak sunan Yunan Kralının işlediği suça kadar çeşitlilik gösterebilmektedir.</p>
<p class="p">Bunlara birkaç somut örnek vermek sanırım hayal gücünüzde canlandırmanız açısından daha kolay olacaktır. Ephyra krallığının kurucusu olan Sisyphus bu örneklerden biridir. Kral Sisyphus&#8217;un büyük günahı yeraltını tanrısı Hades&#8217;ı kandırmaya çalışmak olmuştur. Ölümü yenmeye çalışarak birçok defa yeraltından kaçmış ve sonucunda sonsuz işkence cezasına çarptırılmıştır. Sisyphus ilk ölümünden önce (ki birçok defa ölüp geri yeryüzüne dönmüştür) karısına cenaze töreninin tanrıların isteklerine uygun yapılmamasını isteyerek aklında bir plan oluşturmaya başlamış, ölümünden sonra karısı isteğine uyarak naşına uygun cenaze törenini yapmayarak merakla beklemeye başlamış. Sisyphus o sıralarda Hades&#8217;ın karşısına çıkarak cenazesine yapılan saygısızlıktan ötürü duyduğu üzüntü ve şaşkınlığı dile getirerek bu olayın suçlularını cezalandırabilmek için yeryüzüne dönme izini istemiş. Tatlı diliyle oyuna getirdiği Hades&#8217;tan izini alınca yeryüzüne dönen Sisyphus bir süre Hades&#8217;a gözükmeyerek ölümünü ertelemeyi başarmış. Bunu birkaç kez daha tekrar eden Sisyphus sonunda tanrının gazabını üzerine çekerek sonsuz işkenceye çarptırılmış. Cezası ise sonsuza kadar çok büyük bir kayayı uzunca bir mesafe götürerek bir tepenin zirvesine çıkarmak olarak uygun görülmüş. Sorun şu ki o bahsi geçen kayanın ne zaman zirveye yaklaşsa geri aşağı düşmenin ve başa dönmenin bir yolunu bulabiliyor olması imiş.</p>
<p class="p">Bir diğer örnek Danaides olarak bilinen 50 kız kardeşin sonsuz işkenceleridir. Argos Kralı Danaus&#8217;un kızları olan Danaidesler (biri hariç hapsi) düğün törenlerinin yapıldığı gece müstakbel eşlerinin yüreklerini söküp kafalarını keserek büyük ödülü almaya hak kazanmışlardır. Sonsuz işkence. Bu kızların işkencesi ise Styx ırmağının kıyısından doldurdukları kovalarla Tartarus&#8217;da bulunan dipsiz bir kuyuyu sonsuza değin doldurmaya çalışmak olarak belirlenmiş.</p>
<p class="p">Başka bir örnekte ise Tanrıların tanrısı Zeus&#8217;un eşi olan Hera&#8217;yı baştan çıkartmayı planlayan Ixion&#8217;dan bahsedilir. Bu şahısta bu eyleminin Zeus tarafından anlaşılması üzerine Hera yerine Hera kılığında olan bir bulutla cinsel ilişkiye girmiş ve sonrasında ise Tartarus&#8217;da yanan bir tekerleğe bağlı olarak sonsuza kadar dönerek işkencesine başlamıştır.</p>
<p class="p">Gelelim bu ayki yazımızın ikinci kısmına, Aşk..</p>
<p class="p">Bir ölümlü bir ölümsüze âşık olunca sonu genelde hüzünle biter zaten. Zeus&#8217;un kaçamak aşkları sonrasında ölümlü sevgilileri hep Hera&#8217;nın sonu gelmez gazabıyla karşılaşmışlardır. Ama burada durum biraz daha farklı. Oklarıyla ölümlüleri hedef alan ve aşkın günümüzde bile simgesi haline gelmiş bir tanrının aşk öyküsü bu, Eros&#8217;un güzeller güzeli ölümlü Psykhe olan aşkı.</p>
<p class="p"><a href="http://www.kayipdunya.com/etiket/hikaye/" target="_blank">Hikâye</a>, anlatılanlara göre İ.Ö 2. yy dolaylarında yaşanmakta. Psykhe Yunan krallarından birinin en ufak kızıdır, büyüleyici güzelliği sayesinde evlenme çağına geldiğinde birçok soylunun dikkatini çekmeyi başarmıştır. Tabi bu masum güzellik çok daha tehlikeli birinin kıskançlıkla dolu dikkatini de çektiğinden habersizdir. Aphrodite bu güzeller güzeli genç kıza duyduğu kıskançlık yüzünden onu cezalandırma kararı alır ve oğlu Eros&#8217;u çağırıp cezayı vermek için onu yeryüzüne gönderir. Eros&#8217;un görevi ise Psykhe&#8217;i çirkin bir adama âşık etmek ve böylece cezalandırmaktır. Ama görev kolay değildir ve sonuç ise beklenenden çok daha faklı olacaktır. Eros Psykhe&#8217;i ilk gördüğü anda güzelliğine vurulur ve ona âşık olur. Oku kullanmaya çalıştığında ise hedefini vuramaz. Bunun sonucunda Psykhe&#8217;i annesinin gazabından kurtarmak ve onunla birlikte olabilmek için bir plan hazırlar ve tanrıların habercisi Hermes&#8217;den yardım ister.</p>
<p class="p">Psykhe&#8217;in annesi ertesi gece rüyasında tanrı Hermesi görür. Tanrı ona bir haber getirmiştir, kızının kaderi bağlanmıştır. O tanrılar tarafından çirkin bir yılana eş olarak uygun görülmüştür. Ertesi günün alacakaranlığında denize bakan yüksek bir kayanın üzerinde gece karası elbiselerle bekleyecek ve eşi onu gelip alacaktır. Tanrıların isteklerine nasıl karşı çıkabilir ölümlüler, sonuçta zavallı Psykhe kaderine boyun eğerek denilenleri yapar ve kayanın tepesinde yeni eşini beklemeye koyulur. Bulutlar gelip onu sarmaladığında ve büyülü bir uykuya yatmasını sağladıklarında o hâlâ yeni eşini görmeye çalışmaktadır. Psykhe gözünü Eros&#8217;un muhteşem sarayında açar ve bulut hizmetkârların sözlerine kulak verir. Eşi akşam gelecektir ama içerde ışık olmasını istememektedir. Psykhe her ne olursa olsun Tanrıların isteklerini yerine getirmekte kararlı bir şekilde mumları söndürüp yeni eşini yatakta beklemeye başlar. Sonunda Eros gelir ve eşine güzel sözler söyleyip kendini tanıtır ama aşk tanrısı olduğundan bahsetmez. Böylece geçen bir süreden sonra Psykhe gündüzleri çok sıkıldığından kocasına dert yanmaya başlar. Eros en sonunda eğer geldiklerinde sözlerine kulak asıp gereksiz bir eylemde bulunmayacağına dair söz verirse kız kardeşlerini saraya getireceğini söyler.</p>
<p class="p">Ertesi sabah Psykhe kız kardeşlerini karşılar ve güzel bir gün geçirirler. Bu bir süre daha böyle devam eder ama insanoğlu içindeki şüphe bir gün ortaya çıkacaktır. Kız kardeşler Psykhe&#8217;nin aklını çelerek akşam kocası uyuduktan sonra ona bakmasını ve eğer çirkin bir yaratıksa onu kalbinden hançerleyerek öldürmesini öğütlerler. Küçük Psykhe bir mum ve hançer hazırlayarak akşam kocasını beklemeye başlar. Gece ilerleyip kocası uykuya daldığında ise mumu yakarak kocasını görmeye çalışır. Sonuçta çirkin bir yaratık yerine tanrısal bir güzellik ve beyaz kanatlar görür. Gerçeği anladığında ise mumdan bir damla düşerek kocasını uyandırır. Eros çok üzgün bir şekilde gerçeği kendi ağzından söyler ve Güvenin olmadığı yerde Aşka yer yoktur diyerek zavallı Psykhe bırakıp uzaklaşır. Aphrodite sonunda eline geçen fırsatı kullanır. Kız biricik oğlunu üzmüştür ve affedilmesi için bazı görevleri yerine getirmesi gerekmektedir. Psykhe, Aphrodite&#8217;in zorunlu görevleriyle geçen uzun bir süre geçirir. Eros olanlardan habersiz, bu süre zarfında aşkından daha fazla ayrı kalamayacağına karar vererek onu aramaya koyulur. Psykhe&#8217;i annesinin sarayında bulur ve ona ulaşmaya çalışır ama Aphordite buna müsaade etmemek için kendi oğlunu bile zincire vuracak kadar ileri gidecektir. Psykhe tesadüf eseri sevgilisini bulur ve sonunda onu kurtarmayı başarır. Eros ona olan büyük aşkını bu kez gerçek görüntüsü ile ifade edip evlenmek istediğini söyler ve böylece Tanrıların Kralı Zeus&#8217;un karşısına çıkarlar. Zeus&#8217;un da onayı alınmıştır. Aphrodite her ne kadar bu birleşmeye karşı çıksa da Tanrıların Kralının gazabından korkarak itiraz edemez ve böylece Eros ile Psykhe&#8217;nin aşkı mutlu sona ulaşır.</p>
<p class="p">Bu aylık sanırım bu kadar, ilk ay olması ve benim kişisel işlerim yüzünden çok dolu bir içerikle karşınızda olamadım bu, gelecek ay bunu telafi edeceğim. Arkadaşlar yazılar hakkında eleştirileriniz benim için gerçekten önemli. <a href="http://www.kayipdunya.com/author/kenanyilmaz/">KD yazar sayfamdan</a> bana e-posta ile ulaşmanız mümkün. Yapacağınız eleştiriler ilerleyen zamanlarda sizlere daha iyi yazılar sunabilmem adına bana yardımcı olacaktır. Yazılar hakkında her türlü eleştiri veya merak ettiğiniz konularda sorularınızı bekliyorum. Güzel bir Ocak ayı geçirmeniz dileği ile şimdilik hoşça kalın.</p>
<p class="p">
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kayipdunya.com/kenan-yilmaz/tartarus-eros-ve-psykhe/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
	</item>
		<item>
		<title>MİT VE SANAT</title>
		<link>http://www.kayipdunya.com/kenan-yilmaz/mit-ve-sanat</link>
		<comments>http://www.kayipdunya.com/kenan-yilmaz/mit-ve-sanat#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 Oct 2005 18:12:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kenan YILMAZ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kenan YILMAZ]]></category>
		<category><![CDATA[Grek]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Mitoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Yunan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kayipdunya.wordpress.com/?p=149</guid>
		<description><![CDATA[
Bazı zamanlar vardır ki insan kendini enerji dolu ve her şeye göğüs gerebilecek gibi hisseder. Bazı zamanlarda ise kasvet duyguları ile koltuğunda oturmaktan yada yorganın altında yatmaktan başka bir şey yapamaz. Bahar insanın içini işte ilk cümledeki enerji ile dolduruyor, yaşamın canlanışını, doğanın yenilenişini görmek, “işte bunun için yaşamaya değer” dedirttiriyor insana.
