İRLANDA MİTLERİ VE EFSANELERİ: ÖZET ÇALIŞMA

5

Bu Makale ilk olarak Hacettepe Universitesi: JOURNAL OF BRITISH LITERATURE & CULTURE’da 1990 yılında İngilizce olarak yayınlanmıştır. Kayıp Dünya için Türkçeleştirilmiş olan makalenin orijinalini 2. sayfada bulabilirsiniz. (Çev. Altuğ Gürkaynak)

Deniz Bozer (ed.); Abanazır, Can. The Birth and Growth of a Department: Department of English Language and Literature, 25th Anniversary, “Irish Myths and Legends: A Brief Study.” Special Edition (Ankara, Hacettepe University, 1990): 79-82.

Please see Page 2 for the English version of the article.

Kelt Mitolojisi dönemlere ayrılır. Mitolojik dönemler çok önemlidir, zira bize mitlerin belirsiz çağlarının tarihe dair küçük bilgiler verirler. Bu türün ilk önemli kitabı Lebor Gabala veya İstilâlar Kitabı’dır. 12. Yüzdılda Hristiyan bakış açısıyla yazılmış olsa da, kitabın bütününe hakim olan ruh Pagan’dır. Kitaba göre, İrlandadaki ilk insanlar Hristiyanlık Tufanıyla telef oldular. 268 yıl sonra, Partholon’un öncülük ettiği, 24 erkek ve 24 kadından oluşan bir grup İrlanda’ya ayak bastı. Göller yarattılar, ovalarla ilgilendiler, ancak onlar da bir salgınla yok olup gittiler. En önemli katkıları ise ilk birayı mayalamak oldu. Parthalonların yok oluşlarının ardından İrlanda Nemedialılar tarafından istila edildi. Bunlar maceracı Nemed’in takipçileriydi. Bu insanlar istilacı Fomorianlara karşı İsveç ve Yunanistan’a kadar dünyanın her yerinde savaştılar. Tüm bunların ardından Fir Bolg geldi. Adaya Ağustosun ilk günü ayak bastılar. Beraberlerinde müttefikleri vardı ve bu bilgi, kabileler istilasının kanıtıdır.

Bu istilaların en önemlisi ise bir sonraki, Tuatha De Danann veya “Tanrıça Danu’nun Halkı”nın gelişidir. 1 Mayıs’ta geldiler ve Fir Bolg’ları tek bir savaşla yenip Connacht ve kısmen adanın geri kalan kısmını fethettiler. Karaya çıkışlarıyla ilgili tuhaf olan şey ise, kendilerini saran bir sisle gelmeleri ve bu sayede düşmanın gözüne ilişmeden karanın iç kısımlarına kadar görünmeden nüfuz edebilmiş olmalarıdır. Düşmanlarını yendikten sonra başkentlerini Tara’da inşaa ettiler. Tuatha De Danann sihirli güçleri olan bir soydu. Yetenekliydiler  ve sanat ve bilim dışında, büyücülük alanında yüksek seviye ustaydılar. Mitolojik çağda Ölümsüzler arasında yer alırlar. Daha sonraları, âlimler tarafından iblisler veya sürgün edilmiş (düşmüş) melekler olarak sınıflandırılmışlardır. Halklarının en cesurları, liderleri, zaferlerini savaş sanatından ziyade üstün bilgi ve sihirle kazanan, öncelikle büyücü, ikincil olarak da savaşçılardı.


Tuatha De Danann

Fiziksel zindelik ve güzellik gerek bu Superman’ler kavminde ve gerekse sonraki Kelt kavimlerinde önemliydi. Bir örnek vermek gerekirse, Mag Tuireadh veya Maytura savaşlarının ilkinde sağ elini kaybeden Tuatha Kralı, Nuada, fiziksel olarak kusursuz olmadığı gerekçesiyle mevziden uzaklaştırılmıştı. Bu kabile, yine 1 Mayıs’ta İrlanda’ya ayak basan Milesian’lar tarafından mağlub edildi.

