VİKİNG MİTOLOJİSİ – 1

3

Kanımca dünya üzerinde en yanlış tanınan ve yanlış anlaşılan halkların başında Vikingler gelmektedir. Boynuzlu miğferleri, baltaları, ejderha başlıklı gemileriyle Vikingler sanki sinema için yaratılmış iki boyutlu, çizgi roman karakteri tadında kişilerdir. Saldırır, tecavüz eder, yağmalar, öldürür, yakar ve giderler. Ölümden başka tarihte, kültürde ve edebiyatta hiçbir iz bırakmamışlardır, kaybolup gitmişlerdir.

Aslında hikaye öyle değil. Bu barbarlar çok ilginç ve karmaşık bir kültür ve din oluşumu çıkartırlar karşımıza. Yaşam tarzları inanışlarına, inançları ise yazıtlarına yansımıştır. Karmaşık bir kültürel yapı gösterirler. Kuzeyliler o kadar yağma ve kargaşa arasında gittikleri yerlerde birçok iz bırakmışlardır, en azından uğradıkları yerlerde isimleri, runik harflerle kazınmış bir halde bizi asırlar sonra seyretmektedir. Aya Sofya’da Dinyeper Nehrinden aşağıya seyahat eden drakkarlarla -ejderha gemi- Miklagard’a -Konstantinopolis, yani İstanbul’a- gelen, imparatorun özel muhafız kıtası Vareng’leri oluşturan Vikinglerden birinin, Halfdan’ın, ismi mermerde kazınmış olarak sonsuza kadar var olacaktır.

Yazılanlar sağa sola kazınmış isimler değildir. İzlanda’lı scald yani ozan Snorri Sturlussonn “Heimskringa” isimli eserinde ne kadar etki ve iyi bir yazar olduğunu gösterir. Her ne kadar batı edebiyatı ve kültürü daha çok Helenlik kültürden etkilenmiş olsa da, ilk hristiyan misyonerler İngiltere’nin doğusunda, İskoçya’da ve İrlanda’daki Viking etkilerini silememişlerdir. Bu nedenle asimilasyon yöntemi daha etkili bulunmuş ve yerleşik inançlar yeni dinin içerisine yedirilmiştir. Bunlar günlük hayatın içine öyle bir karışmıştır ki İngilizce bilenlerin büyük çoğunluğu Tuesday’in Tiu’ nun yani savaş tanrısı Tyr’in, Wednesday’in Wotan yani Odin’in, Thursday’in Thor’un ve Friday’in Freya’nın günü olduğunu bilmezler. Adı geçenlerin hepsi Viking tanrı ve tanrıçalarıdır.

Vikinglerden kalan eserler ve tabii dinleriyle ilgili bilgiler dillerinin en az bozulduğu yer olan İzlanda’dan gelmektedir. Bu konuda en büyük emeği bir hristiyan papaz olan Semund yapmıştır. Semund pagan şiirlerini The Elder Edda diye bilinen bir koleksiyonda toplamıştır. Diğer bir yazın türü olan Saga’lar ise bir görevin veya bir maceranın anlatıldığı destanlardır.

Kuzey mitolojisi kuzeyin soğuk ve verimsiz topraklarını, uzun süren gecelerin gece karanlığını, derin fiyordları, bunlara dik inen sarp yamaçlı dağları yansıtır. Zorluk ve sıkıntıların hikayesidir.

Buz Devi Ymir

Bu zorluklar ise var oluşun en başından beri görülür. En başta dibinin gözle görülemediği bir uçurum, Ginnungagap ve buranın kuzeyinde karanlıklar ve sisler ülkesi Niflheim vardı ve buradan bir pınar kaynıyordu. Bu soğuk çağlayanın tam karşısında ise alevler ve parlaklığın ülkesi Muspellsheim bulunurdu ve bu değerli bölge bir dev tarafından korunurdu. Devin kılıcından çıkan kıvılcımlar aşağıdaki buzu eritip dev bir yaratık olan Ymir’i ortaya çıkardı. Ymir’le birlikte ortaya çıkan dev bir inek açlıkla kayaları yalamaya başlayınca kanın içinden yaratıcı tanrı Buri çıktı. Ymir uyurken koltuk altlarından bir kızı ve bir oğlu doğdu. Görüldüğü gibi tek tanrılı dinlerden tersine pagan dinlerin çoğunda mutlak yoklukta bile yaşayan yaratıklar vardır ama bunları anlamak ve algılamak insan zihninin ötesindedir. Ayrıca bazı olaylar günümüzde çok saçma görünse bile bu inançların kalıntılarının Avrupa’nın birçok yerinde yoğun olarak görülmesi ne kadar yerleşmiş ve etkili olduklarının göstergeleridir.

Ymir’in ayaklarından ise tüm kötü buz devlerinin atası doğdu. İlginç olan nokta ise Viking evreninde soğuğun kötü olarak kabul edilmesidir, yani iyilik veya kötülük veya bunlara verilen ödüller ve cezalar iklimlere göre belirlenebiliyor.

Bu kötü devler Buri’in varlığını öğrenince ona saldırırlar ve aralarında bir çatışma başlar. Buri’nin oğlu Börr daha sonra dev Bestla ile evlenir ve bu evlilikten üç tane oğul doğar. Bunlar Vili (istek), Ve (kutsal) ve Odin’dir (ruh). Bu üç oğul savaşa katılıp Ymir’i öldürdüler. Ölen Ymir’in kanı bir tufan oluşturur. Ymir’in önemi öldükten sonra da devam eder. Tanrılar (Æsir) devin etlerinden Midgard’ı (Orta Bahçe – Orta Dünya) yaratırlar. Dünya sağlam kalsın, titremesin diye dört köşesine Nordi, Sudri, Austri ve Westri (isimlerinden anlaşılıyor) diye tanınan dört cüce yerleştirirler. Tanrılar karanlıktan kurtulmak için Mani (ay) ve Sol (güneş) i yaratırlar fakat bunları gökte iki kurt, Sköll (iticilik) ve Hati (nefret) kovalamaya başlar. Kurtların amacı bu ki parlak topu yutup evreni eski karanlığına geri götürmektir. Bazen bunları yakalamayı başarırlar ve ay ve güneş tutulmaları oluşur. Bu felaketi engellemek için halk kazanlara, kalkanlara kılıçla vurup gürültü çıkartarak kurtları korkutmaya çalışırlar. Ne kadar tanıdık değil mi?


Orijinal görsel ~Prasa ‘ya aittir.
Original artwork by ~Prasa

Paylaş

3 yorum

  1. avatar
    Kemal Çetin -

    Hocam kaleminize sağlık. Yazdıklarınızı okumak büyük bir keyif. Diğer yazılarınızı da bekliyorum heyecanla.

Yorum yapın