Girişten de anlaşılacağı gibi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="txt">
<p class="p">Bazı zamanlar vardır ki insan kendini enerji dolu ve her şeye göğüs gerebilecek gibi hisseder. Bazı zamanlarda ise kasvet duyguları ile koltuğunda oturmaktan yada yorganın altında yatmaktan başka bir şey yapamaz. Bahar insanın içini işte ilk cümledeki enerji ile dolduruyor, yaşamın canlanışını, doğanın yenilenişini görmek, “işte bunun için yaşamaya değer” dedirttiriyor insana.</p>
<p class="p">Girişten de anlaşılacağı gibi kış zamanı bu yıl bana biraz uzun geldi. Havaların düzelmesi ile kendimi çok daha iyi hissetmeye, tüm aktivitelerde daha enerjik olmaya başladım. ”Peki bunların Yunan Mitleriyle alakası ne?” derseniz hemen bağlıyorum. Persephone’nin annesi Demetere kavuştu bu zamanlarda. Doğa, tanrıçanın mutluluğu ile kendini yeniler ve insanlara tüm ihtişamını gösterir. Bu zamanlarda tanrıçanın mutluluğu da bulaşıcı bir şekilde insanların üzerine yansır. İşte Yunan Mitleri baharı ve doğanın yenilenişini böyle açıklar. Ama konumuz bu değil bunu daha önceki yazılarımdan birinde zaten anlatmıştım.</p>
<p class="p"><span id="more-149"></span></p>
<p class="p">Bu ay gene iki ayrı konu üzerine bir şeyler yazmaya çalışacağım. Birincisi Mitlerin günümüzde sanat ve hayat üzerine etkileri, Yunan mitlerinin mükemmel oluşumu, ikinci konum ise Hades’ın derinliklerinde bulunan Tartarus’un tanıtımı olacak. (Sağınızda işkence çeken Ixion’u görüyorsunuz, işte şimdi de Hades günlük teftişlerinden birine başladı)</p>
<p class="p">Mitoloji sözcüğü Türkçe’ye uyarlandığında söylence anlamına gelir. Bir çok kültür tarihin başlangıcından günümüze kendi inanışları ve kültürel yapılarına göre Mitler oluşturmuş ve bunları nesiller boyunca aktarmıştır. İnsan doğası gereği açıklayamadığı her konuya o dönemler bir mit oluşturarak açıklama getirmeye çalışmıştır. Tabidir ki bilimin söz konusu olmadığı dönemlerde bu gayet doğal bir oluşum sürecidir. Bu mitlerin bazıları ise günümüze kadar gelmeyi başarmıştır. Gizemini hala koruyan Mısır Mitolojisi yada kültürel örgüsüyle muhteşem bir edebiyat ve sanat altyapısına sahip Yunan Mitolojisi gibi.</p>
<p class="p">Günümüzde ise bu mitolojilerde geçen karakterler, isimler, yer adları, canavarlar hem gerçek anlamlarında hem de benzetmeler ile edebiyat, müzik, sinema, resim gibi sanat dallarının bir çoğunda kendini göstermiştir. Ben şahsım adına tanrıların yiyeceği olan ambrosianın adının bir çok filimde geçtiğini duymuşumdur. Bu gün konuyla hiç ilgisi olmayan bir insanın bile Tanrıların kralı Zeus’un adını duymuş olması kuvvetle muhtemeldir. Geçmişten günümüze kadar bir çok kültür sanat alanında mitleri konu alan eserler vermiştir. Ünlü İtalyan ressam Picasso tablosunda Minotaur’u kullanırken kim bilir neleri düşünerek bu eklemeyi yapmıştı. Roma dönemi ve sonrası bir çok Tiyatro eserinde özellikle Yunan Mitlerinden alıntılar bulma şansınız oldukça yüksektir. Günümüz sineması bile hiç alakasız bir filimde Yunan mitolojisinden alıntı bir isim kullanabilmektedir. Özellikle 80’lerin sonrasında Rock, Glam Rock ve Metal müzik türünün zirvesinde olduğu yıllarda bir çok müzisyen ve grup Yunan mitolojisinden etkilenerek şarkılar hazırlamıştır. Örneğin geçen sayıda da adından bahsettiğim büyük Yunan kahramanı Achilles adına yazılmış Manowar grubunun 28 dakika süren Achilles Agony and Ecstasy şarkısı gibi. Aynı şekilde Metal müziğin en iyi isimlerinden olan Iron Maiden’da Yunan mitlerinden bir çok defa esinlenmiştir.</p>
<p class="p">Peki Yunan mitlerini bu kadar ön plana çıkaran nedir? Açıkçası bu konuda yorum yapabilirim ama sonuçta bu bir uzman yorumu olmayacaktır. Yunanlılar Helenistik çağ olarak bilinen dönemde kültürel anlamda muhteşem bir uygarlık kurmayı başarmışlar. Bir şehir devleti olarak dönemin en büyük ve en önemli ticari şehirlerini kurarak kendilerini gelişime duyarlı hale getirmişler. Bu gelişim içerisinde ise birbirine bağlı çoğunluğunda tutarlı ve hayal gücünü zorlayan büyük kültürel miraslarını da örmeye başlamışlar. Bu dokuma uzun süreli olmuş, hataları düzeltmek ve yapılan düzenlemeleri mükemmelleştirmek içinde çok fazla zamanları olmuş. Sonuç ise binlerce yıl sonrasına taşınan ve günümüzde dahi bir çok konuda adı geçen muhteşem bir yapı ortaya çıkmış. Daha sonra Roma buna benzer bir yapı oluşturmaya çalışmışsa da Yunanlıların yaptıklarının üzerine kendi renklerinde boya atmaktan ileri gidememişler.</p>
<p>* * *</p>
<p class="p">Evet şimdi ikinci konumuz olan Tartarus’a başlayabiliriz. Çok uzun tutmamaya özen göstererek genel anlamda bilgi vermeye çalışacağım. Tartarus Yunan mitlerinde ağza alınmayacak korkunç suçların cezasının verildiği sonsuz işkenceler mekanı olarak Hades’ın en korkulan yeri olarak betimlenir. Hades’ın derinliklerinde bulunan bu sisli ve dumanlı yere düşecek kadar korkunç suçlar işleyenler yeraltının efendisi Hades’ın gözetiminde sonsuza kadar sürecek korkunç işkencelere maruz kalırlar. Bu suçlar bazen tanrıların yiyeceği Ambrosia ile şarabın tanrısal versiyonu kabul edilen Nektar’ı çalmaktan, tanrıları sınamak için kendi oğlunu öldürüp onlara yemek olarak sunan Yunan Kralının işlediği suça kadar çeşitlilik gösterebilmektedir.</p>
<p class="p">Bunlara birkaç somut örnek vermek sanırım hayal gücünüzde canlandırmanız açısından daha kolay olacaktır. Ephyra krallığının kurucusu olan Sisyphus bu örneklerden biridir. Kral Sisyphus’un büyük günahı, yeraltını tanrısı Hades’ı kandırmaya çalışmak olmuştur. Ölümü yenmeye çalışarak bir çok defa yeraltından kaçmış ve sonucunda sonsuz işkence cezasına çarptırılmıştır. Sisyphus ilk ölümünden önce (ki bir çok defa ölüp geri yeryüzüne dönmüştür) karısına cenaze töreninin tanrıların isteklerine uygun yapılmamasını isteyerek aklında bir plan oluşturmaya başlamış, ölümünden sonra karısı isteğine uyarak naşına uygun cenaze törenini yapmayarak merakla beklemeye başlamış. Sisyphus o sıralarda Hades’ın karşısına çıkarak cenazesine yapılan saygısızlıktan ötürü duyduğu üzüntü ve şaşkınlığı dile getirerek bu olayın suçlularını cezalandırabilmek için yeryüzüne dönme izini istemiş. Tatlı diliyle oyuna getirdiği Hades’tan izini alınca yeryüzüne dönen Sisyphus bir süre Hades’a gözükmeyerek ölümünü ertelemeyi başarmış. Bunu birkaç kez daha tekrar eden Sisyphus sonunda tanrının gazabını üzerine çekerek sonsuz işkenceye çarptırılmış. Cezası ise sonsuza kadar çok büyük bir kayayı uzunca bir mesafe götürerek bir tepenin zirvesine çıkarmak olarak uygun görülmüş. Sorun şu ki o bahsi geçen kayanın ne zaman zirveye yaklaşsa geri aşağı düşmenin ve başa dönmenin bir yolunu bulabiliyor olması imiş.</p>
<p class="p">Bir diğer örnek Danaides olarak bilinen 50 kız kardeşin sonsuz işkenceleridir. Argos Kralı Danaus’un kızları olan Danaidesler (biri hariç hapsi) düğün törenlerinin yapıldığı gece müstakbel eşlerinin yüreklerini söküp kafalarını keserek büyük ödülü almaya hak kazanmışlardır. Sonsuz işkence. Bu kızların işkencesi ise Styx ırmağının kıyısından doldurdukları kovalarla Tartarus’da bulunan dipsiz bir kuyuyu sonsuza değin doldurmaya çalışmak olarak belirlenmiş.</p>
<p class="p">Başka bir örnekte ise Tanrıların tanrısı Zeus’un eşi olan Hera’yı baştan çıkartmayı planlayan Ixion’dan bahsedilir. Bu şahısta bu eyleminin Zeus tarafından anlaşılması üzerine Hera yerine Hera kılığında olan bir bulutla cinsel ilişkiye girmiş ve sonrasında ise Tartarus’da yanan bir tekerleğe bağlı olarak sonsuza kadar dönerek işkencesine başlamıştır.</p>
<p class="p">Görünen o ki bu ayki yazımında sonuna gelmiş bulunmaktayım. Arkadaşlar yazılar hakkında eleştirileriniz bizim için gerçekten önemli yukarıda geçen elektronik posta adresimden bana ulaşmanız mümkün. Yazılar hakkında her türlü eleştiri veya merak ettiğiniz konularda sorularınızı bekliyorum. Hoşçakalın.</p>
<p class="p">
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kayipdunya.com/kenan-yilmaz/mit-ve-sanat/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
	</item>
		<item>
		<title>TANRISAL KAPRİSLER</title>
		<link>http://www.kayipdunya.com/kenan-yilmaz/tanrisal-kaprisler</link>
		<comments>http://www.kayipdunya.com/kenan-yilmaz/tanrisal-kaprisler#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 Apr 2005 17:24:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kenan YILMAZ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kenan YILMAZ]]></category>
		<category><![CDATA[Aphrodite]]></category>
		<category><![CDATA[athena]]></category>
		<category><![CDATA[Grek]]></category>
		<category><![CDATA[hera]]></category>
		<category><![CDATA[Homeros]]></category>
		<category><![CDATA[ilyada]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Mitoloji]]></category>
		<category><![CDATA[psykhe]]></category>
		<category><![CDATA[Truva]]></category>
		<category><![CDATA[Yunan]]></category>
		<category><![CDATA[Zeus]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kayipdunya.com/?p=841</guid>
		<description><![CDATA[Bazen güzel şeyleri özlemek onlarla devamlı vakit geçirmekten daha iyidir. Çünkü bir noktadan sonra güzellikler bile sıradanlaşabilir. Kayıp Dünya verdiği kısa (mı?) bir aradan sonra tekrar bizlere onu seven okurlarına geri döndü. Altuğ beni arayıp mitoloji bölümünü tekrar açıyoruz yazmak ister misin dediğinde ise sevincim birkaç kat daha arttı. Telefonu kapattıktan kısa bir süre sonra [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bazen güzel şeyleri özlemek onlarla devamlı vakit geçirmekten daha iyidir. Çünkü bir noktadan sonra güzellikler bile sıradanlaşabilir. Kayıp Dünya verdiği kısa (mı?) bir aradan sonra tekrar bizlere onu seven okurlarına geri döndü. Altuğ beni arayıp mitoloji bölümünü tekrar açıyoruz yazmak ister misin dediğinde ise sevincim birkaç kat daha arttı. Telefonu kapattıktan kısa bir süre sonra ise sevincin içimde oluşturduğu ateş bir anda yok oldu ve aklımdaki soru, verdiğim söz ile bir anda kalakaldım. “Ne yazıcam ben şimdi?”. Kayıp Dünya Ver. 2.0 Mitoloji Level 1 olması dolayısıyla bu ayki yazı biraz kısa ve basit olabilir, (Benim vize dönemim olması da bunda etkili sanırım) şimdiden özürlerimi kabul edin.</p>
<p>Bu ayki yazım iki ayrı bölümden oluşmakta birinci kısmı tamamen şahsi olarak ne zamandır içimde sıkıntı yaratan Truva filmine ayırdım, ikinci kısımda ise kısa bir aşk hikayesi aktarmaya çalışacağım.</p>
<p>Homeros’un İlyada destanını ilk okuduğumda sanırım lise 1’inci sınıf öğrencisiydim ve destan bittiğinde konuşma dilimde biraz faklılaşma oluşmuştu. Bu da ne kadar etkilendiğimin bir kanıtı olmakta sanırım. Truva filimin ilk fragmanını izlediğimde ve denizde yüzen çok sayıdaki Yunan gemisini gördüğümde sinema da resmen tüylerim diken diken olmuştu. Filmi seyrettiğimde ise bu kadar etkileyici olan bir destan ve yeryüzündeki en uzun, en kanlı ve en görkemli savaşlardan birinin bu kadar basit anlatılması beni biraz hayal kırıklığına uğrattı. Bunun birinci nedeni Destanın üzerinde değişiklik yapılmış olması sanırım. Homeros ve İlyada destanı eğer anlatıldıysa bence değişiklik yapılmadan anlatılmalıydı. Yani ufak değişiklikler hoş karşılanabilir ama Achilles’in bile doğru zamanda ölmeyip aşk hikayesi tadında bir sonla ölmesi gerçekten büyük bir değişikliktir. Destanı okuyanlar aslında Achilles’in Hektor’u öldürdükten kısa bir süre sonra öldüğünü ve Truva atında hiç yer almadığını görebilirler. Bir başka önemli nokta da İlyada destanının Tanrıların kaprisleri üzerine kurulmuş olmasına rağmen kısa göndermeler ve Achilles’in annesiyle yaptığı kısa bir konuşma dışında tanrıların konu dışı bırakılmış olması. Hera, Zeus, Poseiddon, Athena, Apollon özellikle bu uzun süreli savaşın kaderini değiştiren etkilerde bulunmuşlardır. Sonuç, sadece Apollon’dan bahsedilmesi ve tapınağına yapılan saldırı.</p>
<p>Bir başka önemli nokta ise 9 yıl süren uzun savaşın, geldim, gördüm, yendim tadında anlatılmış olması, kabul ediyorum bir sinema filminde bu uzun süreyi seyirciye hissettirmek zor olabilir ama yapılabilirdi gibi geliyor. Ayrıca Achilles karakterini fazla duygusal yansıtmışlar bence, sonuçta adının asırlar sonrasına taşınması için destansı bir savaş kahramlığı yaşamayı, uzun, rahat ama hatırlanmayacağı bir yaşantıya tercih etmiş bir karakter var elimizde. Bunların haricinde göze çarpan bir çok değişiklik mevcut ama çok uzatmak istemiyorum. Sadece şunu söylemeliyim filmi izleyen ve konuyla ilgilenen arkadaşlar Homeros’un İlyada destanını okumalılar. Son bir paragraf olarak Truva savaşının çıkış sebebinden biraz bahsetmek istiyorum.</p>
<p>Olimposda, o kutsal mekanda bazen tanrı ve tanrıçalar kendi küçük kaprisleri uğruna tarihi değiştirecek eylemlere kalkışabilirler. İşte bunlardan biri Truva savaşının başlama nedenini teşkil etmektedir. Üç büyük tanrıça; Hera, Athena ve Aphrodite güzellikleri konusunda iddiaya girerlerse ve bunun içinde jüri üyesi bir ölümlü seçerlerse tarihin değişmesi gayet doğal bir sonuç olacaktır. Bu olanlardan habersiz olan genç Prens Paris ise kendisine verilen çobanlık göreviyle ilgilenmekte ve Truva şehri yakınlarında bir arazide ağaç gölgesinde dinlenmektedir. Birazdan üç büyük tanrıçayla karşılaşacağından ise tamamen habersizdir. Üç tanrıça yeryüzüne gözlerini dikip bu yalnız ve yakışıklı prensi görünce güzellikleri konusunda karara varacak olan ölümlüye hemen kendilerini göstermişler ve Paris’e hangisinin daha güzel olduğu konusunda karara varmasını isteyip ufak rüşvetlerle işi garantiye almaya çalışmışlar. Hera eğer kendisini seçerse görkemli bir krallığın uzun süreli sahibi olabileceğini söylemiş, Athena ise sonsuz bilgelik ve kurnazlık önerisinde bulunmuş. Ama en ayartıcı teklif Aphroditeten gelmiş. Hemen hemen hiçbir ölümlü erkeğin geri çeviremeyeceği bir teklif yer yüzünde kendisine en çok benzeyen, güzelliği dillere destan olan ve ölümsüzlerin bile dikkatini çeken bir kadının aşkı. Sonucu söylemeye sanırım gerek yok Helen, Paris’e vaat edilen güzel kadındır. Bu ufak oyunun sonucunda ise günümüze kadar taşınan destan ortaya çıkmıştır. Burada akılları kurcalayan tek bir soru olabilir tanrıçalar bu savaşı önceden öngördükleri için mi Paris’i seçtiler yoksa bu bilinmeden atılmış bir adımıydı?</p>
<p>Truva’dan bu kadar bahsettiğim yeter şimdi ikinci kısma yani anlatacağım aşk öyküsüne gelebiliriz. Bu aslında imkansız bir aşkın hüzünlü öyküsü. Bir ölümlü bir ölümsüze aşık olunca sonu genelde hüzünle biter zaten. Zeus’un kaçamak aşkları sonrasında ölümlü sevgilileri hep Hera’nın sonu gelmez gazabıyla karşılaşmışlardır. Ama burada durum biraz daha farklı oklarıyla ölümlüleri hedef alan ve aşkın günümüzde bile simgesi haline gelmiş bir tanrının aşk öyküsü bu, Eros’un güzeller güzeli ölümlü Psykhe olan aşkı.</p>