Burada bir parantez açmamız lazım, zira Galic (Galyalı) kültüründe Mayısın ilk günü yazın başlangıcıdır. Tüm şeytanlıkların dünyada serbest kaldığı, 30 Nisan’daki Walpurgisnacht’ın Teutonic festivalinden hemen sonra gelir. Ayrıca Beltine denilen eski bir Kelt festivali de yine 1 Mayısta idi. Ve tekrar 30 Ekim de kışın gelişini müjdelediği için kaydadeğer bir tarihtir. Bu tarih günümüzde eskisine oranla daha komik tarzda Cadılar Bayramı olarak kutlanıyor. Aynı gün Samain denilen başka bir Kelt bayramında insanlar tanrılara kurban olarak sunulurdu. Druidik İrlanda’da bu günler kutsaldı, böylece bunları yok edemeyen Haristiyanlar, bu inanışları yeniden şekillendirerek Hristiyan inanışları halinde kabul ettiler.

Tuatha De Danann, mağlubiyetlerinin ardından diğer ırklar gibi yok olmadılar, bunun yerine İrlanda kültürel yaşantısının temel yapı taşlarından birine dönüştüler. Yeraltına çekildiler ve büyük sırları ve gizemli sanatları da yanlarında götürerek “Sluagh Sidhe” yani peri halkına dönüştüler. Büyünün gizli diyarlarına girip bugüne değin orada kaldılar.

Periler İrlanda Kültürünün temellerini oluşturur. Ormanda, evlerde, ırmaklarda ve her yerde yaşarlar. Onlara Daoine Maithe denir, “Uslu Halk” veya Daoine Beage, “Küçük Halk” veya Daoine Sidhe, “Huzurlu Halk”. Periler küçük, güzeldirler. Yeşil giyinirler ve pek çok sanatta ustadırlar. Gaydanın mucidi etmiş ve cig dansının yaratıcısıdırlar.

Bu perilerin en önemlisi “Leprechaun”dur. Bu, iyi bir zanaatkâr, terzi ve arkadaş olan küçük bir adamdır ve ancak sabah veya akşam üzeri alacakaranlığında görünür. Biri onu gördüğünde, gören kişi Leprechaun’la gayet nazik konuşmalı, onu dikkatle izlemeli ve doğru zaman geldiğinde boynundan tutuvermelidir. Özgürlüğünü geri kazanabilmek için, kendisini yakalayan efendisini bir küp dolusu altının saklı olduğu yere götürecektir. Gökkuşağının bittiği yerdeki altın dolu küp hikâyesi de bu efsaneden gelir. Bizim için tanıdık bir diğer Tuatha ise diş perisidir.

Gerçeküstülüğün katmanları boyunca ilerlerken, İrlanda Tanrılarının katına da bir adım atmamız gerekiyor. Keltler çok tanrılıydı. İrlandanın her yerine dağılmış küçüklü büyüklü tanrılar ve ilaheler vardı. Ancak tüm bu Tanrıların ana kaynağı Tuatha idi. Kavimlerin kahramanları, bir Tanrı olarak yeniden doğarlardı. Panteon’un en önemli Tanrıları Dagha ve Lug’dur. Dagha “herşeyin babası” olarak anılır. Büyük ve çirkindir. İri, kaba bir sopa taşır. Hayatı alır ve verir, böylece yaşamın ve ölümün de efendisidir. Asla boşalmayan bir kazanı vardır ki bu kazandan “bolluk ırmağı” akar ve bu da halen günümüz edebiyatında kullanılagelen bir semboldür. Dagha, bereket Tanrısı ve haşmetli kalelerin yaratıcısıydı. Onuruna Kasımın ilk günü büyük bir festival verilir, Cadılar bayramı.

Lug ise “Uzun Kol” ve “çok hünerli” olarak anılır. Sihirli gücü demirciliğinden gelirdi ve o zamanlar bu önemli bir zanaat dalıydı. Aynı zamanda bir savaşçı, harp çalar, şair, tarihçi ve büyücüydü. Lug aslında Mag Tuireadh savaşında yer aldı ve Famorianların dev kahramanını, bize Davut ve Goliath’ı hatırlatan şekilde, bir sapan taşıyla öldürdü. Lug, gerek savaşçı gerekse zanaatkar olarak son derece başarılı bir ırk olan Keltlerin becerikli tanrısıydı.