<p>Hikaye anlatılanlara göre İ.Ö 2. yy dolaylarında yaşanmakta. Psykhe Yunan krallarından birinin en ufak kızıdır büyüleyici güzelliği sayesinde evlenme çağına geldiğinde bir çok soylunun dikkatini çekmeyi başarmıştır. Tabi bu masum güzellik çok daha tehlikeli birinin kıskançlıkla dolu dikkatini de çektiğinden habersizdir. Aphrodite bu güzeller güzeli genç kıza duyduğu kıskançlık yüzünden onu cezalandırma kararı alır ve oğlu Eros’u çağırıp cezayı vermek için onu yeryüzüne gönderir. Eros’un görevi ise Psykhe’i çirkin bir adama aşık etmek ve böylece cezalandırmaktır. Ama görev kolay değildir ve sonuç ise beklenenden çok daha faklı olacaktır. Eros Psykhe’i ilk gördüğü anda güzelliğine vurulur ve ona aşık olur. Oku kullanmaya çalıştığında ise hedefini vuramaz. Bunun sonucunda Psykhe’i annesinin gazabından kurtarmak ve onunla birlikte olabilmek için bir plan hazırlar ve tanrıların habercisi Hermes’den yardım ister.</p>
<p>Psykhe’in annesi ertesi gece rüyasında tanrı Hermesi görür. Tanrı ona bir haber getirmiştir, kızının kaderi bağlanmıştır. O tanrılar tarafından çirkin bir yılana eş olarak uygun görülmüştür. Ertesi günün alacakaranlığında denize bakan yüksek bir kayanın üzerinde gece karası elbiselerle bekleyecek ve eşi onu gelip alacaktı. Tanrıların isteklerine nasıl karşı çıkabilir ölümlüler, sonuçta zavallı Psykhe kaderine boyun eğerek denilenleri yapar ve kayanın tepesinde yeni eşini beklemeye koyulur. Bulutlar gelip onu sarmaladığında ve büyülü bir uykuya yatmasını sağladıklarında o hala yeni eşini görmeye çalışmaktadır. Psykhe gözünü Eros’un muhteşem sarayında açar ve bulut hizmetkarların sözlerine kulak verir. Eşi akşam gelecektir ama içerde ışık olmasını istememektedir. Psykhe her ne olursa olsun Tanrıların isteklerini yerine getirmekte kararlı bir şekilde mumları söndürüp yeni eşini yatakta beklemeye başlar. Sonunda Eros gelir ve eşine güzel sözler söyleyip kendini tanıtır ama aşk tanrısı olduğundan bahsetmez. Böylece geçen bir süreden sonra Psykhe gündüzleri çok sıkıldığından kocasına dert yanmaya başlar. Eros en sonunda eğer geldiklerinde sözlerine kulak asıp gereksiz bir eylemde bulunmayacağına dair söz verirse kız kardeşlerini saraya getireceğini söyler.</p>
<p>Ertesi sabah Psykhe kız kardeşlerini karşılar ve güzel bir gün geçirirler. Bu bir süre daha böyle devam eder ama insanoğlu içindeki şüphe bir gün ortaya çıkacaktır. Kız kardeşler Psykhe’nin aklını çelerek akşam kocası uyuduktan sonra ona bakmasını ve eğer çirkin bir yaratıksa onu kalbinden hançerleyerek öldürmesini öğütlerler. Küçük Psykhe bir mum ve hançer hazırlayarak akşam kocasını beklemeye başlar. Gece ilerleyip kocası uykuya daldığında ise mumu yakarak kocasını görmeye çalışır. Sonuçta çirkin bir yaratık yerine tanrısal bir güzellik ve beyaz kanatlar görür. Gerçeği anladığında ise mumdan bir damla düşerek kocasını uyandırır. Eros çok üzgün bir şekilde gerçeği kendi ağzından söyler ve Güvenin olmadığı yerde Aşka yer yoktur diyerek zavallı Psykhe bırakıp uzaklaşır. Aphrodite sonunda eline geçen fırsatı kullanır. Kız biricik oğlunu üzmüştür ve affedilmesi için bazı görevleri yerine getirmesi gerekmektedir. Psykhe Aphrodite’in zorunlu görevleriyle geçen uzun bir süre geçirir. Eros olanlardan habersiz, bu süre zarfında aşkından daha fazla ayrı kalamayacağına karar vererek onu aramaya koyulur. Psykhe’i annesinin sarayında bulur ve ona ulaşmaya çalışır ama Aphordite buna müsaade etmemek için kendi oğlunu bile zincire vuracak kadar ileri gidecektir. Psykhe tesadüf eseri sevgilisini bulur ve sonunda onu kurtarmayı başarır. Ve Eros ona olan büyük aşkını bu kez gerçek görüntüsü ile ifade edip evlenmek istediğini söyler ve böylece Tanrıların Kralı Zeus’un karşısına çıkarlar. Zeus’un da onayı alınmıştır. Aphrodite her ne kadar bu birleşmeye karşı çıksa da Tanrıların Kralının gazabından korkarak itiraz edemez ve böylece Eros ile Psykhe’nin aşkı mutlu sona ulaşır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kayipdunya.com/kenan-yilmaz/tanrisal-kaprisler/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
	</item>
		<item>
		<title>DIANYSOS VE DEMETER</title>
		<link>http://www.kayipdunya.com/kenan-yilmaz/dianysos-ve-demeter</link>
		<comments>http://www.kayipdunya.com/kenan-yilmaz/dianysos-ve-demeter#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Jan 2003 09:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kenan YILMAZ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kenan YILMAZ]]></category>
		<category><![CDATA[Grek]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Mitoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Yunan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kayipdunya.com/?p=1776</guid>
		<description><![CDATA[Herkese tekrar selam arkadaşlar. Umarım tüm okuyucular güzel bir yılbaşı geçirmiş ve yeni yıl geri sayımını sevdikleri ile birlikte geçirmeyi başarmıştır. Geçen yıldan daha iyi bir yılın önümüzde bizi bekliyor olduğunu düşünüyorum. Aslında bu çok klişe bir söz oldu ama başka da söylenebilecek pek bir şey yok Umut her zaman olmalı ve biz umut etmeye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Herkese tekrar selam arkadaşlar. Umarım tüm okuyucular güzel bir yılbaşı geçirmiş ve yeni yıl geri sayımını sevdikleri ile birlikte geçirmeyi başarmıştır. Geçen yıldan daha iyi bir yılın önümüzde bizi bekliyor olduğunu düşünüyorum. Aslında bu çok klişe bir söz oldu ama başka da söylenebilecek pek bir şey yok Umut her zaman olmalı ve biz umut etmeye devam etmeliyiz.</p>
<p>Geçen ay okuyanlar hatırlayacaktır on iki büyük olimposlu hakkında yazımı tamamlamıştım. Bu ay geçen ayın son iki satırında adı geçen yeryüzünün önemli tanrı ve tanrıçasından yani Dianysos ve Demeter&#8217;den bahsetmek istiyorum.</p>
<h3><strong><img class="alignright size-full wp-image-1779" title="Dionysos" src="http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2003/01/dionysos.jpg" alt="" width="304" height="246" />Dianysos (Dionysos)</strong></h3>
<p>Dianysos yüce tanrı Zeus&#8217;un kaçamaklarından birinden doğmuştur. Annesi Semele&#8217;dir. Dianysos her zaman Hera&#8217;nın gazabını üzerine çekmiştir, diğer tüm üvey kardeşleri gibi. Hera kocasının kaçamaklarından doğan çocuklara ve annelerine yaptığı zulümlerle tanınırdı hepimizin bildiği gibi. Dianysos doğumundan sonra uzunca bir süre Nysa ülkesinde kalmış ve orada üzümü, şarabı ve sarhoşluğu keşfetmiştir. Bir tanrı olmasına rağmen kahramanlardan daha çok yer gezmiştir. Gezgin yaşamı boyunca bir çok ülkeyi ziyaret etmiştir ve gittiği yerlerde sözü geçen bir tanrıdır.</p>
<p>Ölümle olan bağlantısından dolayı Anthesteria bayramları diye bilinen bağ bozumu bayramları ölüler içinde kutlanır. Dianysos uzun süreli gezileri sırasında yunan tanrılarının hiç bilinmediği yerlerde bile adını duyurmuştur. Bazen kendisine gezileri sırasında yardımcı olanlara ufak ödüller verir.</p>
<p>Kral Midas bu örnekleri içinde en garip olanıdır. Zaten Apollon&#8217;un da daha önceden ilgilendiği bu ünlü kral Eşek kulaklı Midas olarakta bilinir. Gene gezilerinden birinde Dianysos&#8217;un yolu Midas&#8217;ın krallığından geçmiş, Dianysos&#8217;u sarayında ağırlayan kral sarhoş tanrıya çok iyi davranmış ve bu davranışlarında her hangi bir karşılık beklememiş. Tanrı olayları anladığında Kral&#8217;ın kendisinden bir adet dilekte bulunmasını ister. Midas&#8217;ın dileği tam da bir çok insanın isteyeceği türden bir dilektir, tuttuğunun altın olmasını ister. Dianysos kral Midas&#8217;ın bu dileğini anında yerine getirir ve daha sonra ortadan kaybolur. Ama Midas yaptığı hatanın farkına çok çabuk varır. Bu garip isteği yüzünden sevdikleri altına dönüşür hiç bir şeye dokunamaz olmuştur. Bir şey yiyip içemez hale gelir. Midas açlıktan ve susuzluktan bitap düşüp sevdiklerini kaybettiğinde bu hatasını telafi etmek için Delphi tapınağına gider ve bilicilere sorar bu ödülden (yada lanetten) nasıl kurtulurum diye. Biliciler ona Paktolos ırmağında yıkanmasını söylerler. Midas bu olayı gerçekleştirir ve ölümden kurtulur. Bu olay yüzünden Yunan&#8217;lılar Paktolos ırmağının sularında bol miktarda altın olduğuna inanırlardı.</p>
<p>Dionysos kendisine iyi davrananları ödüllendirdiği gibi kötü davrananlara da ceza çektiren bir tanrıydı. İnsanların arasında geçirdiği uzun süre içerisinde gazabına uğrayan bir çok insanoğlu olmuştur. Bunun başlıca sebebi tanrının içkiye olan düşkünlüğü ve müritlerinin içince yaptıkları bazı sapkınlıklardır. Örneğin bir gün tanrı korsanlar tarafından ele geçirilir. Gemi suya açıldıktan sonra geminin güvertesinden şarap fışkırmaya başlar, yelken direği boyunca bir üzüm asması peydah olur ve asmadan üzüm salkımları sarkar. Tanrı kendini büyük ve öfkeli bir aslana dönüştürüp kaptanı yok eder. Tayfalar kendilerini kurtarmak için deniz suyuna atlarlar. Bu atlayan tayfalarda yunus balıklarına dönüşürler.</p>
<p>Dionysos&#8217;un bu iki örnek macerası sayısız maceralarından ufak örneklerdir. Tanrılar arasında olmaktansa insanlar ve tanrısal varlıklarla yeryüzünde yaşamayı seçen Dionysos iki büyük yeryüzü tanrısından biridir.</p>
<h3><strong>Demeter</strong></h3>
<p style="text-align: left;"><img class="size-medium wp-image-1778 alignright" title="Demeter" src="http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2003/01/Demeter-224x300.jpg" alt="" width="224" height="300" />Zeus&#8217;un üç kız kardeşinden biri olan Demeter bir diğer önemli yer yüzü tanrısıdır. Çok fazla öyküde yada destanda adı anılmaz ama tüm yeryüzü için çok önemli bir tanrıdır. O istediğinde tüm ekinler hasat verir. Eğer o istemezse tüm toprak kuraklığa gömülür. Demeter&#8217;in adının anıldığı en önemli hikaye Zeus&#8217;tan olma güzeller güzeli kızı Persephone&#8217;la çok yakından ilgilidir. Bu öykünün diğer kahramanı ise kendi kardeşlerinden biri olan Hades&#8217;ın ta kendisidir.</p>
<p>Normalde yer altı krallığından çıkmayı pek sevmeyen ve tüm zamanını yer altı dünyasını düzenlemekle geçiren Hades&#8217;ın yer yüzüne çıktığı ve adının karıştığı en önemli olay kız kardeşi Demeter&#8217;in kızını görüp beğenmesi ve onu kendine eş yapmak için yer altı krallığına kaçırmasıdır.</p>
<p>Persephone yer yüzü perilerinden bir grupla bir gün kırlarda çiçek toplamaya çıkar. Herşeyden habersiz olan Persephone arkadaşlarıyla gülüp eğlenirken yer yüzünde bir delik açılır ve siyah zırhlara bürünmüş ve siyah atların çektiği bir savaş arabasına sahip biri deliğin içinden hızla arabasını sürerek güzeller güzeli Persephone&#8217;a doğru atılır. Daha arkadaşları ve kendisi ne olduğunu bile anlayamadan Hades Persephone&#8217;u alır ve yarığın içinde gözden kaybolur.</p>
<p>Periler olayı Demeter&#8217;e anlattıklarında tanrıça o kadar yıkılır ki üzüntüsü yüzünden ekinler kurumaya ve ürün vermemeye başlar. Demeter tüm yunan krallıklarını ve şehirlerini dolaşır kızını arar, tüm insanlara kızını sorar. Bu arada toprak iyice kuraklaşır kıtlık başlar. Yer yüzüyle olan ilgisini tamamen kaybeden Demeter tüm zamanını kızını arayarak geçirir.</p>
<p>Dünyadaki kıtlık ve insanların açlıktan ölüyor olması diğer tanrıların ve özellikle birinin dikkatini çeker. Tanrıların kralı Zeus bu olaya bir çözüm bulması gerektiğini düşünür ve kardeşine gider. Hades&#8217;a Persephon&#8217;u bırakması gerektiğini anlatır ve onu yer yüzüne geri göndermesini ister. Hades bunu kabul eder ama Persephone yer altını terk etmeden ona yedi tane nar tanesini yedirir. Bunun öneminden habersiz olan Persephon nar tanelerini yer ve böylece yer altı krallığına geri geleceğinin sözünü vermiş olur.</p>
<p>Demeter kızı yer yüzüne çıkınca mutluluktan havalara uçar. Tüm dünyada bir anda topraktan ekinler fışkırır. Toprak yaprak, bitkiler ve çiçeklerle kaplanır ilkbahar olur. Bu olaydan sonra yılın dörtte birini Persephone yer altı krallığında kocasının yanında dörtte üçünü annesinin yanında yer yüzünde geçirmeye başlar. Yer altında geçirdiği dörtte birlik süre kış ayı olarak kabul edilir. Tanrıça kızını göremediği üç aylık sürede hüznünden topraklar ilgilenmez. Ne zaman kızı geri dönerse tekrar sevinçten bayram eder ve ilkbahar başlar.</p>
<p>Evet arkadaşlar bu aylıkta bu kadar. Yazılar hakkında ki eleştirilerinizi bekliyorum, cevap yazmam biraz zaman alabilir bulunduğum il nedeniyle internet erişiminde bazı sorunlar yaşıyorum ama mutlaka cevap ulaştırırım. Bir sonraki aya yeni bir yazıyla görüşmek dileği ile tüm Kayıp Dünya&#8217;lılara selamlar&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kayipdunya.com/kenan-yilmaz/dianysos-ve-demeter/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2003/01/Demeter-224x300.jpg' length ='19630'  type='image/jpg' />
		<media:thumbnail url="http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2003/01/dionysos-150x150.jpg" />
		<media:content url="http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2003/01/dionysos.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Dionysos</media:title>
			<media:thumbnail url="http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2003/01/dionysos-150x150.jpg" />
		</media:content>
		<media:content url="http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2003/01/Demeter.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Demeter</media:title>
			<media:thumbnail url="http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2003/01/Demeter-150x150.jpg" />
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>YUNAN TANRILARI – 2</title>
		<link>http://www.kayipdunya.com/kenan-yilmaz/yunan-tanrilari-%e2%80%93-2</link>
		<comments>http://www.kayipdunya.com/kenan-yilmaz/yunan-tanrilari-%e2%80%93-2#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Dec 2002 08:53:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kenan YILMAZ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kenan YILMAZ]]></category>
		<category><![CDATA[Aphrodite]]></category>
		<category><![CDATA[Apollon]]></category>
		<category><![CDATA[Ares]]></category>
		<category><![CDATA[Artemis]]></category>
		<category><![CDATA[athena]]></category>
		<category><![CDATA[Grek]]></category>
		<category><![CDATA[Hades]]></category>
		<category><![CDATA[Hephaistos]]></category>
		<category><![CDATA[Hermes]]></category>
		<category><![CDATA[Hestia]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Mitoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Yunan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kayipdunya.com/?p=1453</guid>
		<description><![CDATA[Herkese bir kez daha merhaba&#8230; Hatırlayacağınız gibi geçen sayıda Yunan Tanrılarının soyları ve on iki büyük Olymposlular hakkında yazıma başlamıştım ve bu büyük tanrıların ilk üçünün anlatımını tamamlamıştım, şimdi kaldığımız yerden diğer dokuz Olymposluyu tanımaya devam edelim.
Hades
Zeus&#8217;un üçüncü kardeşi olan Hades aslında Olymposlu olmasına rağmen Olympos dağının yüce tepelerindeki tanrılar sarayına en az uğrayan tanrıdır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Herkese bir kez daha merhaba&#8230; Hatırlayacağınız gibi geçen sayıda Yunan Tanrılarının soyları ve on iki büyük Olymposlular hakkında yazıma başlamıştım ve bu büyük tanrıların ilk üçünün anlatımını tamamlamıştım, şimdi kaldığımız yerden diğer dokuz Olymposluyu tanımaya devam edelim.</p>
<p><strong>Hades</strong></p>
<p>Zeus&#8217;un üçüncü kardeşi olan Hades aslında Olymposlu olmasına rağmen Olympos dağının yüce tepelerindeki tanrılar sarayına en az uğrayan tanrıdır. Çok nadir giderdi oraya. Zeus tanrısal görevleri kardeşleri arasında paylaştırırken Hades&#8217;a yer altı dünyasını yani ölüler diyarını yönetme işini verdi. Belki de Zeus&#8217;un bu görevi Hades&#8217;ı vermesinin en önemli sebebi Hades&#8217;ın çok acımasız oluşuydu. Bence de ölüler diyarıyla ve devamlı sızlanan bir yer altı dolusu ruhla uğraşmak için acımasız olmak en gerekli özellik olmalı.</p>
<p>Yeraltının tüm madenlerini de elinde bulundurduğu için Yunanlılar arasında zenginliklerin tanrısı da denirdi Hades&#8217;a. Hades yeryüzüne Olymposa uğradığından da daha seyrek uğrardı. Bu ziyaretlerinin en önemlisinde ise karısı olan Persephone&#8217;u görmüş ve kendine eş olarak seçmişti. Daha sonra onu yer altı dünyasına kaçırdığı için kızın annesi olan Demeter ile aralarında ciddi problemler yaşanmıştır ama bu uzun bir hikaye ve konumuz şimdi bu değil. Daha sonraki bir sayıda bu konuya ayrıca değineceğim.</p>
<p>Hades&#8217;in giydiğinde kendisini görünmez yapan çok ünlü bir başlığı vardır. Ölüler dünyasının efendisi diğer tanrılarılar tarafından pek sevilmezdi bunun en önemli nedeni acımasız oluşu olsa gerek. Ama adaleti seven bir tanrıydı Hades korkunçtu ama kötü değildi. Simgeleri Boynuz ve görünmezlik miğferinin temsili resmiydi.</p>
<p><strong>Athena (Pallas Athena)</strong></p>
<p><a href="http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2010/08/athena.gif"><img class="alignright size-medium wp-image-1455" title="Athena" src="http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2010/08/athena-153x300.gif" alt="" width="153" height="300" /></a>Zeus&#8217;un kızı olan Athena aynı zamanda yüce Zeus&#8217;un en sevdiği çocuğudur da çünkü Zeus Athenayı annesiz olarak dünyaya getirmiştir. Athena bir bebek olarak değilde büyümüş olarak ve zırhlar içinde meydana çıkmıştır. Zeus kafasının içinde yaratmış ve en sonunda doğum anı geldiğinde Hephaistosa kafasına vurarak yardım etmesini istemiştir. Ve sonunda Athena zırhlar içinde görkemli bir şekilde çıkmıştır babasının kafasının içinden.</p>
<p>Savaşmayı çok seven ve bazen çok inatçı ve katı olabilen bu tanrıça aslında ülkeyi saldırılardan koruyan bir şehir tanrıçasıdır. Kendi adını verdiği Atina şehri tanrıça Athena&#8217;nın şehridir. Atları kendi şehrinin halkı için ilk ehlileştiren oydu. El sanatları ve tarımın koruyucu olarak da bilinir tanrıça Athena.</p>
<p>Zeusun en sevdiği çocuğu olarak her zaman onun yanında olan tanrıça Athena , yüce Zeusun şimşekleri ve kalkanının da taşıyıcısıdır.</p>
<p>Tanrıça Athena üç bakir tanrıçadan biridir. Ve en önemlisidir. Akıl ve mantığın temsilcisi olarak bilinir. En fazla adını Homeros&#8217;un büyük destanları olan İlyada ve Odessia da duyarız. Simgeleri ise kalkan, kendi yarattığı ağaç olan zeytinin dalı, mızrak ve baykuştur.</p>
<p><strong>Apollon</strong></p>
<p><a href="http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2010/08/apollo.gif"><img class="alignleft size-medium wp-image-1456" title="Apollo" src="http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2010/08/apollo-189x300.gif" alt="" width="189" height="300" /></a>Ey Apollon, doğruluk tahtından,<br />
Dünyanın kalbindeki yerinden<br />
Sesleniyorsun insanlara.<br />
Hiç yalan söylenmiyor, Zeus&#8217;un buyruğuyla,<br />
Doğruluk sözünü karartacak göle yok.<br />
Ölümsüz bir hakla mühürledi Zeus<br />
Apollon&#8217;un onurunu, konuştuğu zaman<br />
Herkez inansın diye sarsılmaz bir inançla.</p>
<p>Yunan tanrılarının en fazla Yunan olanıdır Apollon. Yunanistan&#8217;ın Delos adasında dünyaya gelmiştir. Tanrıların en yücesi Zeus ve Leto&#8217;nun oğludur. Yukarıdaki şiirde de anlatıldığı gibi yalanı bilmeyen ışık tanrısı olarak bilinir. Burada ufak bir not geçmek istiyorum gene önemli bir tanrı olan güneş tanrı Helios ile karıştırılmamalıdır. Çok iyi bir okçu olan Apollon gümüş yayın efendisidir. Aynı zaman da müziğin ve güzel sanatların tanrısı olan Apollon liriyle Olymposluları eğlendirir. Apollon&#8217;un bir diğer adı olan Phoibos zaten ışıldayan anlamına gelir.</p>
<p>En önemli tapınağı olan Delphoi dünyanın ortası olarak bilinir. Ve yunan mitlerinde çok önemli bir yere sahiptir. Kehanetin merkezi olan tapınak sorularına yanıt arayanların, doğruyu arayanların dünyanın her yerinden ziyaret ettiği bir merkezdi. Tanrıların isteklerini insanlara ileten ve genelde arabulucu rolü oynayan hep Apollondur. Ağacı Defnedir, lir müziği ne kadar sevdiğini simgeler. Hayvanların çoğu onun için kutsaldı ama yunus ve kargaya daha çok önem verirdi.</p>
<p><strong>Artemis</strong></p>
<p>Apollon&#8217;un ikiz kız kardeşidir. Olymposun bir diğer bakir tanrıçasıdır. Eline erkek eli değmemiştir.Yunan mitlerinde adına pek sık rastlanmayan bir tanrıçadır. En önemli özelliği avlanmayı çok sevmesiydi. Bir kadın olmasına rağmen tüm erkeklerden daha iyi avlanırdı. Zaten Yunanlılar arasında Başavcı denirmiş kendisine.</p>
<p>Genel olarak katı yürekli gösterilmesine rağmen Gençleri ve çocukları severdi. Ama kendisine talip olmak talihsizliğini gösterenlere hiç acımazdı. Gümüş okları hedefini hiç ıskalamazdı. Nasıl ki kardeşi Apollon ışık ve güneşin simgesiyle Artemiste ayın simgesi olarak bilinirdi. Ama gene burada ufak bir hatırlatma yapmak isterim gerçekte ay tanrıçası olan Selene ile karıştırılmamalıdır.</p>
<p>Sedir ve Selvi ağacı kutsaldı kendisi için. Vahşi hayvanların hepsini severdi ama geyik kutsal hayvanı olarak belirtilmiştir.</p>
<p><strong>Aphrodite</strong></p>
<p><img class="alignright size-full wp-image-1457" title="Aphrodite" src="http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2010/08/aphrodite.jpg" alt="" width="189" height="300" />Tüm dünya üzerinde Zeustan sonra en fazla tanınan ismi bilinen Olymposlu sanrım Aphroditetir. Hem ölümlülerin hem de ölümsüzlerin arasında en güzeli olan aşk tanrıçası.Kimse onun büyüleyici kahkahasına karşı koyamazmış.</p>
<p>Aphrodite&#8217;in doğumu ile ilgili birkaç efsane vardır ama bunların en fazla inanılanı Zeus&#8217;un babası olan Titan Kronos kendi babası olan Uronos&#8217;u tahtından indirirken hayalarını keserek denize atmış ve denizde yıllarca sürüklenen bu hayalardan Aphrodite&#8217;in çıktığına inanılmıştır. Deniz köpüklerinin içinden çıktığına inanılmasına bir başka sebepte Aphros kelimesinin Yunanca da köpük anlamına gelmesidir.</p>
<p>Tüm Yunanlılar sevginin onunla geldiğine fırtınanın, rüzgarın o görününce kaçtığına inanırlar. Çiçekler topraklarda onun için açar denizdeki dalgalar kahkahalar atarlar onun için. Onsuz sevginin ve mutluluğun olması mümkün değildir Yunanlılara göre.</p>
<p>Ateşlerin tanrısı topal ve çirkin olan Hephaistos&#8217;un karısıdır. Aslında kocasını bir çok defalar aldatmıştır ama bu hiçbir zaman gün ışığına çıkmaz. Mersin kutsan ağacı, hayvanlardan ise kuğu ve serçe onun için kutsaldır.</p>
<p><strong>Hermes</strong></p>
<p>Yunan mitlerinde en sık adı geçen başka bir tanrıda Hermestir. Babası Zeus Annesi ise Atlas&#8217;ın kızı olan Maia&#8217;dır. Ayaklarında kanatlı sandallar başındaysa kanatlı bir başlık ve elinde de kanatlı bir asa bulunurdu. Babasının habercisi olan Hermes tanrılar arasında en hızlı olanıdır. Onun kadar hızlı başka bir yaratık yoktur Yunan mitlerinde.</p>
<p>Çok zeki ve kurnaz olan Hermes aynı zaman da hırsızlar kralı olarak da bilinir.</p>
<p>Sabahleyin erkenden doğdu,<br />
Akşam çökünceye kadar çalmıştı bile<br />
Apollon&#8217;un sürülerini.</p>
<p>Daha bir günlükken Apollon&#8217;un sürülerini çalmıştı. Zeus araya girmeseydi Apollonla aralarında ciddi problemler yaşanabilirdi. Zeus sürüleri sahibine iade etmiş ve Hermes de kaplumbağa kabuğundan yaptığı müzik aletini yani liri Apollon&#8217;a hediye ederek gönlünü almıştır doğruluğun tanrısının.</p>
<p>Ticaretin tanrısı, tüccarların tanrısı da denir Hermes için. Ölülere son yolculuklarında kılavuzluk eden de odur. Etrafına Yılanlar dolanmış Kanatlı bir asa onun simgesidir.</p>
<p><strong>Ares</strong></p>
<p>Zeus ve Hera&#8217;nın oğlu olan Ares, Yunan mitlerinde savaş tanrısı olarak bilinir. Çok katı yürekli kinci bir tanrı olan Ares aynı zamanda korkaktır da. Savaş alanında bir çok kez yaralandığı için arkasına bakmadan kaçtığı görülmüştür.</p>
<p>Savaş alalına yalnız başına inmez. Kız kardeşi Kavga, onun oğlu Çekişme ve üç önemli adamı olan Yılgı, Titreyiş, Ürküntü ona savaş alanında eşlik eder. Hepsi birden inerse yer yüzüne yer yüzünde kandan yeni bir ırmak doğar. Her yeri titreten savaş çığlıkları ve kılıç sesleri duyulur.</p>
<p>Diğer tanrılar kadar adına sık rastlanmaz Ares&#8217;in. Zaten ne Yunanlılar ne de Romalılar sever bu kötü tanrıyı. Kendine tapınacak bir halk bile bulamamıştır. Ve savaşın yıkıcı öfkenin simgesi olmaktan öteye gidememiştir. Gerçi ne kadar iyi savaştığı da tartışılır. Genelde Athen&#8217;a savaş alanında hüsrana uğratmıştır savaş tanrısını. Kutsal hayvanı Akbaba tam ona yakışan bir simge olmuştur.</p>
<p><strong>Hephaistos</strong></p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-1458" title="Hephaistos" src="http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2010/08/hephaistos.jpg" alt="" width="189" height="300" />Ateş tanrısı çoğu anlatımda Hera&#8217;nın oğlu olarak geçer. Zeus&#8217;un Athena&#8217;yı tek başına yaratmasını kıskanan Hera Hephaistos&#8217;u tek başına dünyaya getirmiştir. Tüm güzel ve yakışıklı Olymposlular içinde tek çirkin olanıdır. Ama bu çirkinlik sadece dış görünüşüne yansımakla kalmış ve çok sevecen iyi yürekli bir tanrı ortaya çıkmıştır.</p>
<p>Hem ölümlü hem de ölümsüzler arasında büyük saygı görür ve çok sevilirdi. Hephaistos hatta karısını savunmak amacıyla bu çirkin yaratığı göklerden fırlatıp sakat kalmasına neden olan Zeus bile yaptığına sonradan pişman olmuştur. Bu sakatlık tek bacağının topal olmasına neden olmuştur.</p>
<p>Bütün ölümsüzlerin giydiği zırhları, kullandığı silahları Hephaistos hazırlamıştır. Yanardağların altında bulunan büyük demir ocaklarında bazı iyi yürekli devler ona yardım ederlermiş. Daha öncede bahsettiğim gibi güzelliğin simgesi olan Aşk tanrıçası Aphroditele evlidir. Demircilerin tanrısı olan Hephaistos şehirlerde çok sevilirdi. Demirci Örs&#8217;ü bu tanrının simgesidir.</p>
<p><strong>Hestia</strong></p>
<p>Yunan mitlerinde en az yer tutun tanrıça Hestia Zeus&#8217;un kız kardeşidir. Athena ve Artemis gibi bakir bir tanrıçadır Hestia. Tüm yemekler ona bir sunuyla başlar. Evin ve yuvanın koruyucu olarak bilirin.</p>
<p>Her şehirde adına kutsal bir ocak bulunur ve bu ocağın ateşi asla söndürülmez. Yeni bir şehir kurulacağında ise bu ocaklardan alınan ateşlerle yeni şehrin ocağı yakılır.</p>
<p>Evet bu aylıkta bu kadar. Böylece on iki büyük Olymposluyu tanımış olduk. Bunların haricinde sıkça tapınılan iki büyük yer yüzü tanrısı vardır. İkisi de önemli hikayelere konu olmuş. Demeter ve Dionysos.</p>
<p>Son olarak Tüm okuyucuların yeni yılını şimdiden kutlamak ve adet olduğu üzere yazılar hakkındaki eleştirilerinizi beklediğimi belirtmek istiyorum.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kayipdunya.com/kenan-yilmaz/yunan-tanrilari-%e2%80%93-2/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2010/08/athena-153x300.gif' length ='16701'  type='image/jpg' />
		<media:thumbnail url="http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2010/08/athena-150x150.gif" />
		<media:content url="http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2010/08/athena.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Athena</media:title>
			<media:thumbnail url="http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2010/08/athena-150x150.gif" />
		</media:content>
		<media:content url="http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2010/08/apollo.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Apollo</media:title>
			<media:thumbnail url="http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2010/08/apollo-150x150.gif" />
		</media:content>
		<media:content url="http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2010/08/aphrodite.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Aphrodite</media:title>
			<media:thumbnail url="http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2010/08/aphrodite-150x150.jpg" />
		</media:content>
		<media:content url="http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2010/08/hephaistos.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Hephaistos</media:title>
			<media:thumbnail url="http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2010/08/hephaistos-150x150.jpg" />
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>YUNAN TANRILARI – 1</title>
		<link>http://www.kayipdunya.com/kenan-yilmaz/yunan-tanrilari-1</link>
		<comments>http://www.kayipdunya.com/kenan-yilmaz/yunan-tanrilari-1#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 Nov 2002 08:37:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kenan YILMAZ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kenan YILMAZ]]></category>
		<category><![CDATA[Grek]]></category>
		<category><![CDATA[hera]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Mitoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Poseidon]]></category>
		<category><![CDATA[Yunan]]></category>
		<category><![CDATA[Zeus]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kayipdunya.com/?p=1446</guid>
		<description><![CDATA[PoHerkese merhaba yeni bir sayıda tekrar birlikteyiz bu sayıda belki herkesin bildiği bir konuya değineceğim Yunan Tanrıları. Aslında yunan tanrılarının büyük çoğunluğu öğle yada böyle yunan mitlerine ilgi duyan herkes tarafından bilinir ama ben burada sadece isimlerini vermekle kalmayıp biraz detaya inmek istiyorum. Kimdir bu büyük Olymposlular hadi birlikte bakalım.