Diğer başlıca tanrılar ise Danu, Toprak Ana ve sonradan Hristiyan inanışında Azize Brigit olan Brigit’tir. Brigit’e tapınmanın rahiplerce önü alınamayınca ruhban sınıfı akıllıca bir hamleyle Brigit’i takdis etmişti.

Bu tanrılara pek çok yolla tapılmıştı. Ritüelin esas uygulayıcısı büyük sihir güçlerine sahip bir şaman olan Druid’dir. Bunlar Öte görücüler, Kâhinler ve Ozanlar olarak farklı sınıflara ait olurlardı. Druid’in kelime anlamı “meşe ağacının yerini bilen ve bulan”dır. Meşe, Druid törenlerinde önemli bir yere sahiptir. Ayin için, ökseotu ve meşe yaprakları altın bir orakla toplanıp, büyük bir kazanda sihirli iksiri hazırlamak üzere kaynatılırdı. Bu ayinin en popüler olduğu ve en çok görüldüğü yer Fransa’daki Carnutes ormanıdır. Bu törenlerde sıklıkla insan kurbanlar verilirdi. Ayinlere dair detaylara antik İrlanda kitapları ve destanlarında değinilmektedir.

Antik İrlanda Edebiyatı üç ana bölüme ayrılabilir:

1-      İrlandanın ilk istila edilişlerine dair Mitolojik dönem hikâyeleri;

2-      Kızıl Dal dönemi veya Cu Chulainn efsaneleri ve Ulster ve Connacht arasındaki savaşları içeren, Ulster dönemi hikayeleri.

3-      Fiann MacCool ve oğlu Ossian’ın maceralarını içeren, Ossian Dönemi hikayeleri.

Cu Chulainn

Kızıl dal dönemi, katıksız Galyalı öykünmeleri ve destansı hareketler içermesi sebebiyle önemlidir. Cooley’in Sığır Baskını veya Tain’Bo’Cualnge bu hikayelerin en önemlileridir. Herhangi biri orta çağdaki şövalyelik geleneğinin izini sürerek bu kitaba ulaşabilir. Kahraman Cu Chullainn’in gerçek adı Setenta’dır, fakat demirci Culann’ın köpeğini öldürdükten sonra, ona hizmet edeceğine ve Cu Chulainn veya “Culann’ın tazısı” ismini alacağına söz verdi. Cu Chulainn asil bir Kelt ailesinden geliyordu. Şişirilmiş bir Kelt asaleti, gururu, cesaretine ek olarak, sihir ve sanatta yetenekliydi. Unutulmamalıdır ki, bir Kelt savaşçısı yontulmamış bir asker değil, bir şair veya druide karşılık gelen biridir. Modern gözle bakıldığında yedişer el ve yedişer ayak parmağıyla biraz deforme görünse de güçlü bir genç adamdı. Hatırlanmalıdır ki yedi, sihirli bir rakamdır. Cu Chulainn Savaşta tam bir canavardı, öyle ki derisinin içinde dönebiliyor, saçının üzerinde ayakta durabiliyor ve saçlarından ateş çıkarabiliyordu. Savaş alanında yenilmezdi.

Efsanede, cadı kraliçe Medb, Cualnge’ın kumral boğasını çalmak ister, kahraman onun yolunu keser, fakat güçlerini üç cadının büyüsüyle kaybetmiş ve ölümcül yaralar almıştır. Yarasını gölde yıkarken bir köpek kanlı sudan içmek için yaklaşır. Köpeği öldürür ve hayatındaki ilk ve son cesaretli davranışın bir köpeği öldürmek olduğunu söyleyip kendini taş bir sütuna bağlayarak düşmanlarına ölümüne meydan okur. Böylece onuru zarar görmeden ölür.