Antik yunan da yaradılış diğer yaradılış [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>PoHerkese merhaba yeni bir sayıda tekrar birlikteyiz bu sayıda belki herkesin bildiği bir konuya değineceğim Yunan Tanrıları. Aslında yunan tanrılarının büyük çoğunluğu öğle yada böyle yunan mitlerine ilgi duyan herkes tarafından bilinir ama ben burada sadece isimlerini vermekle kalmayıp biraz detaya inmek istiyorum. Kimdir bu büyük Olymposlular hadi birlikte bakalım.</p>
<p>Antik yunan da yaradılış diğer yaradılış mitlerine göre biraz faklılık gösterir, Şöyle ki diğer efsanelerin genel inanışı Tanrıların her zaman var olduğu ve bir gün evreni yarattıkları şeklindedir. Antik yunanda ise tanrılar aslında evrenin yaratılarıdır. Evren boşluktan Kaosu ve sonrada Gaia&#8217;yı yani toprak anayı yaratmıştır. Toprak ana da diğer tanrılara ve varlıklara hayat vermiştir.</p>
<p>Evren ilk yaratılarını tamamladıktan sonra ilk olarak yaşlı ve büyük tanrılar olarak bilinen Titanlar ortaya çıkmıştır. Çok fazla sayıda Titan olduğuna inanılmasına rağmen Yunan efsanelerine sadece bir kısmı konu olmuştur. Bu yaşlı tanrılardan en önemlisi daha sonradan Tanrıların kralı olacak olan Zeus&#8217;un babası Kronos&#8217;tur. Kronos titanların başına geçmek için kendi babası olan Uronos&#8217;la bir savaşa tutuşmuş ve bunun sonunda Uronos&#8217;un hayalarını keserek denize atmıştır. Burada ufak bir not geçmek istiyorum, Bu olaydan çok sonra bu hayalardan Yunan mitlerinde geçen en güzel kadın ve Olympos&#8217;lulardan biri olan Aphrodite ortaya çıkmıştır. Bu olayların sonunda Kronos tahta geçtiğinde kendisine kendi soyundan gelecek birinin meydan okuyacağı söylenmiştir. Kronos bunun üzerine kendi çocuklarını yemeye başlamıştır ta ki Zeus&#8217;u elinden kaçırıncaya kadar. Zeus daha sonra gelerek babasını tahtan indirmiş ve kardeşlerini midesinden çıkartmıştır.</p>
<p>Kronos haricinde adı anılabilecek Titanlar : Okeanos, dünyayı saran ırmağın tanrısı; Tethys, Okeanos&#8217;un karısı başka bir ırmak tanrısı; Themis, adaletin efendisi; Prometheus&#8217;un babası olan İapetos (Prometheus hakkındaki detaylı bilgilere önceki yazılarımdan ulaşabilirsiniz) ve güneşin, ayın, şafağın babası Hyperion.</p>
<p>Büyük tanrıların dönemi Zeus&#8217;un Kronosu tahtından indirmesiyle son bulmuştur. Bundan sonra On iki Büyük Olymposlu tanrının dönemi başlar. Öncelikle bu tanrıların soy ağaçlarını vermek istiyorum.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-1447  aligncenter" title="Tanrılar" src="http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2010/08/tanrilar.jpg" alt="" width="398" height="301" /> <em><span style="color: #888888;">(Görsel Değişecek)</span></em></p>
<p>Yukarıda ki soy tablolarında adları verilmiş tanrılardan on iki tanesi büyük olymposlular olarak bilinirler ilk olarak bunlardan başlamak uygun olacaktır anlatmaya. Daha sonra onların soylarında gelen daha önemsiz tanrılardan da bahsetmeye çalışacağım. Bu on iki olymposlular : Zeus (Jupiter) , Poseidon (Neptunus) , Hades (Pluton) , Hestia (Vesta) , Hera (Iuno) , Ares (Mars) , Hephaistos (Vulcanus) , Athena (Minerva) , Apollon , Aphrodite (Venus) , Hermes (Mercurius) , Artemis (Diana) dır. Parantez içinde geçen isimler bu on iki olymposlunun Roma da geçen Latince adlarıdır. Evet şimdi bu isimleri ve taşıdıkları anlamları anlatmaya başlıyalım.</p>
<p><strong>Zeus</strong></p>
<p><img class="alignright size-full wp-image-1450" title="Zeus" src="http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2010/08/zeus.gif" alt="" width="210" height="280" />Zeus daha öncede bahsettiğim gibi Kronosun oğlu ve onu tahtan indiren kişidir. Zeus en güçlü olymposlu olarak bilinir. Tüm tanrılar dağını elinde tutar ve tanrılara başkanlık yapar. Antik yunanda bu yüce tanrıya güçlerinden dolayı bir çok isim takılmıştır. Göklerin hükümdarı, Yağmur tanrısı , Bulutları devşiren , Şimşek fırlatıcısı gibi isimler genelde Zeusun hava olaylarını yönetmekte kullandığı gücünden gelir. Gücü tüm tanrı ve tanrıçaların toplamından fazladır. Söylencelerde diğer tanrı ve tanrıçalara şöyle meydan okur yüce Zeus : &#8220;Tüm tanrı ve tanrıçalar bir halatın ucundan asılın ve beni çekmeyi deneyim başaramazsınız, ama ben çekerim hepinizi ve bağlarım Olymposun tepelerinden birine&#8221;.</p>
<p>Zeus yapı olarak sabırlı ve sakin bir tanrı değildir. Çok öfkeli ve yapılan hataları affetmeyen bir tanrıdır. Bu yüzden tüm diğer ölümlü ve ölümsüzler ondan korkar ve çekinirler. Ama Zeusun büyük gücü bile her yerde aynı anda olmasına yetmez. Karısı olan Hera başta olmak üzere bir çok tanrı ve tanrıça arkasında iş çevirmiştir. Yakalananlar ise korkunç gazabına uğramıştır Zeus&#8217;un.</p>
<p>Bu büyük tanrının en büyük zaafı ise kadınlardı. Zeus&#8217;un ölümlü ve Ölümsüzler arasında bir çok sevgilisi ve bunlardan olan çocukları vardır. Bazen bir kuğu olarak bazen de bir yağmur damlası olarak beğendiği kızın yanına gelir. Çoğunlukla bu birleşmelerden Zeusun çocukları doğmuştur. Bunların en bilinenleri Ares, Apollon, Artemis, Harmes ve ölümlüler arasında çıkan bir kahraman olan Herakles (Hercules) dir.</p>
<p>Meşe ağacı kutsal ağacı ve Kuşu da kendisi gibi göklerin en yüksek noktalarında bulunan Kartaldı. Büyük Zeus tapınağındaki bakıcılar bu hayvanın hareketlerinden yada meşe ağacının yapraklarının hışırtılarından yüce tanrının dileklerini yorumlamaya çalışırlardı.</p>
<p><strong>Hera</strong></p>
<p><a href="http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2010/08/hera.jpg"><img class="size-medium wp-image-1448 alignleft" title="Hera" src="http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2010/08/hera-188x300.jpg" alt="" width="150" height="240" /></a>Hera tanrıların kralının beş kardeşinden biri ve aynı zaman da onun karısıdır. Hera aslında Antik yunan yazarlarının ve şairlerinin pek fazla ilgisini çeken bir tanrıça olmamıştır. Ama Hera Zeusun aşıklarını cezalandırmasıyla ün salmayı başarmıştır. Bu cezaları verirken hiçbir zaman suçlu yada suçsuz aramamıştır. Öyle ki sadece aşk yaşadığı kadına verdiği cezalarla yetinmeyip onun soyundan gelenlere de kötülük etmekten geri kalmamıştır.</p>
<p>Hera aynı zamanda çok kıskanç ve de kinci bir tanrıçadır. Öyle ki eğer Troialı Paris kendisinin hakem tahin edildiği yarışmada kendisini en güzel seçmiş olsaydı belki de Troia şehri varlığını sürdürebilecek ve savaşta hiç olmayacaktı. Hera&#8217;nın sonu gelmez kıskançlığı ve kini troianın üstüne bir alev topu gibi düşmüştür.</p>
<p>Hera&#8217;nın tanrıça olarak görevleri genelde yaptığı cezalar yüzünden pek dikkate alınmamıştır. Ama buna rağmen hemen her evde saygı görmüştür. Çünkü kendisi evliliğin ve evli kadınların koruyucusu olarak bilinir. Kadınlara doğum sırasında yardım ettiği söylenir. Tavus kuşu kutsal hayvanıdır ki güzelliği yüzünden seçilmiştir muhtemelen.</p>
<p><strong>Poseidon</strong></p>
<p><a href="http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2010/08/poseidon.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1449" title="Poseidon" src="http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2010/08/poseidon-300x300.jpg" alt="" width="300" height="300" /></a>Bu yunan tanrısı da Zeus&#8217;un kardeşlerinde biridir. Zeus krallık koltuğuna geçtiğinde kendisine Denizlerin kontrolü verilmiştir. Zeus&#8217;tan sonra en önemli ve en korkulan tanrıdır. Kendisi bazen Zeus&#8217;u bile kıskandıracak cezaları ve öfke nöbetleriyle tanınır. Özellikle yunan halkının denizci olduğu düşünülürse denizlerin tanrısının saygı görmesi kaçınılmazdır.</p>
<p>Öfkesi çok uzun süren tanrı on yıl boyunca Odyseusu denizlerde sürgüne mahkum etmiştir. Nedeni ise Odyseusun oğlunu kör etmiş olmasıdır. Tabi bu noktada oğlunun Odyseusu yemeye çalıştığına pek aldırış etmez.</p>
<p>Dalgaları ve denizlerdeki rüzgarları kontrol eder. Sahip olduğu üç başlı mızrağı ile (Büyük bir Military Fork) yerleri sarsarak depremler yaratabilir. Okyanusların derinliklerinde muhteşem bir sarayı vardır Poseidon&#8217;un ama buna rağmen Olymposda zaman geçirmeyi sever. Denizlerin üzerinde dolaşmak için büyük aygırlar kullanır. Atlar denizin üzerinde kaymaya başladığında fırtınalar diner ve deniz durgunlaşır, her yeri bir sükunet sarar. Tahmin edilebileceği gibi Atlar kutsal hayvanlarıdır.</p>
<p>Bu aylık sanırım bu kadarı yeterli gelecek ay geriye kalan dokuz tanrı/tanrıçayı tanımaya devam edeceğiz. Yazılarla ilgili eleştirileriniz için Mail adresim yazar sayfamda mevcuttur. Herkesin iyi bir Kasım ayı geçirmesi dileğiyle kendinize iyi bakın&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kayipdunya.com/kenan-yilmaz/yunan-tanrilari-1/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2010/08/tanrilar-300x226.jpg' length ='28241'  type='image/jpg' />
		<media:thumbnail url="http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2010/08/tanrilar-150x150.jpg" />
		<media:content url="http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2010/08/tanrilar.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Tanrılar</media:title>
			<media:thumbnail url="http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2010/08/tanrilar-150x150.jpg" />
		</media:content>
		<media:content url="http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2010/08/zeus.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Zeus</media:title>
			<media:thumbnail url="http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2010/08/zeus-150x150.gif" />
		</media:content>
		<media:content url="http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2010/08/hera.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Hera</media:title>
			<media:thumbnail url="http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2010/08/hera-150x150.jpg" />
		</media:content>
		<media:content url="http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2010/08/poseidon.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Poseidon</media:title>
			<media:thumbnail url="http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2010/08/poseidon-150x150.jpg" />
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>YUNAN MİTOLOJİSİNDE ÖLÜM</title>
		<link>http://www.kayipdunya.com/kenan-yilmaz/yunan-mitolojisinde-olum</link>
		<comments>http://www.kayipdunya.com/kenan-yilmaz/yunan-mitolojisinde-olum#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Oct 2002 07:22:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kenan YILMAZ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kenan YILMAZ]]></category>
		<category><![CDATA[Danaidler]]></category>
		<category><![CDATA[Grek]]></category>
		<category><![CDATA[Hades]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Mitoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Persephone]]></category>
		<category><![CDATA[Yunan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kayipdunya.com/?p=1441</guid>
		<description><![CDATA[- Dur sefil Ruh, nefes alanların diyarından hediyemi getirdin mi?
- Geçiş için ödemem işte burada Stxy nehrinin yüce kayıkçısı&#8230;
- Ödeme kabul edildi sefil ruh hadi gel kayığa. Götüreyim seni ölümden sonraki yaşamın diyarına&#8230; 
Ölüm. Ve Ölümden sonrası. Geçen ay ki yazımda Kader ve Yunan Mitlerindeki kadercilikten bahsetmiştim hatırlarsanız. Bu ayda geçen yazının devam niteliğinde yunan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>- <em>Dur sefil Ruh, nefes alanların diyarından hediyemi getirdin mi?</em><br />
- Geçiş için ödemem işte burada Stxy nehrinin yüce kayıkçısı&#8230;<br />
- <em>Ödeme kabul edildi sefil ruh hadi gel kayığa. Götüreyim seni ölümden sonraki yaşamın diyarına&#8230; </em></p>
<p>Ölüm. Ve Ölümden sonrası. Geçen ay ki yazımda Kader ve Yunan Mitlerindeki kadercilikten bahsetmiştim hatırlarsanız. Bu ayda geçen yazının devam niteliğinde yunan mitlerindeki ölüm ve ölümden sonraki yaşam inancına deyineceğim.</p>
<p><em>Hades!</em> İşte yunandaki ölümün adıdır, Hades. Bu kelime hem Ölümü, hem Ölüler diyarının tansını, hem de ölüler diyarını temsil eder Yunan mitlerinde. Hades aslında Kronos ile Rheia&#8217;nın oğlu ve Zeus&#8217;unda erkek kardeşlerinden biridir. Yüce tanrılar, başbuğu <em>Kronos</em>&#8216;u tahtından indirip Olimpos&#8217;u ele geçirdiğinde diğer kardeşleri arasında dünyanın yönetimini paylaştırır. Bu paylaşıma göre <em>Poseidon</em> denizleri, <em>Zeus</em> gökleri, <em>Hades</em> ise yeraltının karanlık krallığını alır. Ve bu krallığa kendi adını verir.</p>
<p><img class="alignright size-full wp-image-1444" title="Hades" src="http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2002/10/hades.jpg" alt="" width="200" height="318" />Hades, aslında Yunan mitlerinde görülmesi en imkansız yer olmasına rağmen en kapsamlı tasvir edilen yerdir. Normalde sadece ölülerin girmesi gereken bu diyara çok nadir yaşayan ziyaretçiler olmuştur ama gene bu çok nadir ziyaretçilerden sadece çok azı geri dönmeyi başarmıştır. Hades&#8217;a ilk inen ruh kendini <em>Styx</em> nehrinin kıyısında bulur. Yer altı krallığını çevreleyen bu ölüler nehrini geçmek için ruh Styx nehrinin kayıkçısı Kharon&#8217;u bulmalıdır. Zaten bu iş için orada olan Kayıkçı yeni ruh Hades&#8217;a vardığında yanına gelir ve ödemeyi ister. Antik yunanda ölen insanların ağızlarının içine yada avuçlarına bir altın sikke sıkıştırılır. Bu altın Kharon&#8217;un geçiş için istediği ödemedir. Bu ödemeyi yapamayan ölülerin kıyıda çıldırıp sonsuza dek koşturduğu yada Styx nehrine kapılıp sonsuza dek sürüklendiklerine inanılır. Kharon&#8217;a ödemeyi yapan ölü ruh kayıkla ölüler diyarının kapılarına doğru olan yolculuğuna çıkar. Kapıların girişinde onu sadece antik yunanda değil günümüzde bile bir çok yerde figür yada ismine rastladığımız Cerberos karşılar. Cerberos, yunan mitlerinde geçen bir çok yaratığında annesi olan Ekhidna ve Typhon&#8217;un oğludur. Bu dev köpek genelde üç başlı ve yılan kuyruklu olduğuna inanılır. Ölüler diyarında bekçilik yapan bu dev köpek içeri girenlere kuyruk sallarken dışarı çıkmak isteyenleri anında yutuverir. Yunan mitlerinde bu köpekle, canlıyken de uğraşanlarda olmuştur. Mesela büyük yunan kahramanı Hercules, kendisine verilen on iki büyük görevlerden birinde bu köpeği Ölüler diyarından alıp yeryüzüne çıkartmış ve daha sonra geri ölüler diyarına bırakmıştır. Bu üç başlı köpeği geçince kayık ölüler diyarının sonsuz güzelliklerine yada sonsuz işkencelerine maruz kalacağı kıyılara yanaşır.</p>
<p>Ölüler diyarı yunan mitlerinde yer altı olarak tasvir edilmiş olsa bile aslında tek başına cehennem değildir. Cennet ve cehennemi birlikte da barındırır. Gelen ruh, yaşarken yaptıklarına göre ölüler diyarında sonsuza dek yapacağı işe seçilir. Bazıları burada kendini kral olarak bulur ve büyük bir sarayda mutluluk içinde yaşar. Bazılarıysa sadece ölümlüyken yaptıklarını yapmaya devam ederler. İyi bir sanatkar sanatını icra etmeye devam eder. İyi bir demir ustası kendi atölyesinde sonsuza dek çalışabilir ve sevdiği işi yapar. Bazılarıysa köle olarak sonsuz yaşamlarını sürdürür. Zalim bir kralın kölesi olarak. Bir de asıl mükemmelliklerin ve asıl korkunç cezaların olduğu <strong>Elysion</strong> ve <strong>Tartaros</strong> vardır. Eğer ölüler diyarının üç yargıcı gelen ruhun çok iyi olduğuna karar verirlerse -ki çok nadir gerçekleşir bu olay- ruh cennetimsi Elysion&#8217;a varır ve muhteşem saraylarda insan aklının alamayacağı güzelliklerle ödüllendirilir. Minos, Aiakos ve Rhadamanthys olarak bilinen bu üç yargıcın birde en korkunç cezayı verdikleri ruhlar vardır ki; vay onların haline. Tartaros&#8217;un sonsuz işkencelerine katlanmak zorunda kalırlar; tüm sonsuzluk boyunca&#8230;</p>
<p>Bunun en bilinen örneklerinde biri Danaidlerdir. 50 kız kardeşten 49&#8242;u işledikleri korkunç suçlardan dolayı sonsuz cezaya çarptırılmışlardır; Tartaros&#8217;da. Sonsuza dek akan bir nehirden delik kovalarla dipsiz bir kuyuyu doldurmaya çalışırlar. Diğer tarafta çenesine kadar suya gömülü ve her yanı güzel meyvelerle dolu Tantalos vardır. Sonsuz bir susuzluk ve açlık çeker Tantalos ve ne zaman su içmeye kalksa yada ne zaman yemek istese hepsi çekilip uzaklaşır Tantalos&#8217;tan. Ya da başka bir köşede bir kayayı tepeye çıkarmakla görevli başka bir yunan Kralı vardır. Kaya ne zaman tepeye ulaşsa tekrar aşağı düşer ve bu sonsuza dek böyle sürer gider. Tartaros yerin o kadar altında kalır ki demirden bir örsün gökten bırakıldığında Tartaros&#8217;a varmasının dokuz gün dokuz gece sürdüğü söylenir.</p>
<p>Ölüler diyarında Hades&#8217;le birlikte Ölüm ve Uyku da yaşar. Rüyalar ölüler diyarından yükselerek iki kapıdan geçip ölümlülere ulaşırlar. Ve biri daha Hades&#8217;a eşlik eder sonsuz görevinde; karısı Persephone.</p>
<p>Hades Yunan mitlerinde öfkeli ve acımasız bir Tanrı olarak betimlenir. Çok acımasız olmasına rağmen kötü bir Tanrı değildir Hades. Çok adaletli bir Tanrıdır. Ve sadece görevinin gereklerini yerine getirir. Gece karası bir zırh ve miğfer kullanır. Miğferi takanı görünmez kılma özelliğine sahiptir. Ve nadiren yeryüzüne yada Olimpos&#8217;a çıkar yaşadığı yer altı ülkesinden. Zaten pek sevilmez Hades Olimpos&#8217;lular arasında. Öfkesi ve acımasızlığı yakar kavurur Tanrıların evinin sonsuz güzelliklerini. Hades yeryüzüne ender olarak çıktığı zamanlardan birinde Tanrıça Demeter&#8217;in kızı olan Persepone&#8217;u görmüş ve ona aşık olarak kaçırmıştır yer altı krallığına. Demeter kızının yasını tutarak dolaşmış ve onu aramıştır. Ama bulamamıştır. Tüm bu arayış süresince doğa tamamen kurumuş ve tarlalar ekin vermez duruma gelmiştir. Bunu gören Zeus araya girerek Demeter ile Hades&#8217;ın arasını bulmaya çalışmış ve makul bir öneri getirmiştir bu olanlara. Eğer Persepone yeraltında kaldığı sürece herhangi bir şey yiyip içmediyse yeryüzüne bırakılacaktır. Ama zavallı Persepone&#8217;cuk nereden bilsin böyle bir anlaşmaya varılacağını.. 7 nar tanesi yiyerek tüm geleceğini değiştirmiş. Bunun üzerine gene Zeus araya girerek iki Ölümsüz arasında bir antlaşma sağlamış ve Persepone&#8217;un yılın altı ayını yer altında geri kalan altı ayını yer yüzünde geçirmesine karar vermiştir. Yunan inanışlarına göre yeraltında geçen altı aylık sürede Demeter yas tutarak kızının dönüşünü bekler be bu sırada doğa kış mevsimini yaşar, diğer altı ayda ise Demeter kızıyla birlikte mutlu bir şekilde zaman geçirir ve Yaz mevsimi yaşanır.</p>
<p><em>Herakles</em>, <em>Orpheus</em>, <em>Odysseus</em> ve <em>Aineias</em> canlı olarak Yer altı ülkesini ziyaret eden ölümlülerdir. Herakles on iki görevi için Cerberos&#8217;u almaya gelmiştir yeraltına. Orpheus ise ölen karısı için. Odysseus ölen kahinlerden yardım istemek için, Aineias ise ölen babasından akıl almak için. Daha başka ölümlülerinde yer altı dünyasına indiği söylenir ama çıkabilen olmamıştır bu sonsuzluk ülkesinden.</p>
<p>Evet sevgili Kayıp Dünya okuyucuları bu aylık da bu kadar. Son olarak bu ay okula başlayan tüm arkadaşlara başarılar dilemek istiyorum ve yazılara ait eleştirilerinizi bekliyorum. Kendinize iyi bakın&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kayipdunya.com/kenan-yilmaz/yunan-mitolojisinde-olum/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2002/10/hades-188x300.jpg' length ='15242'  type='image/jpg' />
		<media:thumbnail url="http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2002/10/hades-150x150.jpg" />
		<media:content url="http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2002/10/hades.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Hades</media:title>
			<media:thumbnail url="http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2002/10/hades-150x150.jpg" />
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>YUNAN MİTOLOJİSİNDE KADER</title>
		<link>http://www.kayipdunya.com/kenan-yilmaz/yunan-mitolojisinde-kader</link>
		<comments>http://www.kayipdunya.com/kenan-yilmaz/yunan-mitolojisinde-kader#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Sep 2002 06:57:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kenan YILMAZ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kenan YILMAZ]]></category>
		<category><![CDATA[Akhilleus]]></category>
		<category><![CDATA[Apollon]]></category>
		<category><![CDATA[Grek]]></category>
		<category><![CDATA[Homeros]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Mitoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Yunan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kayipdunya.com/?p=1429</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Ey yüce tanrı Apollon, buralara kadar geldim senden kaderimi öğrenmek için. Söyle nedir? Suçum, cezam yada geleceğim.&#8221;
Tüm insanlık tarihinde insanoğlunun en çok üzerinde konuştuğu konulardan biri, geleceğidir hiç kuşkusuz. Bu gün bile 1 saniye sonra ne olacağını bilemeyerek bir kuşku içinde yaşıyoruz. Anı yakalamak diye bir deyim vardır ama bunu uygulayan çok az insan mevcuttur [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;<em>Ey yüce tanrı Apollon, buralara kadar geldim senden kaderimi öğrenmek için. Söyle nedir? Suçum, cezam yada geleceğim.</em>&#8221;</p>
<p>Tüm insanlık tarihinde insanoğlunun en çok üzerinde konuştuğu konulardan biri, geleceğidir hiç kuşkusuz. Bu gün bile 1 saniye sonra ne olacağını bilemeyerek bir kuşku içinde yaşıyoruz. Anı yakalamak diye bir deyim vardır ama bunu uygulayan çok az insan mevcuttur dünyada. Her zaman geçmiş peşimizden kovalarken gelecek önümüzden kaçmaya devam eder. Ve bu kovalamaca, takibin tamamına insanlar <strong><em>Kader</em></strong> demeyi uygun görmüştür.</p>
<p>Kader ilk çağlardan bu yana tüm uygarlıklarda farklı adlar alarak bazen bir olgu olmuştur bazense aramızdan bir insan. Bazen uygulamalarında yardım eden farklı güçler olmuştur yanında bazense tüm uygulamaları kendisi gerçekleştirirken görülmüştür.</p>
<p>Yunan uygarlığı bir çok yönden diğer uygarlıklardan çok daha detaylı ve süslü bir edebiyat yaratmış ve o çağların çok ötesine kadar uzanabilen eserler oluşturabilmiştir. Bu süslü ve detaylı anlatımlar bir süre sonra mitlere konu olmaya yada mitlerden konu almaya başlamış ve gelişmeye devam etmiştir.</p>
<p><img class="alignright size-full wp-image-1433" title="achilles_death" src="http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2010/08/achilles_death.jpg" alt="" width="325" height="315" />Yunan mitlerinde de kader ve kadercilik büyük rol oynamaktadır. Öyle ki sadece insanlar değil tanrılar da bu kader yolunda ilerlemek zorunda kalmıştır. Kader olmuş ve olabilecek her şeyden sorumludur ve önünde durmaya kalkan insan yada tanrı hepsini ezip yoluna devam eder. Eski tanrılardan titanların en büyüğü olan ve tüm titan soyu ve tanrıların babası kabul edilen Uranos bile kadere karşı duramamıştır ve kendi soyundan gelen Kronosun kendini tahtından edeceğini, çocuk doğmadan önce görmesine rağmen engelleme çabalarından hiç biri sonuç vermemiştir. Ve daha sonra aynı kaderi Kronosda paylaşmıştır. Öyle ki Kronos bu kaderi engellemek için doğan çocuklarını yiyecek kadar ileri gitmiştir ama Zeus&#8217;un yapacaklarına engel olamamıştır. Tanrılar Başbuğu Yüce Zeus babasını tahtından indirip kardeşlerini kurtarırken sadece kadere hizmet etmekteydi belki de. Ve bunun yanında Zeus çoğunlukla , kaderin uygulayıcısı olarak yanında yer almıştır.</p>
<p>Yunan insanı bu kader ve kadercilik olayını o kadar ileri götürmüşler ki olacakları gören Kahinler, tanrılar tarafından yetiştirilip dünya üzerinde gezmeye başlamış. Bilgeliğin simgesi olan yunan tanrısı Apollon kader biliciliği ve kehanetler için Delphi yakınlarında adını kurulduğu yerden alan bir tapınak kurmuş ve insanların , yarı tanrıların, tanrıların geleceğe ait sorularına cevap bulmayı amaçlamıştır. Tabi Kahinlik sadece tanrılara ve tanrıların gözdelerine ait bir özelliktir. Belki de burada bile yanılıyordur tanırlar, belki de kaderin gözdelerinin özelliğidir bu ama bunu bilmemize imkan yok tabi ki. Hemen hemen tüm yunan kahramanları hikayelerinde bir maceraya atılmadan önce kahinlere baş vurarak geleceklerini ve onları neyin beklediğini öğrenmeye çalışmış ve çoğunlukla bu şekilde yollarına çıkacak tehlikeleri atlatmayı başarabilmişlerdir.</p>
<p>Yunan mitolojisinde kader kişileştirilerek Homerosun &#8220;Ilyada&#8221; ve &#8220;Odysseia&#8221;&#8216;sında bolca yer almıştır. Homeros bunlara üç kader tanrıçası üç Moira &#8220;verici, dağıtıcı&#8221; demiştir. Yunan şairlerinde Hesiodos Theogonia&#8217;sında bu üç tanrıçanın isimlerini ve görevlerini şöyle sıralamıştır. Klotho yaşam ipini dokur, Lakhesis yaşam ipinin boyunu belirler, Atropos ise yaşam ipinin kesilmesinde görev alır. Bu üç tanrıça bazen hikayelerde kahramanlara yardım etmiş bazen de onların yaşam iplerini kesmişlerdir.</p>
<p>Yunan tarihinde bir çok tanrı, tanrıça, kral kadere meydan okumaya veya onu değiştirmeye çabalamış ama hiçbir zaman başarılı olamamışlardır.</p>
<p>Bazen de kader seçimi kahramanlara bırakmıştır. Tıpkı büyük Yunan kahramanı Akhilleus&#8217;da olduğu gibi. Annesi Irmak tanrısı olan Akhilleus&#8217;a kader iki seçenek sunmuştu ve bunu biliciler aracılığıyla bildirmişti. İlk seçenek uzun ama basit sade bir yaşam ikinci seçenek ise kısa ama çok şöhretli kahramanlara yaraşır bir yaşam. Akhilleus ikinci tercihi isteyerek yapmış ve kader ona nerede öleceği bilgisini bile vermişti. Ama yüce kahraman korkmadan öleceği ana doğru hızla ilerlemiş ve Troia savaşının sonlarına doğru Troia kahramanlarından Paris&#8217;in attığı ve tanrı Apollon tarafından yönlendirilen bir okla vurularak Hadese olan uzun yolculuğuna çıkmıştır.</p>
<p>Bazen ise çok acı sonları hazırlamıştır yunan kahramanlarına. Öyle ki talihsiz Oidipus&#8217;un başına gelenler kadere karşı gelenlere büyük bir ders olmuştu o zamanlarda. Thebai Kralı Laios&#8217;a Tanrı Apollon&#8217;un bilicileri, oğlunun kendisini öldüreceğini ve annesini eş olarak alacağını söylediklerinde kral önce buna inanmamış sonrada önlem almak için doğan oğlunu el ve ayaklarını bağlayarak bir ormana bırakacak kadar da korkmuş bu söylenenlerden. Oğlunun öldüğünü düşünen kral kaderi yendiğini düşünüp yıllarca hüküm sürmüş krallığında. Ta ki şehrin dışında öldürülene kadar. Sadece bir tane askeri sağ dönmüş kraliçenin yanına o da bir haydudun saldırdığını söylemiş tüm gruba. Tam bu dönemlerde ülkesi Korinthos&#8217;dan Kral olan babası Polybos&#8217;un oğlu çıkagelmiş ülkeye. Ülke kralın öldüğü sırada Sphinks adlı yaratıla uğraşmaktaymış. Bu ülkesini terk etmiş olan delikanlı Sphinks&#8217;i öldürmek için gelmiş ve başarılı da olmuş ve ülke halkı delikanlıyı ölen krallarının yerine geçirip kraliçeyle evlendirmişler. Çocukları olmuş, ve bir süre huzurla yaşamışlar. Ama daha sonra Ülkeye kıtlık ve veba gelmiş. Öyle ki tüm halk acılar içinde ölümü bekler olmuş. Biliciler krala eski kralın katilinin bulunması durumunda bu olayların son bulacağını söylemişler. Yeni kral olan Oidipus ülkeyi araştırmış ip uçlarını toplamış ve sonunda kralın sağ dönen muhafızını çağırtmış ve o zaman anlamış ki ülkeye gelirken kendisini çevirip ülkeye girişini engelledikleri gerekçesiyle öldürdüğü adamlar kral ve adamlarıdır. Bu ortaya çıkınca biraz sevinmiş Oidipus çünkü kendisine biliciler babasını öldüreceğini ve annesiyle evleneceğini söylemişler. Bunu açıklayınca eski uşaklardan biri krala; &#8220;Pek sevinmeyin çünkü siz Kral Polypos&#8217;un gerçek oğlu değilsiniz. Sizi kraliçemin emriyle ben götürdüm Korinthos&#8217;a&#8221; demiş. Bunu duyan kraliçe kaçıp odasına gitmiş. Oidipus anlamadan soran gözlerle bakmış uşağa. Uşak da açıklamış; &#8220;Yıllar önce Kral Laios kadere meydan okumak istemiş ve doğan oğlunu buradan uzaklaştırmıştı işte siz o çocuksunuz.&#8221; diye. Böylece Oidipus kadere meydan okuyarak ölen babası ve kendisinin ne gibi bir hata yaptıklarını anlamış ama iş işten geçtikten sonra. Oidipus annesini odasında ölü bulmuş. Kraliçe olayları anladığında utancından kendini asmış odasında. Oidipus ise insanların yüzüne bakamayacağı için gözlerini oymuş oracıkta.</p>
<p>Kaderden kaçmak isterken aslında kaderin çizdiği yolda ilerleyen Oidipus ve Kral olan babası Laios yaptıkları hatayı çok pahalı bedellerle ödemişler ve bu hikaye Kadere meydan okuyanlara ders olsun diye ünlü yazarların tiyatro oyunlarına konu olmuştu. Sophokles hikayeyi ayrıntılı bir biçimde bir oyuna dönüştürerek insanlara sunmuştur.</p>
<p>Gelecek ay umarım tekrar buluşuruz. Lütfen yazıyla ilgili eleştirileriniz bana mail adresimden ulaştırın. İyi bir Eylül ayı geçirmeniz dileğiyle&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kayipdunya.com/kenan-yilmaz/yunan-mitolojisinde-kader/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2010/08/achilles_death-300x290.jpg' length ='33178'  type='image/jpg' />
		<media:thumbnail url="http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2010/08/achilles_death-150x150.jpg" />
		<media:content url="http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2010/08/achilles_death.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">achilles_death</media:title>
			<media:thumbnail url="http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2010/08/achilles_death-150x150.jpg" />
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>PROMETHEUS</title>
		<link>http://www.kayipdunya.com/kenan-yilmaz/prometheus</link>
		<comments>http://www.kayipdunya.com/kenan-yilmaz/prometheus#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Jul 2002 07:04:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kenan YILMAZ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kenan YILMAZ]]></category>
		<category><![CDATA[Grek]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[Mitoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Pandora]]></category>
		<category><![CDATA[Yunan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kayipdunya.com/?p=1435</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Kanla kızıllaşmış bir kartal gelecek,
Çağrısız bir konuk gibi çökecek şölene.