Cu Chulainn esas kahraman tipiydi ve diğerleri onun adımlarını izledi. Cu Chulainn, kavmi için savaşıp, kendi kavminde kahraman olmuştur. Onunla karşılaştırıldığında Dinn MacCool ve eşitleri kavim dışı kahramanlar olarak düşünülebilir. Hikayeleri Fiana olarak anılır ve daha sonraki bir dönemde geçer. Bu savaşçılarlar ölümlü fakat diğer dünyayla bağlantı halindeydiler. Bu insanlar Kelt toplumunun tamamen insan ilk örnekleriydi. Hareketlerinin büyük kısmı avlanmak ve paralı asker olarak savaşa adanmıştı. Para için savaşan gezici bir orduydular. Yukarıda bahsedilen olaylar bazen sihirli ortamlarda, Tanrıların yanında, Tuatha De Denan ile ittifak halinde meydana geldi. Finn doğuştan yarı Tuatha, yarı Fir Bolg’du. Finn ve halkı şairdiler fakat Ossian da gelmiş geçmiş şairlerin en büyüğüydü.

Kahraman, bu sebeple, kavimsel veya kavim dışı olsun, insandı. Süper güçlerle donatılmış olsa da yaralanmayacak kadar güçlü değildi. Yine de kahramanlar ikiyüz yıl yaşamış olan Finn gibi oldukça uzun ömürlüydüler. Rahatlıkla diyebiliriz ki kahraman, Kelt savaşçı asiller tabakasının abartılmış bir ideali idi.

Son olarak Keltik öteki-dünyadan da bahsetmek gerekir. Tuatha De Danan yenilip yeraltına indiğinde Tarih öncesi İrlandanın höyükleri ve tümülüsleri olan Sidhe’leri sahiplendi. Diğer Tanrılar Tir-fo-Thuinn yani “Dalgaların altındaki ülke”ye (veya Tir-na-noc, “Gençlik ülkesi” veya Mag Mell, “Mutluluk alanı”) gittiler. Diğer dünya Vikinglerin Valhala’sı gibi azami mutluluklar mekânıydı. Sonsuza kadar çeşitli yiyecekler, aşk ve mutluluklarla dolu, yaraların iyileşebildiği, ölülerin hataya dönebildiği mutlu bir yerdi. Kahramanlar Sid denilen bir yere girmeye Tanrılar tarafından davet edilir veya zorlanırdı. İnsanlarda aynı şekilde, kendi yöntemlerince Bolluk Kazanı gibi hazineleri çalmak üzere Sid’e girmeye zorlanırdı. Ayrıca başarısız ve korkak savaşçılar ve hainler için devler ve diğer korkunç şeylerin yaşadığı yerler vardı.

İrlanda mitleri ve efsaneleri o kadar uzundur ki, basit bir yazıda anlatılmaktan ziyade dev ciltler halinde ve bugün bile, okurları hayrete düşüren ve mutlu eden efsanelerde anlatılabilirler. Her kültür, İrlandanın mitleri ve efsanelerinin bereketli toprağında kendinden bir parça bulabilir.

Kaynakça

CAUFIELD, Max
1973 The Irish Mystique. New Jersey: Prentice-Hall, Inc.

DAVIDSON, H.R. Ellis.
1977 Gods and Myths of Northern Europe. London: Peican Books.

PIGGOTT, Stuart
1977 The Druids. London: Pelican Booka

DOUGLAS, Ronald MacDonald (ed.)
1936 The Irish Book. New York: The MacMillan Press

RADICE. Betty (ed.)
1977 A Celtic Miscellany. London: Penguin Classics.

1 2
Paylaş

5 yorum

  1. avatar
    Pınar Karaca -

    Heyecanla beklediğim yazılardan biriydi. Verdiğiniz değerli bilgiler için teşekkürler.

    Saygılar.

  2. avatar

    Harika bir makale olmuş, çok teşekkür ederim. Başka yazılarınız da olacak mı?

  3. avatar
    Can Abanazır -

    Çok teşekkür ederim. Yardımcı olabildiysem ne mutlu bana. Lütfen soru sormaktan çekinmeyin.
    Saygılarımla
    Can

  4. avatar
    Can Abanazır -

    Teşekkür ederim,onur duydum. Evet Ekimde Viking mitolojisi hakkında bir yazı yazmaya çalışacağım.
    Saygılarımla
    Can

  5. avatar

    Bu makaleden sonra, Hobbit’lerin boylarını ve yaşadıkları tümülüs evleri bir kez daha düşündüm. Tolkien sanırım mitolojiden oldukça esinlenmiş karakterlerini yaratıp hikayeyi oluştururken 🙂 Ne dersiniz?

Yorum yapın