Gün boyunca gövdeni parçalayıp,
Kararmış ciğerini yiyecek öfkeyle&#8220;
Prometheus… Yunan tanrıları içinde belki de insanlara en yakın olanı. İnsanlara bir çok hediye vermiş ve karşılığında tüm tanrılarının öfkesini çekerek sonsuz işkencelere mahkum edilmiş iyi yürekli bir tanrı. Öncelikle kimdir bu Prometheus;
Zeus gelip de onları dünyadan sürmeden önce dünyayı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;">&#8220;<em>Kanla kızıllaşmış bir kartal gelecek,<br />
Çağrısız bir konuk gibi çökecek şölene.<br />
Gün boyunca gövdeni parçalayıp,<br />
Kararmış ciğerini yiyecek öfkeyle</em>&#8220;</p>
<p>Prometheus… Yunan tanrıları içinde belki de insanlara en yakın olanı. İnsanlara bir çok hediye vermiş ve karşılığında tüm tanrılarının öfkesini çekerek sonsuz işkencelere mahkum edilmiş iyi yürekli bir tanrı. Öncelikle kimdir bu Prometheus;</p>
<p>Zeus gelip de onları dünyadan sürmeden önce dünyayı büyük tanrılar olarak bilinen Titanlar yönetirmiş. Hem çok iri yapılı hemde çok güçlü olan bu büyük tanrıların sadece bir kaçı destanlarda isimleriyle anlatılır. Yer küreyi sırtında taşıyan Atlas yada dünyayı sardığına inanılan ırmak tanrısı Okeanos. İşte bu büyük titanlardan biri olan Iapetos&#8217;un oğlu olan Prometheus&#8217;da bu titan soyundan gelmektedir. Tanrıların tanrısı Zeus&#8217;un babası da bu titanların en güzlüsü olan Kronos&#8217;tur. Kronos daha Zeus doğduğunda onun kendi sonunu hazırlayacağını biliyordu ama kadere engel olamadı ve oğlu gelerek tahtından etti onu.</p>
<p><img class="alignright size-full wp-image-1436" title="Prometheus" src="http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2010/08/prometheus.jpg" alt="" width="328" height="268" />Prometheus&#8217;un destanlarda girişi Zeus&#8217;u kızdırması ve ilk kadının yaradılışıyla başlar. Zeus dünyayı Titanlardan temizleyip tüm tanrıları düzene soktuktan sonra yaradılış çağı başlamıştı. Bu yaradılış çağı bir çok tarihçi ve Mitoloji bilimcileri tarafından iki ayrı efsane olarak işlenmiştir. Ben sadece bunun sonucundan bahsedip, yaradılış konusuna çok fazla girmek istemiyorum. Tüm yaradılış efsanelerinin sonunda beşinci soy diye bilinen ve şu andaki bizim soyumuzun ataları olarak bilinenler yaratıldı. Ama sadece erkeklerden oluşmaktaydı bu soy. İşte bu çağda yaşayan beşinci soyun insanları Zeus&#8217;u kızdırarak onlardan ateşi geri almasına neden olmuşlardı. Zeus o kadar kızdı ki, ateşle birlikte iyileşebilme özelliklerini de insanlardan aldı. Prometheus tanrıların tanrısına ilk burada karşı gelmiş ve tanrısal ateşi insanlara geri ulaştırmak için Olympos dağından çalmıştı.</p>
<p>Zeus, tanrıların tanrısı, böyle bir ihaneti asla cezasız bırakır mı? Öyle bir oyun oynadı ki, hem insanlara hem de Prometheus&#8217;a. Tanrıların tanrısı tüm güzellikleri bir araya toplayarak ilk kadını yarattı. Zeus diğer tanrı ve tanrıçalardan onun için armağanlar vermelerini istedi. Aphordite güzelliğini , Athena zekasını, Apollon bilgeliği verdi. Ama hiçbir şey kadının merakının önüne geçmeye yetmedi. Bu yaratılan ilk kadına Zeus &#8220;herkesin armağanı&#8221; anlamına gelen Pandora ismini verdi. Bu güzel &#8220;felaket&#8221; yaratılınca Zeus onu yeryüzüne indirdi. Böylece kadınla erkek arasındaki büyük mücadele başlamış oldu.</p>
<p>Prometheus Zeus&#8217;un yapacaklarını tahmin ederek, kardeşi Epimetheus&#8217;a tanrıların tanrısından gelecek armağanları almamasını söyledi. Çünkü Prometheus biliyordu ki öc alma isteğiyle yanan Zeus onun için çok büyük cezalar planlamaktaydı. Prometheus&#8217;un tüm uyarılarına rağmen, Pandora Epimetheus&#8217;un sarayına ayak bastığında tüm uyarıları bir anda silmeyi başaran güzelliğiyle kralı kendine hemen hayran bıraktı. Sarayda yaşadığı günler boyunca kendisine Zeus tarafından verilen ve kesinlikle açılmaması emredilen sandık onun ilgisini hep çekti. İşte kadının merakı burada Apollon&#8217;un kendisine verdiği bilgelikten ve Athena&#8217;nın kendisine verdiği akıldan daha önce geçerek Pandora&#8217;yı pençesine aldı. Pandora tüm emirleri unutarak sandığı açtığında yaptığı hatanın ne kadar büyük olduğu geçte olsa fark etti. İnsanlığa zarar verecek olan hastalık, acılar, kederler, kötülüklerin tamamı çıktı ve insanlığa musallat oldu. Pandora son anda sandığı kapatmayı başardı ve sadece insanlığın elinde tek güzel şey kaldı Umut. O günden sonra insanlar tüm kötülüklere umut ederek karşı durmayı başarmışlardır.</p>
<p>Bu Zeusun insanlığa verdiği cezaydı. Bir de Prometheusa verdiği bir ceza vardı ki yıllarca sürecek. Prometheus Kafkas dağına büyük bir kayaya Ateşin tanrısı, demirci ve tanrıların silahlarının yapıcısı Hephaistos tarafından yapılan kırılmaz büyük zincirlerle bağlandı. Zeus tarafından yaratılan büyük bir kartal her gün sabahtan gelecek ve vücudunu didik didik edip karaciğerini yiyecek, bu büyük acılar akşam vakti dinecek. Ama Prometheus&#8217;un acısı çok uzun süre dinmemiş, titanlardan biri olan Prometheus ölümsüz olduğu için ölme lüksüne sahip değilmiş. Her gece tekrar vücudu kendini yenileyip eski haline geliyor ve yeniden kartal gelip ona acılar veriyordu. Zeus&#8217;un bu acılı cezayı aslında Prometheus&#8217;un bildiği bir sırrı ona söyletmek için verdiğine inanılır ama sır nedir ya da Zeus bu sırrı onun ağzından alabilmiş midir, kesin bir bilgi yok. Sonuç olarak uzun yıllar sonunda Zeus&#8217;un efsanelere konu olan oğlu Herakles (Hercules) gelip zincirleri kırarak ve kartalı öldürerek Prometheus&#8217;u serbest bırakmıştır. Aslında efsanelerde Herakles&#8217;in bunu yapmasını Zeus&#8217;un bizzat istediği belirtilir ama cezadan neden vazgeçmiştir işte bu sorunun cevabı verilmez. Belki de Zeus zaman geçtikçe kalbini kaplayan buzlardan kurtulmaya başlamıştır, kim bilir.</p>
<p>Efsane böyle anlatıyor bize Prometheus&#8217;un başından geçen olayları. Burada efsaneye ait üzerinde durulması gereken birkaç nokta var bence. Birincisi Prometheus&#8217;un insanlara neden yardım ettiğidir.</p>
<p>Prometheus&#8217;un titanlarla olan savaşta Zeus&#8217;a yardım ederek kendi soydaşlarıyla birlikte yer yüzünden kovulmaktan kurtulmuştu. Daha sonra ise Zeus&#8217;un işlerine karışarak onun tüm öfkesini üzerine çekmişti. Ve tüm öfkeyi sırf insanlara yardım etmek için yaptı. Yazının başında da bahsettiğim gibi iki adet yaradılış hikayesi vardır ki bir tanesi Prometheus ve kardeşi üzerine kuruludur. Efsaneler Zeus&#8217;un dünyayı doldurmak için yaratılacak olanları yaratma görevini iki kardeş titana vermişti. Abisinin aklından pekte nasiplenmemiş olan Epimetheus hayvanları ilk önce yaratıp tüm iyi özellikleri armağan olarak onlara verdi. Çeviklik, cesaret, kuvvet, kurnazlık, kürkler, tüyler, kanatlar, kabuklar. Sonuçta insanlara pek bir şey kalmayınca hatasını anlayıp Abisine koşarak yardım istedi. Tanrılardan daha zeki olan Prometheus düşünüp bunun çözümü olarak güneşten bir parça alarak ilk kez ateşi verdi insanlara kürklere ihtiyaçları olmasın diye ve onlara soylu tanrılara benzer bir biçim verdi. İşte ilk kez ateşi Prometheus sunmuştu insanlara, yani kendi yarattığı tasarladığı varlıklara. Bu büyük ve soylu titan yarattıklarının Zeus&#8217;un elinde acı çekmesini istemediği içinde Zeus&#8217;a karşı gelip ikinci kez ateşi onlara getirmişti.</p>
<p>Yunan tanrıları ve efsaneleri incelendiğinde böyle bir bağlılığı Prometheus haricinde hiç bir tanrıda bulamazsınız. Daha önceli yazımda değindiğim Troya savaşı bunun en güzel örneğidir. Tanrılar savaş sırasında devamlı taraf değiştirmiş , aklıyla tanrıların içinde sivrilen Athena bile çok sevdiği Oddyseus&#8217;a rağmen Yunanlıları denizlerde felakete sürüklemişti. Bu sadakat daha sonradan Prometheus&#8217;un yunan halkı tarafından çok sevilmesine kendisine tapınılmasına ve saygı duyulmasına sebep olmuştu.</p>
<p>Efsanedeki bir başka üzerinde durulması gereken nokta ise bence Pandora ve kutusu. Yıllarca insanlar kendi zayıflıkları ve tanımlayamadıkları tüm doğa olayları için bir efsane yazma konusunda tüm hünerlerini göstermişlerdir. İşte bunun sonucunda Pandora ve kutusu çıkmıştır. Efsane, kadınların erkeklerin baş düşmanı olarak görülmesine ve tüm kötülüklerden sorumlu tutulmasına yol açmıştır. Aslında kutsal dinler göz önüne alınınca Hz. Adem&#8217;i kandıran da bir kadın olan Hz. Havva&#8217;dır. Ve cennetten kovulmalarıyla biten olayların başlangıcını hazırlamıştır. Tüm eski inanışlar kadınların korkulması uzak durulması gereken varlıkları olduğunu söylemekte ve bunu desteklemek içinde efsaneler yazmaya devam etmektedir. Yunan mitlerinde dikkate değer bir şekilde efsanelerin kötü karakterleri genelde kadınlardır. Odysseus&#8217;u tutsak eden, Troya&#8217;nın yıkımına neden olan insanlığa tüm kötü özellikleri kutusunu açarak getiren pandora da dahil hepsi kadındır. Bu kadınlara yüklenmenin temel nedeni ise kadınların kurnazlığından erkeklerin çekinmesidir bence…</p>
<p>Son olarak bu Yunan mitleri ve diğer dinlerde geçen kadınların bu kötüyü temsil etmesi olgunsun tartışmaya açık olduğu belirtmek isterim. Verilen tüm bilgiler mitoloji efsaneleri ve destanlardan alıntıdır. Eğer ilgilenen olursa Forum alanında bu konuyla ilgili bir tartışmada açmak isterim. Sizlerin fikirlerini almak gerçekten güzel olacaktır. Bu aylık bu kadar herkese hayatta başarılar…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kayipdunya.com/kenan-yilmaz/prometheus/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2010/08/prometheus-300x245.jpg' length ='23253'  type='image/jpg' />
		<media:thumbnail url="http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2010/08/prometheus-150x150.jpg" />
		<media:content url="http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2010/08/prometheus.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Prometheus</media:title>
			<media:thumbnail url="http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2010/08/prometheus-150x150.jpg" />
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>ODYSSEUS</title>
		<link>http://www.kayipdunya.com/kenan-yilmaz/odysseus</link>
		<comments>http://www.kayipdunya.com/kenan-yilmaz/odysseus#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 Jun 2002 07:19:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kenan YILMAZ</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kenan YILMAZ]]></category>
		<category><![CDATA[Grek]]></category>
		<category><![CDATA[Homeros]]></category>
		<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[miyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Penelope]]></category>
		<category><![CDATA[Yunan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kayipdunya.com/?p=1438</guid>
		<description><![CDATA[Anlat bana, tanrıça, binbir düzenli yaman adamı, kutsal Troya&#8217;yı yerle bir etmişti hani,&#8221; Homeros&#8217;un Odysseia destanının giriş dizeleridir bunlar. Tanrıça Athena&#8217;ya seslenerek yazmıştır Homeros. Peki nedir bu kadar özel yapan bu adamı, adına destanlar yazdıran.
Odysseus bence Athena ile özdeşleşen kurnaz ve keskin zekayı temsil eden bir külttür. Bir çok film ve çizgi filime de konu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Anlat bana, tanrıça, binbir düzenli yaman adamı, kutsal Troya&#8217;yı yerle bir etmişti hani,</em>&#8221; Homeros&#8217;un Odysseia destanının giriş dizeleridir bunlar. Tanrıça Athena&#8217;ya seslenerek yazmıştır Homeros. Peki nedir bu kadar özel yapan bu adamı, adına destanlar yazdıran.</p>
<p>Odysseus bence Athena ile özdeşleşen kurnaz ve keskin zekayı temsil eden bir külttür. Bir çok film ve çizgi filime de konu olmuş olan bu eski yunan kahramanı tanrıça Athena&#8217;nın yer yüzündeki havarisi olarak görülür. Gerçekten Odysseus anlatılan destanda karşılaştığı tüm zorluklarla tanrıçanın yardımı sayesinde baş etmiş ve her zaman ona olan inancına sarılmaya devam etmiştir. Aslında destan Odysseus&#8217;un kıvrak zekasından çok bence kararlılığına parmak basmak istemiştir. Dokuz yılı aşkın süre devam eden Troya savaşının ardından çıkılan eve dönüş yolunda tüm silah arkadaşlarını, gemisini ve neredeyse kendi benliği ve yaşamını kaybetme noktasına gelmiş olan Odysseus hep kendisini bekleyen karısı ve tek çocuğu için yaşama sıkı sıkıya sarılmış ve hiç vazgeçmemiştir. Aslında Athena&#8217;nın bu kahramanı sevmesinin asıl nedeni de kurnazlığından ve zekasından çok bu kararlılığıdır. Eski Yunan&#8217;da çizilen Athena teması tam da budur. Zeki, kurnaz, kararlı, zorluklara karşı durabilen. Savaş tanrısı olan üvey kardeşi bile bu tanrıçaya savaş alanında karşı duramazmış. İşte bu özellikler Odysseus ile bire bir örtüşüyor.</p>
<p><img class="alignright size-full wp-image-1439" title="Odysseus" src="http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2010/08/odysseus.jpg" alt="" width="250" height="299" />Şimdi bu binbir düzenli kahramanı biraz tanıtmak istiyorum. Yazılı kaynaklar Odyssesus Titanlardan biri olan ve ateşi dünyaya getirdiği için cezalandırıldığına inanılan Prometheus soyundan geldiğini ve gene aynı soydan Penelope isimli bir yunanlı kadınla evli olduğundan bahseder. Odysseus Yunanistan&#8217;ın kuzey batı kısmında kalan ufak adalardan biri olduğu varsayılan Ithaka adasının kralı olduğu bilinmektedir. Odysseus&#8217;un Telemakhos adında bir de oğlu vardır. Antik Yunanın ve Anadolu&#8217;nun en kanlı ve uzun savaşlarından biri olan Troya savaşı ilk patlak verdiğinde ve Yunan komutanları ordularını toplamaya başladıklarında bu oğlan çocuğu dünyaya gelmişti. Odysseus hem bu savaşın kanlı sonuçlarını bildiğinden hem de daha annesinin kucağında olan yeni doğmuş oğlunu bırakmak istemediğinden bu savaşa katılması için gönderilen çağrıyı cevapsız bırakmıştır. Odysseus burada kurnazlığı ve kararlılığının yanında gene tanrıça Athena&#8217;nın özelliklerinden birini daha göstermekte ve ailesi terk etmemek için türlü bahaneler uydurarak savaşa katılmamaya çalışmaktadır. Odysseus burada kıvrak zekasını pek kullanamamıştır. Bunun nedenini şimdi kim bilebilir, hiç kimse. Ufak bir yorum yapmak gerekirse Yunan mitlerinin ortak özelliği olan tanrıların oyununu beklide burada görebiliriz , beklide onun bizzat savaşta olmasını istemişlerdir. Odysseus ordusunu toplayıp Ithaka&#8217;dan ayrıldığında yavrusunu ve karısını bırakmıştır. Ama aynı zamanda karısına ve oğluna bir de söz vermiştir. &#8220;Geri döneceğim&#8221;. Zaten uzun yıllar süren bu ayrılığın Penelope&#8217;nin gönlündeki tek tesellisi de sözüne sadık Odysseus&#8217;un verdiği bu söz olmuştur muhtemelen. Destan da Penelope ne zaman sıkıntı çekmeye veya şüphe duymaya kalksa tanrılar ona bu sözü hatırlatarak beklemesini öğütlemişlerdir.</p>
<p>Odysseus destandaki ilk kurnazlığını adadan ayrılır ayrılmaz göstermiş. Troya savaşı kahramanlarından biri de annesi nehir tanrıçası Thetis olan ve doğumunda annesi tarafından styks nehrine topuğundan tutularak batırılan ve böylece vücudu tüm silahlara karşı direnç kazanan Akhilleus&#8217;dur. Thetis bilicilerden oğlunun bu savaşa giderse ölebileceğini öğrenir. Oğlunu iki kader beklemektedir. Birincisi kısa ama onurlu bir yaşam diğeri ise uzun ama hatırlanmaya değmeyecek onursuz bir yaşam. Annesi oğlunu Sykros Kralı Lykomedes&#8217;in sarayına kralın kızlarının arasına saklar. İşte bu noktada Odysseus devreye girer. Görevi Akhilleus&#8217;u bulup onun savaşa katılmasını sağlamaktır. Odysseus durumu öğrenince kralın sarayına hediyelerle gider. İki tane sandıkla gitmiştir. Birincisi güzel giysilerle diğeri silahlarla, kargılarla dolu. Tüm kızlar birinci sandığa üşüşürken kanında savaşmak olan Akhilleus silahlarla dolu sandığa yanaşmış ve Athena&#8217;nın gözdesine kendini göstermiş olur. Odysseus&#8217;un tatlı dili ve kurnaz konuşmasıyla savaşçı kanı alevlenen Akhilleus hemen zırhlarını giyinip savaşa gidecek olan gemisini hazırlamaya koyulmuş. Aslında troya savaşının ilginç kahramanlarından biride Akhilleus&#8217;dur. Savaşın kaderini belirleyen isimlerden biridir. Bazen kendi halkına küsüp savaştan çekilmiş, bazen de tüm gücüyle savaşın içinde yerini almıştır. Tabi ki bilicilerin görüşleri doğrulanmış ve savaşın bitimini göremeden Hades (Yunan mitlerinde ölülerin dünyasına verilen ad, ve onu yöneten tanrının adı) onu almıştır.</p>
<p>Bütün şiddeti ve kayıplarıyla tam dokuz yıl boyunca Yunan komutanları ve kahramanları Anadolu&#8217;da Çanakkale yakınlarında olduğu varsayılan Troya kentine saldırmış ve büyük kayıplar vermişlerdir. Savaştan burada fazla bahsetmeyeceğim çünkü Odysseus&#8217;un her ne kadar savaşta etkileri olsa da savaşın asıl sonucunda etkilerinin yoğunluğu artmış ve savaşın sonucunun belirlenmesini sağlamıştır.</p>
<p>Dokuz uzun yılın ve kayıpların ardından Yunanlılar artık bu kaleyi ve şehri normal yollardan elde edemeyeceklerini anladılar. Savaşın sonu bir türlü gelmemiş. Bazen Yunanlılar kapılara dayanmış tam ele geçirecekken geri püskürtülmüş bazen de Troya&#8217;lılar Yunanlıları gemilerine kadar püskürtmüş ama denize dökmeyi başaramamış. Bu olaylarda da tanrıların tüm entrikalarıyla yer aldığını söylemek yanlış olmaz. Tanrılar bu savaşın sonuçlanmasını güçleştiren ana etken. Yunan tanrıları yapı olarak kıskanç ve kendini beğenmişlik özelliklerini bolca barındıran tanrılardır. Tüm bu özellikleri en ufak şeyden taraf değiştirmelerini ve tüm Yunan halkını etkileyen sonuçlar çıkmasını sağlamıştır. Bu iki yüzlülük kıskançlık aslında Yunan tanrılarının insanlara ne kadar yakın olduğunu gözler önüne sermektedir. O dönemki insanlar tüm insancıl zayıflıklarını tanrılara aktarmış ve zaten bu zayıflıkları onlardan aldıklarını önce sürmüşlerdir. Neyse konuyu fazla dağıtmayalım.</p>
<p>Odysseus tam savaşı bırakıp geri döneceklerken Yunanlılara yeni bir plandan bahsetmiş ve savaşın sonucunu tamamen değiştirmeyi başarmıştır. Odysseus&#8217;un planı büyük tahta bir at yapılması ve bu atın içine komutanların gizlenmesiymiş. Bu at sahilde bırakılacak ve yunan ordusu adanın etrafından dolanıp denizde beklemeye başlayacakmış. Bu plana göre bir tane yunanlı asker bu atın tanrıların isteği olduğunu ve hediye olarak surların içine alınması gerektiğini Troyalılara anlatmak için geride bırakılacakmış. Daha sonra At içeri alınınca komutanlar dışarı çıkıp bir işaret vererek orduyu çağırıp kapıları ordu için açacakmış. O dönemi düşünürsek bu denli kurnazca bir plan ellerindeki teknoloji ile gerçekten insanı hayran bırakmakta. Yapılan tahta atın destanda anlatılan mimarisi ise insana takdir etmekten başka bir seçenek bırakmıyor. Şöyle ki göğsünde kahramanların gizlendiği bölmeyi koruyan ve görünmesi imkansız bir kapak varmış ve kapağın içinde katlanabilen bir merdiven. Zaten kapak sadece içeriden açılabiliyormuş. Plan uygulamaya konulduktan sonra sadece tek bir ufak sorun çıkmış ve bu da tanrıların gene işe karışması sonucunda çözüme ulaşmış. Bir Troyalı tahta atın ölüm ve yıkım getireceğini söylemiş ve kaleye alınmamasını istemiş. Ama tam sözlerini bitirirken denizden çıkan kocaman iki yılan adamı ve yanındaki iki oğlunu boğarak öldürmüş ve Troyalılar bunun tanrıların dileği olduğundan kesin emin olmuşlar. At surlardan içeri alındıktan sonra yapılan kutlamalar sonrası herkes sarhoş olmuşken komutanlar atın içinden çıkarak beklenen işareti vermiş ve savaşın kaderi böylece belli olmuş. Buraya kadar anlattıklarım Homeros&#8217;un Troya isimli destanının bir bölümünü oluşturmaktadır. Bundan sonra ise asıl Homeros&#8217;un adını Odysseus&#8217;dan aldığı Odysseia destanı başlar ve Odysseus&#8217;un on yıl süren denizlerdeki çilesi ve tanrıların onun üzerinde oynadığı korkunç oyunları anlatır.</p>
<p>Odysseus&#8217;un savaşın sonlandırılmasındaki rolü gerçekten büyük. Tam her şey bitti derken gene kararlılığını ve kurnazlığını kullanarak tam istenen sonuca ulaştıracak bir plan yapmış ve planı başarıyla sonuçlanmış. Savaşın sonuçlanmasından ve ganimetin bölüşülmesinden sonra zaten çok uzun süredir adasından ayrı olan kahramanımız ilk yola çıkanlardan biri olmuş. Belki de içine doğmuştur en son Yunanistana döneceğin kendisi olduğu. Bu çok ünlü kahramanın yaptıkları her ne kadar övgü toplasa da tanrıların tamamı Yunanlıların yanında değildi başta yüce Zeus olmak üzere bir çok tanrı Troyanın tarafını tutuyordu. Tabi Odysseus&#8217;un planı ve sonuçları bu tanrıları pek memnun etmedi. Zeus onu korkunç maceralara ve kaderine sürükleyecek olan ilk fırtınayı üzerine gönderdiğinde neredeyse adasına varmak üzereydi. Tanrılar tüm oyunlarını sergilerler ve evinden onu uzak tutmak için ellerinden geleni yaparlar. Gene bu yolculuklarında da Athena her zaman yanında olur.</p>
<p>Bu iki destan yazıldığı dönem olan M.Ö. 700 yılları göz önüne alınırsa güncelliğini günümüze kadar koruması bir tesadüf değildir. Destan yazarın anlatımı ve dildeki akıcılık haricinde içinde barındırdığı ve bulunup çıkarılmayı bekleyen derslerle de günümüze ulaşmıştır. Odysseus her iki destanında kahramanıdır. Ve olması gereken tüm iyi meziyetleri kendi üzerinde toplamıştır. Bunun yanında on yıl süren serüvenlerinde bir çok hataları olmuş ve bu hatalarının bedellerini gemisini ve adamlarını kaybederek ödemiştir. Ama hiçbir zaman vazgeçmemiş verdiği sözü unutmamış. Ortalama 350 sayfalık destanı burada anlatmam hatta özetlemem bile çok zor ama gerçekten çok büyük tehlikelere göğüs germiş, hiç yılmamış Odysseus. Tüm destanda kahramanların başlarına gelenler tanrıların istekleri olarak anlatılmış hatta tanrılar kişileştirilerek bir toplantı tasviri bile çizilmiş. Burada kötü meziyetler ikiyüzlülük, sahtekarlık, kıymet bilmeme, entrika tamamen tanrıların üzerine yüklenmiş.<br />
Böylece Odysseus&#8217;un Troya savaşındaki kahramanlıklarından bahsetmiş olduk, gelecek sefer on yıl süren deniz çilesini anlatmaya çalışacağım. Tekrar görüşünceye kadar kendinize iyi bakın…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kayipdunya.com/kenan-yilmaz/odysseus/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	<enclosure url='http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2010/08/odysseus.jpg' length ='13589'  type='image/jpg' />
		<media:thumbnail url="http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2010/08/odysseus-150x150.jpg" />
		<media:content url="http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2010/08/odysseus.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Odysseus</media:title>
			<media:thumbnail url="http://www.kayipdunya.com/wp-content/uploads/2010/08/odysseus-150x150.jpg" />
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>
